YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6192
KARAR NO : 2023/838
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin bir petrol şirketi olduğunu, müvekkilinin müşterisi olan davalı şirketin ise dağıtıcı lisansı sahibi bir akaryakıt dağıtım kuruluşu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 16.10.2017 tarihinde davalının da aralarında bulunduğu akaryakıt şirketlerine 2018 yılı akaryakıt teslimatlarına ilişkin satış uygulamalarını gönderdiğini ve talep edilen akaryakıt miktarının ve teslimat noktalarının kendisine bildirilmesini talep ettiğini, bu kapsamda, davalı şirket tarafından 2018 yılı için 30.900 ton motorin talebinde/taahhüdünde bulunulduğunu, müvekkilinin 2018 yılı akaryakıt satış uygulamasını bütün müşterilerine göndermek suretiyle tüm alıcılar için eşit koşullar yaratarak duyurduğunu ve müşterilerin ürün çekiş taahhütlerini topladığını, davalı şirketin ürün alım taahhüdünde bulunmak ve davacı şirket rafinerisinden ürün almak sureti ile 2018 yılı akaryakıt satış uygulamaları hükümlerini benimsediğini ve kabul ettiğini, davalı şirketin 30.900 ton motorin alım taahhüdüne karşılık 2018 yılı akaryakıt satış uygulamalarının 6 ncı maddesindeki ciro primi uygulamasından yararlandığını ve davacı tarafından davalı şirkete Mayıs ayına kadar ciro prim ödemesi yapıldığını, davalı şirketin motorin alımına ilişkin Ocak-Ağustos fiili gerçekleşme ve Eylül-Aralık projeksiyon verileri toplamına bakıldığında sene sonu itibariyle 30.900 ton motorin alım taahhüdünün aksine toplam motorin alım miktarının 10.000 ton baremin altında kalacağının tespit edildiğini, davalı şirketin 30.900 ton motorin alım taahhüdüne aykırı davrandığını, bunun üzerine müvekkili tarafından 2018 yılı akaryakıt satış uygulamalarının 6 ncı maddesine istinaden davalı şirket hakkında ciro primi uygulamasına son verilip ödenen ciro primlerinin iadesinin talep edildiğini, bu kapsamda motorin ciro primlerinin iadesi için iade faturalarının düzenlendiğini ve davalı şirkete gönderildiğini, bununla birlikte davalı şirketin ürün bedelleri ödemelerinde de gecikmeler yaşandığını, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı şirketin 640.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakde çevrildiğini, davalının müvekkiline halen 167.542,42 TL borcu bulunduğunu, işbu borcun ticari defterlerde de kayıtlı olduğunu, sözü edilen alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanca dayanılan sözleşmenin genel işlem şartları niteliğinde hükümler ihtiva ettiğini bu nedenle yazılmamış sayılması gerektiğini, davacı tarafın satış uygulamalarının kabul edilemez olduğunu, ülkenin içerisinde bulunduğu şartlar ve müvekkilinin iradesi dışında yaşadığı zorluklar sebebiyle sözleşme hükümlerinin uygulanamaz hale geldiğini ve yeni şartlara uyarlanması gerektiğini, davacı yanın 2018 yılı henüz sonlanmadan somut dayanakları bulunmayan bir öngörüye dayanarak ciro primi uygulamasına son vermesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin genel işlem koşulu niteliğinde hükümler içermediği, kaldı ki davalının genel işlem koşulu itirazında bulunurken sözleşmenin veya uygulamanın belirli bir madde veya maddelerini hedef almadığı, ticari ilişkinin tamamı bakımından itirazda bulunduğu, davalı şirketin davacı şirketten yıl bazında 30.900 ton akaryakıt alım taahhüdünde bulunduğu, bu maksatla ciro prim indiriminden faydalandığı, ancak ilk dokuz aylık gerçekleşmeye göre davalının 10.000 tonun altında alım yaparak taahhütlerine uygun davranmaması nedeniyle davacı tarafından davalı lehine uygulanan ciro primlerinin uygulamanın 6 ncı maddesine göre ödenmesinin talep edildiği, talebin karşılanmaması sonrasında teminat mektubunun nakte çevrildiği, bakiye alacağın davaya konu edildiği, davalı şirketin 2018 yılı için 30.900 ton motorin alım taahhüdünü her halükarda gerçekleştiremeyeceğinin davacı tarafından öngörülmesinin sözleşmedeki ”yıllık program gerçekleştiremediği öngörülen şirketlerin kademeleri yıl içinde revize edilebilecek veya ciro prim uygulamasına son verilebilecektir” düzenlemesinin uygulanmasına sebebiyet vereceği anlaşıldığından ciro prim iadesi talebinde davacının haklı olduğu, genel işlem koşulu itirazı ile sair itirazlarının borçtan kurtulmaya yönelik olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile takibe vaki itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanca davaya dayanak yapılan sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinin isabetli olmadığını, İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporunda belirtilen alternatif sonuçlardan birisi benimsenmiş ise de diğer alternatifin neden benimsenmediğinin gerekçelendirilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir .
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, davacının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve ticari işleyişe göre davalıdan takibe konu edildiği şekilde bir alacağı bulunup bulunmadığı ve varsa alacağın miktarının ne kadar olduğu hususlarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Genel İşlem Koşullarına ilişkin 20 nci v.d. maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde “Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı”,
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı”
2.a maddesinde de “1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında” maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.