Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/9048 E. 2023/2398 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9048
KARAR NO : 2023/2398
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2893 E., 2020/1 K.
SUÇLAR : Taksirle öldürme
HÜKÜMLER : Düşme- beraat

Sanıklar … ve … hakkında, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2014/450 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan soruşturma izni verilmemesi nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen “davanın düşmesi”ne ilişkin kararın türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer verilen; “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekillerinin düşme kararlarına yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Katılanlar …, …, …, … vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2014/450 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile; sanıklar … ve … hakkında taksirle öldürme suçundan soruşturma izni verilmemiş olması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen “davanın düşmesi”ne, sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında ise, taksirle öldürme suçundan kusurlarının olmadığı tespit edildiğinden 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2019/2893 E. 2020/1 K. sayılı kararı ile; sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.11.2021 havale tarihli ve 2020/30377 sayılı, “Ret- Esastan Ret” görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar …, …, …, … Vekilinin Temyiz İsteği;
1. Eksik incelemeye, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğine,

2. Müteveffa kaptan … ve bot personeli zorla ve baskı ile göreve gönderildiğine,

3. Sanıkların kazanın meydana gelmesinde ve personelin vefatından dolayı açıkça sorumlu olduğuna, bu sorumluluğun bilirkişi raporlarıyla ve tanık anlatımı ile sabit olduğuna,

4. Dosyada bulunan iki rapor (Ulaştırma bakanlığı müfettişleri ve savcılık soruşturmasındaki bilirkişi raporu) sanıkları sorumlu tutarken, kovuşturma sırasında alınan rapor sanıkları sorumlu olarak tespit etmemiş olduğuna, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmeyeceğine,
5.Hatalı kararın kaldırılması için Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza dairesi’ne yapılan istinaf başvurusunun itirazlarının ve diğer itirazlarının dikkate alınmadığına, duruşmalı olarak istinaf incelemesi talep etmiş olmalarına rağmen, bu talebin kabule şayan görülmediğine, İlişkindir.

B. Katılanlar …, …, …, …, …,.Vekilinin Temyiz İsteği;
1. Sanıkların beraatlarına gerekçe gösterilmiş olunan 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunun hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğu, bu itibarla hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile sanıkların beraatına karar verilmiş olunmasının hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğuna,

2. Kıyı Emniyeti yetkilileri olan sanıkların olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmaması gereken Kıyı Emniyeti-7 botunu, makinist …’i ve özellikle kaptan……’i tehdit ederek, olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmama yönündeki iradelerinin tam aksi yönde hareket etmeye zorlayarak seyre çıkarmış olduğu dosya arasında yer alan ifadelerden açıkça ortadayken, 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda bu beyanlara hiç yer verilmediğine,

3. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müfettişliğinin 22.06.2013 tarih, 2/2 sayılı Ön İnceleme Raporu da olayımız bakımından fevkalade önemli olduğuna,

4. Soruşturma aşamasında tanzim edilmiş olunan 09.04.2013 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler doğru ve gerçeği yansıttığına soruşturma aşamasında tanzim edilmiş olunan 09.04.2013 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre, 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunun hatalı, gerçek dışı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğuna,

5. Kıyı Emniyeti yetkilileri olan sanıklar, olağanüstü hava şartlarını ve dalga yüksekliğini göz önüne alarak, kullanma kılavuzunda bu dalga yüksekliğinde kullanılmasının mümkün olmadığı belirtilen Kıyı Emniyeti-7 botu ile kurtarma çalışması yapmaya kalkmayıp, o günkü olağanüstü hava ve deniz şartlarına uygun olan kurtarma/açık deniz römorkörleri ve helikopterler ile kurtarma faaliyetlerini yürütselerdi bu vahim olay meydana gelmeyeceğine,

6. Kıyı Emniyeti yetkilileri olan sanıklar evvela tamamen hukuka aykırı olarak vardiya değişimi yaptırmış, bilahare olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmaması gereken Kıyı Emniyeti-7 botunu kaptan …’i tehdit ederek, kaptan …’i olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmama yönündeki iradesinin tam aksi yönde hareket etmeye zorlayarak, zorla seyre çıkarmış olduklarına,

7. Anayasa Mahkemesine yapılmış olan bireysel başvuruların neticesinin beklenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarih, 2019/2893 Esas, 2020/1 Karar sayılı hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı kararı ile istinaf başvurumuzun esastan reddine karar verilmiş olduğuna,

İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2014/450 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile;
“…Olay tarihi olan 04/12/2012 tarihinde Şile açıklarında yabancı uyruklu yük gemisinin batması nedeniyle, gemi mürettebatını kurtarmak üzere kıyı emniyeti personelinin bulunduğu KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun kurtarma faaliyeti esnasında battığı, kaza sonucunda KIYIEMNİYETİ-7 botunda bulunan kaptan … ve personel … ve …’in ve olay yerinde bulunan kurtarma mürettebatına yardım etmeye çalışan balıkçı …’ün denizde boğularak vefat ettiği, …’nın ise boğulma tehlikesi geçirerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir bir şekilde yaralandığı olayda yapılan soruşturma kapsamında kazada ölenlerin hayatını kaybetmesi hususunda taksir ve kusur durumunun saptanması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 09/04/2013 tarihli raporda, “kaza anındaki görüntüler ve dosyadaki tanık ifadelerinden yola çıkarak, kıyı emniyetinin kurtarma ile ilgili kıyıda önlem almadığı, balıkçıların yardımıyla çalışmaların devam ettiği, hatta bu sebeple balıkçılardan …’ün hayatını kaybettiği, amacı kurtarma olan kurumun her türlü riske karşı öngörüde bulunarak, en hızlı şekilde harekete geçilecek acil durum planlarının olması gerektiği, görüntülerde kaptanın uzun süre sağ olarak kurtarılmayı beklemesinin bu konudaki eksikliğin bir kanıtı olduğu, hava ve deniz durumu göz önüne alınarak dalga yüksekliğinin 5 metreyi bulduğu bir alanda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün dosya içinde bulunan ”acil müdahale botu gemi kullanma klavuzu” gereğince dalga boyu 4.5 metreden büyük olduğu için, botun düşük süratte korunak araması ve denize açılma talimatının verilmemesi gerektiği, durumu bilerek kaptana emir veren donatanın yani Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde krizi yöneterek KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botuna denize açılma talimatı verenlerin sorumluluğunun doğduğu, ölüm olaylarının meydana gelmesinde asli unsurun olağanüstü hava koşulları olduğu, ölen Makinist, …’in teknenin sürati konusunda bot kaptanı ,…’i uyarmayarak olayda ihmalinin olduğu, ölen kaptan …’in can yeleğini giymediği, dalga yüksekliği /sürat uyumunu dikkate almaması, hava ve deniz durumunu dikkate almaması sebebiyle olayda ihmalinin olduğu, 04/12/2012 tarihinde Şile açıklarında Meteroloji Genel Müdürlüğü’nün dalga yüksekliğinin zaman zaman 5 metre vermesine rağmen yardım ve kurtarma için kullanma klavuzunda 4.5 metreden büyük dalga yüksekliğinde düşük süratte korunak arayınız yazan Kıyı Emniyeti 1-3-4 ve 7 tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veya kişilerin söz konusu ölümlerde ihmallerinin olduğu, bu durumu bilerek kaptana emir vermiş olan donatının da sorumlu olduğu, bu bağlamda makinist, …’in %10 tali kusurlu, kaptan, …’in %40 tali kusurlu, Kıyı Emniyeti 1-3-4 ve 7 tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veya kişilerin %50 tali kusurlu olduğu”nun bildirildiği anlaşılmakla; soruşturma aşamasında, KIYIEMNİYETİ-7 botunu 04/12/2012 tarihinde görevlendiren kişilerin kim olduğunu tespit etmek amacıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne KIYIEMNİYETİ-7 botundan operasyona katılmasını isteyen birimin adı ve birimde yer alan görevlilerin isimleri ile görev ünvanlarının istendiği, alınan cevabi yazıda, Şile açıklarında batan VOLGABALT 199 ve yan yatan TIM-B gemilerine can kurtarma ve yardım için ülkemizin kara , deniz , hava , haberleşme ve sağlık imkanlarının harekete geçirilmesi ve uygun vasıtaların sevkinin sağlanması ve koordinasyonu amacıyla kriz merkezinin aktif hale getirildiği, yapılan işlemlerin kayıt altına alınarak Genel Müdürlük makamının bilgisine sunulduğu, ilgili kriz merkezinde bulunan görevlilerin ad, soyad, ünvan ve imzalarının kriz tutanağı başlığı altında bulunduğu, bildirilmekle; Söz konusu kriz tutanağının; Vuku Bulan Olaylara İlişkin Yapılan Operasyonlar, Kriz Odası, 04/12/2012 Tarih adı altında tutulduğu, KIYIEMNİYETİ-7 Hızlı Tahlisiye Botu’nun 10:19 saatinde Şile’ye sevk edildiğinin tutanaktan anlaşıldığı, tutanağa imza atanların; Genel Müdür …, Genel Müdür Yardımcıları, …, …, …, İşletme Müdürü, …, Şube Müdürü, Suat H. Barlas, Daire Başkanları …, …, Kaptan, …, Baş Ensp.V. …, Şube Md.V. F. Özkan Öktem olduğunun anlaşıldığı, Genel Müdür … dışında kalan diğer personelin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Kamu İktisadi Kuruluşu olmasından dolayı 4483 Sayılı Kanuna tabi olmadığından bahisle ilgili sanıklar hakkında atılı suçtan cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı; soruşturma aşamasında … hakkında soruşturma izni verilmemesinden dolayı dava açılmadığı anlaşılmakla; kovuşturma aşamasında … hakkında soruşturma iznine ilişkin alınan karar ile sanık … Orakçı hakkında da da kamu davası açıldığı ve davanın birleştirilmesine karar verildiği; mahkememizce yapılan yargılama neticesinde sanık savunmaları, tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; 04/12/2012 tarihinde KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun kurtarma faaliyeti esnasında batması sonucu kaptan …, yağcı …, makinist …’in ve balıkçı …’ün denizde boğularak vefat ettiği, …’nın ise boğulma tehlikesi geçirerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı olayda; mahkememizce yapılan yargılama sırasında alınan konusunda uzman üçlü bilirkişi heyeti raporunda, kazanın tüm yönleri ile irdelenerek, gerek hava şartları, gerek botun teknik imkanları ve botun denize açılma sürecinin tek tek incelendiği; buna göre, kazanın KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botundaki her hangi bir teknik eksiklik ve yetersizliğinden meydana gelmediği; yine söz konusu botta görevli personelin gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduğu; Rahmetli Kaptan … yönetimindeki KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun dalga yüksekliğine göre tarif edilen hız sınırlarına ve dalga yüksekliği fazla olan deniz durumlarında emniyetli bir seyir için denizleri bordadan ve ya bordaya yakın almaya ve mümkün olduğunca teknenin dövülmesinden kaçınılma kurallarına uymadığı, AIS kayıtları video görüntüsü ve ifadelerin incelenmesi sonucunda anlaşılmış olup kazanın bu kurallara uyulmaması nedeniyle meydana geldiği kanaatine varıldığı; kazanın olduğu sırada denizin ve havanın KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun operasyonel limitlerinin içinde kaldığı; operasyona katılması maksadıyla KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botu karşı vardiyasının göreve çağrılmasının uygulamada karşılaşılan bir durum olduğu gibi zaten Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü vardiya listesine göre vardiyada olması gereken personelin de greve çıkan vardiyanın olduğu, … ve ekibinin göreve çağrılmasında kriz masası görevlilerinin bir kusuru bulunmadığı kanatine varıldığı; bilirkişi heyeti raporunda soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve eksik olduğu iddia edilen ekipmanlar yönünden de olayın değerlendirildiği, buna göre Ulaştırma Bakanlığı Müfettişliğinin bu iddialara yönelik, her hangi bir aksaklığın tespit edilmediği yönündeki tespitlerinin de dosyadaki verilere göre doğru olduğunun bildirildiği; son olarak tanık olarak dinlenen kaptan…’ın denize açılmama ile ilgili irade gösterdiği, diğer botların denizde olduğu halde kaptan… limandan ayrılmama yönüne iradesini gösterdiği baskı altında kaldığını hissetmesi halinde denize çıkmayı tercih edebileceği, Kaptanların göreve çıkıp çıkmama ve görev sırasında yaptıkları eylemlerle ilgili kararları kendi insiyatifleri ile almaları gerektiği kanundan doğan bir hak ve görev olduğu olayda da Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü yazılı prosedürlerinde de açıkça böyle yapılması gerektiği tarif edildiği, dosyada alınan ifadeler de dikkate alındığında, kaptanların kararlarını alırken iradelerine hiç bir makam ve kişi tarafından baskı uygulanmadığının ve yine göreve çıkmama şeklnde irade gösterip ceza alan kaptana uygulamada rastlanmadığının tüm bunlar dikkate alındığında, göreve çıkıp çıkmama yönünde her hangi bir baskı kurulmadığı, iradelerinin etkilenmediğinin, sonuç olarak Müteveffa …, …, … ve …’nın hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan deniz kazası olayında sanıkların kusurunun bulunmadığı, görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmekle, olayın oluşuna uygun bulunan bilirkişi heyet raporuna mahkememizce de itibar edilmekle, bilirkişi heyet raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, göreve çıkıp çıkmama konusunda tüm insiyatifin kapana ati olduğu, hava ve deniz şartlarının her an değişmesinin en iyi vardiyadaki personelce değerlendirilebileceği, meydana gelen kazada kişilere yükletilebilecek bir kusurun bulunmadığı kanaatine varılmakla; Sanıklar … ve … haklarında taksirle birden çok kişinin ölümü bir kişinin yaralanması suçundan açılan davada sanıklar hakkında soruşturma izni alınması gerektiği ve usulünce soruşturma izni alınması için yasal gereği yapılmış olup, bu sanıklar hakkında soruşturma aşamasında alınamayan soruşturma izninin yargılama sırasında giderilmesine çalışılmış ve yetkili makamlar tarafından sanıklar hakkında soruşturma izni verilmemiş olup, bu kararın kesinleştiği kovuşturma şartının … ve … açısından gerçekleşmediği anlaşılmakla CMK 223/8 maddesi gereği açılan davaların düşürülmesine; Sanıklar …, …, …, …, …, …, Suat…, …, …’nın yapılan yargılama sonucunda meydana gelen olayda kusurlarının olmadığı tespit edildiğinden CMK 223/2-c maddesi gereği ayrı ayrı beraatlerine…” şeklinde gerekçeler ile karar verildiği, bu kararlara karşı katılanlar vekillerinin istinaf başvurusunda bulundukları anlaşılmıştır.

2. Olay tarihinde Şile açıklarında yabancı uyruklu yük gemisinin batması nedeniyle, gemi mürettebatını kurtarmak üzere kıyı emniyeti personelinin bulunduğu KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun kurtarma faaliyeti esnasında battığı, kaza sonucunda KIYIEMNİYETİ-7 botunda bulunan kaptan … ve personel … ve …’in ve olay yerinde bulunan kurtarma mürettebatına yardım etmeye çalışan balıkçı …’ün denizde boğularak öldüğü, …’nın ise boğulma tehlikesi geçirerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir bir şekilde yaralandığı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde çalışan ve kaza esnasında yaralanan gemici, …’ nın müşteki sıfatıyla alınan ifadesinde ise; kimseden şikayetçi olmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.

3. Maktullerin kesin ölüm sebebini belirleyen, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 11.04.2013, 15.05.2015, 04.02.2013, 30.01.2013 tarihli otopsi raporlarında, Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp İhtisas Kurulu raporlarında; “Kişinin ölümünün suda boğulma sonucu” meydana gelmiş olduğu bildirilmiştir.

4. Soruşturma aşamasında alınan 09.04.2013 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kaza anındaki görüntüler ve dosyadaki tanık ifadelerinden yola çıkarak, kıyı emniyetinin kurtarma ile ilgili kıyıda önlem almadığı, balıkçıların yardımıyla çalışmaların devam ettiği, hatta bu sebeple balıkçılardan …’ün hayatını kaybettiği, amacı kurtarma olan kurumun her türlü riske karşı öngörüde bulunarak, en hızlı şekilde harekete geçilecek acil durum planlarının olması gerektiği, görüntülerde kaptanın uzun süre sağ olarak kurtarılmayı beklemesinin bu konudaki eksikliğin bir kanıtı olduğu, hava ve deniz durumu göz önüne alınarak dalga yüksekliğinin 5 metreyi bulduğu bir alanda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün dosya içinde bulunan ”acil müdahale botu gemi kullanma klavuzu” gereğince dalga boyu 4.5 metreden büyük olduğu için, botun düşük süratte korunak araması ve denize açılma talimatının verilmemesi gerektiği, durumu bilerek kaptana emir veren donatanın yani Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nde krizi yöneterek KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botuna denize açılma talimatı verenlerin sorumluluğunun doğduğu, ölüm olaylarının meydana gelmesinde asli unsurun olağanüstü hava koşulları olduğu, ölen Makinist, …’in teknenin sürati konusunda bot kaptanı ,…’i uyarmayarak olayda ihmalinin olduğu, ölen kaptan …’in can yeleğini giymediği, dalga yüksekliği /sürat uyumunu dikkate almaması, hava ve deniz durumunu dikkate almaması sebebiyle olayda ihmalinin olduğu, 04/12/2012 tarihinde Şile açıklarında Meteroloji Genel Müdürlüğü’nün dalga yüksekliğinin zaman zaman 5 metre vermesine rağmen yardım ve kurtarma için kullanma klavuzunda 4.5 metreden büyük dalga yüksekliğinde düşük süratte korunak arayınız yazan Kıyı Emniyeti 1-3-4 ve 7 tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veya kişilerin söz konusu ölümlerde ihmallerinin olduğu, bu durumu bilerek kaptana emir vermiş olan donatının da sorumlu olduğu, bu bağlamda makinist, …’in %10 tali kusurlu, kaptan, …’in %40 tali kusurlu, Kıyı Emniyeti 1-3-4 ve 7 tahlisiye botlarını görevlendiren kişi veya kişilerin %50 tali kusurlu olduğu bildirilmiştir.

5. KIYIEMNİYETİ-7 botunu 04/12/2012 tarihinde görevlendiren kişilerin kim olduğunu tespit etmek amacıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne KIYIEMNİYETİ-7 botundan operasyona katılmasını isteyen birimin adı ve birimde yer alan görevlilerin isimleri ile görev ünvanlarının istendiği, alınan cevabi yazıda Şile açıklarında batan VOLGABALT 199 ve yan yatan TIM-B gemilerine can kurtarma ve yardım için ülkemizin kara , deniz , hava , haberleşme ve sağlık imkanlarının harekete geçirilmesi ve uygun vasıtaların sevkinin sağlanması ve koordinasyonu amacıyla kriz merkezinin aktif hale getirildiği, yapılan işlemlerin kayıt altına alınarak Genel Müdürlük makamının bilgisine sunulduğu, ilgili kriz merkezinde bulunan görevlilerin ad, soyad, ünvan ve imzalarının kriz tutanağı başlığı altında bulunduğu, bu tutanağın gönderilen belgeler arasında olduğu yönünde cevap gönderildiği, Söz konusu kriz tutanağının; Vuku Bulan Olaylara İlişkin Yapılan Operasyonlar, Kriz Odası, 04/12/2012 Tarih adı altında tutulduğu, KIYIEMNİYETİ-7 Hızlı Tahlisiye Botu’nun 10:19 saatinde Şile’ye sevk edildiğinin tutanaktan anlaşıldığı, tutanağa imza atanların ; Genel Müdür …, Genel Müdür Yardımcıları, …, …, …, İşletme Müdürü, …, Şube Müdürü, Suat H. BARLAS, Daire Başkanları …, …, Kaptan, …, Baş Ensp.V. …, Şube Md.V. F. Özkan ÖKTEM olduğunun bildirildiği, kriz tutanağı başlığı altında tutulan tutanakta imzası bulunan diğer personeller hakkında Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Kamu İktisadi Kuruluşu olmasından dolayı 4483 sayılı Kanuna tabi olmadığından bahisle soruşturmaya re’sen başlanıldığı görülmektedir.

6. Sanıklardan … ‘nın Kıyı Emniyeti Genel Müdürü, …, … ve …’nin Genel Müdür Yardımcıları, …’ın İşletme Müdürü, SUAT…’ın Şube Müdürü, … ve …’nin Daire Başkanları, …’in Kaptan, …’ın Tahlisiye Baş Ekspektörü ve … in kurtarma ile ilgili şube müdürü olarak görev yaptıkları, sanıkların kurallara aykırı olarak koşullar elvermediği halde Kıyıemniyeti-7 kurtarma botunu denize açılmaya zorlayarak atılı suçu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı, sanıklardan … ve … hakkında soruşturma izni verilmediği ve bu konudaki karara yapılan itirazın da Danıştay 1.Dairesinin 2017/215 esas 2017/409 karar sayılı 15/03/2017 tarihli kararı ile görev yönünden reddedilerek Ankara Bölge İdare Mahkemesine gönderildiği ve ilgili mahkemece de itirazın reddolunduğu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı … tarafından Kıyı Emniyeti Genel Müdürü, … hakkında istenilen soruşturma izninin reddine karar verildiği, Ulaştırma , Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Denetim Hizmetleri Başkanlığı tarafından Şile Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben 08/07/2013 tarihli yazıda, Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü’nde, Genel Müdür … dışında kalan diğer personelin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün Kamu İktisadi Kuruluşu olmasından dolayı 4483 Sayılı Kanuna tabi olmadığından bahisle soruşturmanın resen yürütülebileceği hususunda cevap yazıldığı, soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı Şile Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 15/07/2013 tarihinde Danıştay 2. Daire Başkanlığı’na itiraz edildiği, ancak Danıştay 1. Daire tarafından 17/09/2013 tarihinde 2013/1244 Esas ve 2013/1043 Karar numarası ile görevli olmamasından dolayı görev yönünden reddine ve itiraza bakmakla görevli olan Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne itirazın gönderilmesine karar verildiği, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin ise 2013/467 Esas, 2013/538 Karar numarası ile itirazın reddine yönünde 04/12/2013 tarihinde karar verdiği, 4483 sayılı Kanunun 9/Son maddesi gereğince itiraz üzerine verilen kararın kesin olduğu, şikayet olunan kamu görevlisi … hakkında soruşturma izni verilmemesinden dolayı soruşturma yapılması imkanın bulunmadığı anlaşıldığından Genel Müdür … hakkında Ek Takipsizlik Kararı verildiği, kararın dosyanın içerisinde bulunduğu, Dosyamız kapsamında … hakkında KYOK kararı verildiği anlaşıldığından ekli Anayaya Mahkemesinin 2014/3944 başvuru numaraları 01/02/2018 tarihli kararı gereğince Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 2013/467 Esas, 2013/538 Karar numarası ile itirazın reddine yönünde 04/12/2013 tarihli kararı ve Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliğinin soruşturma dosyanıza ilişkin 17/11/2014 tarihli kararı sebebi ile hak ihlali olduğu tespit edildiğinden … hakkında yeniden soruşturmaya başlandığı ve … hakkında soruşturma iznine ilişkin alınan karar ile sanık … Orakçı hakkında da da kamu davası açıldığı ve davanın birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

7.Yargılama aşamasında alınan 05.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; kazanın tüm yönleri ile irdelenerek, gerek hava şartları, gerek botun teknik imkanları ve botun denize açılma sürecinin tek tek incelendiği; buna göre, meydana gelen kazaya bağlı olarak oluşan kayıpların Kıyı Emniyeti-7 hızlı tahlisiye botundaki herhangi bir teknik eksiklik veya yetersizlik nedeni ile meydana gelmediği, tüm bakım ve onarımlarının zamanında eksiksiz yapıldığı gerek role talimleri gerekse seyir cihazları makine ve teçhizatının testlerinin zamanında ve kurallara uygun yapıldığı, kazanın olduğu sırada Denizin ve havanın durumunun Kıyı Emniyeti 7 Hızlı tahlisiye botunun operasyonel limitlerinin içinde kaldığı, yine söz konusu botta görevli personelin gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduğu; ölen Kaptan … yönetimindeki KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun dalga yüksekliğine göre tarif edilen hız sınırlarına ve dalga yüksekliği fazla olan deniz durumlarında emniyetli bir seyir için denizleri bordadan veya bordaya yakın almaya ve mümkün olduğunca teknenin dövülmesinden kaçınılma kurallarına uymadığı, AIS kayıtları video görüntüsü ve ifadelerin incelenmesi sonucunda anlaşılmış olup kazanın bu kurallara uyulmaması nedeniyle meydana geldiği kanaatine varıldığı; kazanın olduğu sırada denizin ve havanın KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun operasyonel limitlerinin içinde kaldığı; operasyona katılması maksadıyla KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botu karşı vardiyasının göreve çağrılmasının uygulamada karşılaşılan bir durum olduğu gibi zaten Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü vardiya listesine göre vardiyada olması gereken personelin de greve çıkan vardiyanın olduğu, … ve ekibinin göreve çağrılmasında kriz masası görevlilerinin bir kusuru bulunmadığı kanatine varıldığı; bilirkişi heyeti raporunda soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve eksik olduğu iddia edilen ekipmanlar yönünden de olayın değerlendirildiği, buna göre Ulaştırma Bakanlığı Müfettişliğinin bu iddialara yönelik, herhangi bir aksaklığın tespit edilmediği yönündeki tespitlerinin de dosyadaki verilere göre doğru olduğunun bildirildiği; son olarak tanık olarak dinlenen kaptan…’ın denize açılmama ile ilgili irade gösterdiği, diğer botların denizde olduğu halde kaptan… limandan ayrılmama yönüne iradesini gösterdiği baskı altında kaldığını hissetmesi halinde denize çıkmayı tercih edebileceği, Kaptanların göreve çıkıp çıkmama ve görev sırasında yaptıkları eylemlerle ilgili kararları kendi insiyatifleri ile almaları gerektiği kanundan doğan bir hak ve görev olduğu olayda da Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü yazılı prosedürlerinde de açıkça böyle yapılması gerektiği tarif edildiği, dosyada alınan ifadeler de dikkate alındığında, kaptanların kararlarını alırken iradelerine hiç bir makam ve kişi tarafından baskı uygulanmadığının ve yine göreve çıkmama şeklnde irade gösterip ceza alan kaptana uygulamada rastlanmadığının tüm bunlar dikkate alındığında, göreve çıkıp çıkmama yönünde herhangi bir baskı kurulmadığı, iradelerinin etkilenmediğinin, sonuç olarak ölenler …, …, … ve …’nın hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan deniz kazası olayında sanıkların kusurunun bulunmadığına ilişkin görüş belirtilmiştir.

8. Ulaştırma Bakanlığı Müfettişliği Tarafından hazırlanan raporda; “…Konuyla ilgili olarak yapılan incelemelerde, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün acil hallerde uygulanacak planlarının mevcut olduğu, gerek Şile tahlisiye istasyonunda bulunan kara tahlisiye personelinin ve gerekse gemilerde görev yapan her sınıftaki gemi adamının düzenli bir şekilde eğitim kurs ve tatbikat çalışmalarının yürütüldüğü ilgili personelin acil durumlar karşısında nasıl hareket etmeleri gerektiği konusunda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nce muhtelif ihtimaller dikkate alınarak her türlü riskin giderilmesine yönelik çaba sarf edildiği tespit edilmiş olup, bu konuda Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğüne atfedilecek herhangi bir hata veya eksiklik görülmediği, Öte yandan, Şile de konuşlu bulunan Kara Tahlisiye istasyonu personelinin yetki, görev ve faaliyetleri incelendiğinde, görev sahaları içerisinde deniz kazasına maruz kalarak karaya vurmuş ve sabit vaziyetteki bir gemi üzerinden kurtarma amacıyla, varagele sistemi adı verilen ve kazazede gemi üzerinde sistemin kurulmasına yardımcı olacak gemi personelinin ah mmAsı Tararmımnda kara ile semi arasında kurulacak halat donanımı ile yapılan operasyonlarla, denizde kaybolmuş kişileri kıyı bandında aramaktan ibaret olduğu, Şile’deki konuşlu bulunan bu istasyonun, limandan ayrılacak her geminin kazaya uğrama olasılığı karsısında karada tedbir almak gibi bir görev zorunluluğun bulunmadığı müşahede edilmiş olup ,esasen KIYI EMNİYETİ-7 botunun mendireğe çarparak parçalanmasının akabinde, Şile kara tahlisiye personelinin de derhal mendireğe giderek, arama ve kurtarma faaliyetlerine katıldıkları anlaşıldığından, bu konuda her hangi bir aksaklığın tespit edilmediği…” şeklinde görüş bildirilmiştir.

9. Olayın tanıkları F.S., S.D., R.Ç., F.G., S.G., A.K., A.Ç., F.T., H.G., M.Y., M.K.Y., M.C., A.Ö., C.S., Z.O., H.Y., A.R.B., A.Ç.A.’nın anlatımları, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müfettişliğine ait rapor ve ekleri, Cd görüntüleri ve tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.

10. Sanıkların üzerilerine atılı suçlamaları inkar ettikleri anlaşılmıştır.

Sanık … savunmasında; “Olayda benim bir kusurum yoktur. Beraatimi isterim, hava şartlarından dolayı kaptan çıkmayı uygun görmemiş, geri dönmüş, daha sonra hava şartları öğleden sonra tedrici olarak düşmeye başlamış ve kendisi çıkmıştır, bu tamamen kaptanın kendi takdirdinde olan bir karardır, bu karar over reding yani herşeyin üstünde, kimsenin müdahale edemeyeceği bir karardır, bizim de buna müdahale etmemiz söz konusu değildir, İlk kaptan çıkmayı kabul etmeyip geri dönmüştür, yeni bir ekip oluşturulmamıştır, aynı gemi üzerindeki diğer posta görevlendirilmiştir, kıyı emniyeti 7 botunda rahatsızlanan herhangi bir personel yoktur, ancak hazırlık yapılması amacıyla, diğer botlarda da olduğu gibi personel ihtiyacı olur diye gemi üzerindeki diğer personeller göndedrilmiştir, ordinoları o botun üzerindedir,”,

Sanık … savunmasında; “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, olayda benim bir kusurum yoktur, bilirkişi raporunda dalga boyu 5 mt. değil de, 4 mt olarak esas alınsa idi biz şuanda yargılanmayacaktık, olay saatinde ve tarihinde meterolojiden hava durumu sorulmuş, meterolojinin vermiş olduğu gerçekleşmiş hava raporuna göre; havanın yağmurlu, denizin 2- 4 mt. dalga yüksekliği, zaman zaman 5 mt. dalga yüksekliği olduğunun tahmin edildiği belirtilmiştir, kesin bir ifade kullanılmıştır, sadece tahmin olduğu belirtilmiştir, bu nedenle bilirkişi raporunu kabul etmiyoruz, Türkiye sahillerinde dalga yüksekliğini ölçebilecek hiçbir sistem yoktur, bilirkişi raporunda 5 mt. Denmektedir, bilirkişi raporunu kabul etmiyorum, meteoroloji genel müdürlüğünden alınan raporda ( olay tarihi ve olay saati sorularak) 2 ila 5 mt arasında bir yükseklikten bahsetmektedir, bunu direk 5 mt. olarak algılayamayız, bilirkişi raporu sabit olarak 5 mt. imiş gibi esas almıştır, bu nedenle raporu kesinlikle kabul etmiyoruz, ayrıca şunu da belirteyim ki, olay günü ve saaatinde kıyı emniyeti 1, kıyı emniyeti 3 ve kıyı emniyeti 4 botlarımız aynı olay için orada birçok kişiyi kurtarmıştır, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında; “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, o tarihte genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesiydim, o ifademi aynen tekrar ederim, olayda bir kusurum yoktur, olay günü kriz masasına girip çıktım, gerekli işlemleri yaptım, kaptanlarla bir bağlantım olmadı, olayda benim bir kusurum yoktur, ayrıca hakkında yasaya göre soruşturma izni alınaması gerekirdi, bu izin alınmamıştır, bilirkişi raporunu kabul etmiyorum, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında; “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, bu konuda daha önceden C.Savcılığında ifade vermiştim, O ifademi aynen tekrar ederim, Olayda benim bir kusurum yoktur, Bilikrişi raporunu kabul etmiyoruz, Meteroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan raporda dalga boyunun 5 mt olduğu belirtilmemiştir, ayrıca tüm insiyatif gemi kaptanındadır, bizim müdahale etme gibi bir hakkımız yoktur, çünkü gemi kaptanın kararı herşeyden üstün bir karardır, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında;”Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, olay tarihinde tahsisiye baş ekspektörüydüm, yani olay ihbarı bize gelir, biz de ihbarı botlara aktarırız, olayda benim bir kusurum yoktur, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında; “Üzerime atılıÜzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, o tarihte kurtarma ile ilgili şube müdürüydüm, halen görevim devam etmektedir, sadece ismi değişmiştir, olayda herhangi bir talimat vermedim, böyle bir yetkim de yoktur, kaptanın kendi insiyatifine kalmış bir karardır, bu karara kimsenin karışması da söz konusu değildir, ayrıca bilirkişi raporunu da kabul etmiyoruz, ayrıca meterolojinin raporlarının ne kadar kesin olmadığına ilişkin dilekçe sunarak, örnek vermek isitiyoruz, dilekçemizi ayrıca sunacağız,”,

Sanık … savunmasında;”Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, o tarihte genel müdür yardımcısı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesiydim, 399 sayılı KHK ‘nin 11/d maddesi kapsamında izne tabiyim, o izin alınmamıştır, olayda bir kusurum yoktur, bizim ana görevimiz can kurtarmaktır, sahil güvenliğin koordinesinde çalışırız, sahil güvenliğin yönlendirmesi halinde çalışırız, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında; “Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, o tarihde kıyı emniyetine bağlı telsiz işletme müdürlüğünde görev yapıyordum, savcılıkta vermiş oludğum ifademi aynen tekrar ederim, olayda bir kusurum yoktur, beraatimi isterim,”,

Sanık … … savunmasında;”Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, bot kaptanlığına talimat ve görev verme gibi bir yetkim yoktur, o tarihte risk yönetim şube müdürüydüm, kriz odasında verilen talimatlar doğrultusunda elektronik cihazları kullanımını sağlamaktır, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında;”Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, o tarihte Kıyı Emn. Genel Müd. Kaptan olarak görev yapıyordum, kriz odasının hazırlanmasından sorumluydum, söz konusu botlarlar ilgili herhangi bir sevk ve idare talimatı verme yetkim yoktur, suçsuzum, beraatimi isterim,”,

Sanık … savunmasında; “Olay tarihinde Kıyı Emniyeti Genel Müdürü olarak çalışıyordum, yaklaşık 15 yıl gemi kaptanlığı yaptım daha sonra Genel Müdürlüğe kadar terfien geldim, ben de bir kaptanım ve denizde nasıl davranılması gerektiğini bilirim. Olay tarihinde yabancı bandıralı bir gemi karaya oturup yardım istemişti, oluşturulan kriz masasına ben gelene kadar yardımcılarımdan … başkanlık etmiştir, ben de bizzat kriz masasını yönettim, kriz masası olayı yönetmek için değil, bilgileri alıp koordinasyonu sağlamak için vardır, Kıyı Emniyet Genel Müdürü olarak benim genel müdürlük bünyesinde çalışan kaptan ve deniz personeli üzerinde karayla sınırlı bir emir komuta yetkim vardır, kaptan denize açıldığında tüm insiyatif kendisindedir, kendisine hiç kimse emir veremez, müteveffa kaptan ve personele emir vermedim, denize çıkmadığı takdirde hakkında işlem yapacağımı ya da rütbelerini sökeceğim yolunda bir telkinim de olmadı, denizde meydana gelen kazalarla ilgili bir çok can kurtarma operasyonu yapılmıştır, bunu bizim kaptanlarımız ve gemi personelimiz tecrübesiyle ve bilgisiyle gerçekleştirmişlerdir, kendilerini herhangi bir şekilde yönlendirme, emir talimat vermemiz söz konusu değildir, suçsuzum öncelikle beraatime karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise lehe olan Kanun hükümlerinin uygulanmasını ve CMK’nun 231. Maddesinin uygulanarak hakkımdaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep ederim, benim tebligat adresim doğrudur güvenlik neden almamış bilemiyorum,” şeklinde beyanda bulundukları görülmektedir.

11. Ölenlerin mirasçıları olan katılanların her aşamada sanıklardan şikayetçi olduklarını beyan ettikleri ve 20/01/2015, 07/05/2015, 20/11/2015, 30/12/2016 ve 22/11/2018 tarihlerinde haklarında katılma kararı verildiği tespit edilmiştir.

12. Sanıklara ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Olay tarihi olan 04/12/2012 tarihinde Şile açıklarında yabancı uyruklu yük gemisinin batması nedeniyle, gemi mürettebatını kurtarmak üzere kıyı emniyeti personelinin bulunduğu KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun kurtarma faaliyeti esnasında battığı, kaza sonucunda KIYIEMNİYETİ-7 botunda bulunan kaptan …, yağcı … ve Makinist …’in ve olay yerinde bulunan kurtarma mürettebatına yardım etmeye çalışan balıkçı …’ün denizde boğularak öldüğü, soruşturma aşamasında şikayetçi olmayan …’nın ise boğulma tehlikesi geçirerek basit tıbbi müdahale ile giderilebilir bir şekilde yaralandığı olaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kararında, oluş ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.

A. Sanıklar … ve … Hakkındaki Hükümlere İlişkin Katılanlar Vekillerinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Sanıklar … ve … hakkında, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2014/450 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan soruşturma izni verilmemesi nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen “davanın düşmesi”ne ilişkin kararın türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer verilen; “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekillerinin düşme kararlarına yönelik temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … Hakkındaki Hükümlere İlişkin Katılanlar Vekillerinin Temyiz İstemleri Yönünden;
1. Katılanlar …, …, …, … Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
a. Eksik İncelemeye İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden;
Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, tanık anlatımları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan 05.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporu karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılanlar vekilinin eksik incelemeye, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğine, dosyada bulunan iki rapor (Ulaştırma bakanlığı müfettişleri ve savcılık soruşturmasındaki bilirkişi raporu) sanıkları sorumlu tutarken, kovuşturma sırasında alınan rapor sanıkları sorumlu olarak tespit etmemiş olduğuna, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmeyeceğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

b. Kusur Durumu Yönünden
Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan 05.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olup, hüküm kurmaya yeterli olduğu ve kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığından, katılanlar vekilinin Sanıkların kazanın meydana gelmesinde ve personelin vefatından dolayı açıkça sorumlu olduğuna, bu sorumluluğun bilirkişi raporlarıyla ve tanık anlatımı ile sabit olduğuna, müteveffa kaptan … ve bot personeli zorla ve baskı ile göreve gönderildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

c. Duruşmalı olarak istinaf incelemesi talep etmiş olmalarına rağmen, bu talebin kabule şayan görülmediği yönünden
5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesine göre, İstinaf mahkemesi, dosya üzerinden veya duruşma açarak inceleme yapabilir, buna göre BAM ceza dairesi ilk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında dosya üzerinde yaptığı inceleme ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verir. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2014/450 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararında, yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarında da bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

B. Katılanlar …, …, …, …, …, … Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden;
a. Kusur Durumu Yönünden
Dosya kapsamında mevcut bilgi ve belgelere göre; seyir emniyeti ve gemi kurtarma ile ilgili her türlü hizmetleri ifa etmenin ve denizde can tehlikesine uğramış kimselere yardım etmenin Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün asli görevi olduğu, teknenin denize ve yola elverişli durumda olduğu, botun seyir yapmasına mani bir havanın olmadığı, geminin, yolcunun ve mürettebatın emniyetinin sağlanması yönünde karar alma ve uygulama noktasında kaptanın bütün kurallar ve emirlerin üzerinde yetki ve sorumluluğa sahip olduğu, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan 05.11.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunun, oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olup, hüküm kurmaya yeterli olduğu ve kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği ve soruşturma aşamasında alına bilirkişi raporunda yer verilmeyen hususlara da yer verildiği ve çelişkilerin giderildiği, buna göre, kazanın KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botundaki her hangi bir teknik eksiklik ve yetersizliğinden meydana gelmediği; yine söz konusu botta görevli personelin gerekli ehliyet ve sertifikalara sahip olduğu; ölen Kaptan … yönetimindeki KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun dalga yüksekliğine göre tarif edilen hız sınırlarına ve dalga yüksekliği fazla olan deniz durumlarında emniyetli bir seyir için denizleri bordadan ve ya bordaya yakın almaya ve mümkün olduğunca teknenin dövülmesinden kaçınılma kurallarına uymadığı, AIS kayıtları video görüntüsü ve ifadelerin incelenmesi sonucunda, ölen kaptanın yaklaşık 22 milin üzerinde hızla seyrettiği, kazanın bu kurallara uyulmaması nedeniyle meydana geldiğinin anlaşıldığı, kazanın olduğu sırada denizin ve havanın KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botunun operasyonel limitlerinin içinde kaldığı; operasyona katılması maksadıyla KIYIEMNİYETİ-7 kurtarma botu karşı vardiyasının göreve çağrılmasının uygulamada karşılaşılan bir durum olduğu gibi zaten Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü vardiya listesine göre vardiyada olması gereken personelin de göreve çıkan vardiyanın olduğu, … ve ekibinin göreve çağrılmasında kriz masası görevlilerinin bir kusuru bulunmadığı kanatine varıldığı; Ulaştırma Bakanlığı Müfettişliğinin hazırladığı raporlarda da herhangi bir aksaklığın tespit edilmediği yönündeki belirlemelerin de dosyadaki verilere göre doğru olduğunun bildirildiği anlaşılmış olup, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığından, katılanlar vekilinin sanıkların beraatlarına gerekçe gösterilmiş olunan 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunun hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğu, bu itibarla hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak sureti ile sanıkların beraatına karar verilmiş olunmasının hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğuna, Kıyı Emniyeti yetkilileri olan sanıkların olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmaması gereken Kıyı Emniyeti-7 botunu, makinist …’i ve özellikle kaptan …’i tehdit ederek, olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmama yönündeki iradelerinin tam aksi yönde hareket etmeye zorlayarak seyre çıkarmış olduğu dosya arasında yer alan ifadelerden açıkça ortadayken, 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda bu beyanlara hiç yer verilmediğine, soruşturma aşamasında tanzim edilmiş olunan 09.04.2013 tarihli bilirkişi raporundaki tespitler doğru ve gerçeği yansıttığına soruşturma aşamasında tanzim edilmiş olunan 09.04.2013 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre, 05.11.2018 tarihli bilirkişi raporunun hatalı, gerçek dışı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğuna, Kıyı Emniyeti yetkilileri olan sanıklar, olağanüstü hava şartlarını ve dalga yüksekliğini göz önüne alarak, kullanma kılavuzunda bu dalga yüksekliğinde kullanılmasının mümkün olmadığı belirtilen Kıyı Emniyeti-7 botu ile kurtarma çalışması yapmaya kalkmayıp, o günkü olağanüstü hava ve deniz şartlarına uygun olan kurtarma/açık deniz römorkörleri ve helikopterler ile kurtarma faaliyetlerini yürütselerdi bu vahim olay meydana gelmeyeceğine, Kıyı Emniyeti yetkilileri olan sanıklar evvela tamamen hukuka aykırı olarak vardiya değişimi yaptırmış, bilahare olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmaması gereken Kıyı Emniyeti-7 botunu kaptan …’i tehdit ederek, kaptan …’i olağanüstü hava ve deniz koşulları dolayısıyla seyre çıkmama yönündeki iradesinin tam aksi yönde hareket etmeye zorlayarak, zorla seyre çıkarmış olduklarına, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müfettişliğinin 22.06.2013 tarih, 2/2 sayılı Ön İnceleme Raporu da olayımız bakımından fevkalade önemli olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

b. Bekletici Mesele Yapılması Gerektiği Yönünden
İlk derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu saptandığından, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, katılanlar vekilinin Anayasa Mahkemesine yapılmış olan bireysel başvuruların neticesinin beklenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarih, 2019/2893 Esas, 2020/1 Karar sayılı hatalı, dosya içeriğine ve hukuka aykırı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olduğuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkındaki Hükümlere İlişkin Katılanlar Vekillerinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Sanıklar … ve … hakkında, İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.02.2019 tarihli ve 2014/450 Esas, 2019/34 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan soruşturma izni verilmemesi nedeniyle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen “davanın düşmesi”ne ilişkin kararın türü ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (h) bendinde yer verilen; “Davanın düşmesine, ceza verilmesine yer olmadığına, güvenlik tedbirine ilişkin ilk derece mahkemesi kararları ile ilgili olarak bölge adliye mahkemesince verilen bu tür kararlar veya istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar”ın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekillerinin düşme kararlarına yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … Hakkındaki Hükümlere İlişkin Katılanlar Vekillerinin Temyiz İstemleri Yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 07.01.2020 tarihli ve 2019/2893 Esas, 2020/1 Karar sayılı kararında katılanlar vekilleri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.07.2023 tarihinde karar verildi.