YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/387
KARAR NO : 2023/877
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
HÜKÜM : Ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davacı vekili ve davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya görüşülmek üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/11-105 E., 2018/1936 K. sayılı kararı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Hukuk Genel Kurulunun bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan …’un Ak-Tur Turizm Endüstri A.Ş’nin önceki denetim kurulu üyesi olduğunu, diğer davalıların ise şirketin önceki yönetim kurulu başkan ve üyeleri olduklarını, davalıların 2009 yılında yapılan şirket genel kurulunda istifa nedeniyle görevlerinin sona erdiğini, yeni yönetim kurulu üyelerinin şirket kayıtları üzerinde yaptıkları incelemeler sonucunda elde ettikleri bilgiler ışığında önceki yönetim ve denetim kurulu üyelerinin usulsüz işlemlerini 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 341 inci maddesi gereğince denetim kuruluna bildirdiklerini, davalı yönetim kurulu üyelerinin kuruluş sermayesini kaybeden ve hiçbir mal varlığı olmayan Tuyda Turizm İşletme İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.’nin 1/2 hissesini 200.000,00 TL ödeyerek şirket adına satın alınmasına karar verdiklerini, yasal olarak müflis durumda bulunan şirketin 1/2 hissesinin alınması nedeniyle verilen zararın sürekli arttığını, davalı denetçinin ise bu konudaki görevini yerine getirmediğini ve genel kurulu bilgilendirmediğini, bu nedenle şirket zararından dolayı davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000TL’nin avans faiziyle ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında talebini 438.151,61TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde; yönetim kurulunun ve denetim kurulunun diğer üyelerine dava açılmadığını, davacıların kötü niyetli olduklarını, ayrıca yönetim ve denetim kurulunun ibra edildiğini ve bu nedenle dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemenin 19.03.2012 tarihli ve 2010/364 E., 2012/205 K. sayılı kararı ile önceki yönetimin ibra edildiği, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 08.05.2013 tarihli ve 2012/10126 E., 2013/9344 K. sayılı kararı ile hükme dayanak yapılan genel kurullarda alınan ibra kararlarının, davaya konu işlemlerin açıkça görüşülerek, tartışılarak alınıp alınmadığı, bilirkişi raporunda davalıların hisse devrini almaya karar verdikleri şirketin hukuken iflas durumunda bulunduğu, davacı şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğradığı belirlenmiş ise de, alınan rapor somut uyuşmazlığın çözümü noktasında yetersiz kaldığı, Mahkemece oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden dava dışı şirketin hisselerinin satın alınması işleminin davacı şirket açısından zararlandırıcı bir işlem olup olmadığının değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak şirketin hisse devri nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı belirlenerek aksini ispat yükünün davalılarda olduğu nazara alınarak ibranın da borçtan kurtarıcı bir işlem niteliğinde olup olmadığı tartışılarak neticesine göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemenin 27.07.2014 tarihli ve 2014/155 E., 2014/360 K. sayılı kararı ile ilk kararda direnilmesine karar verilmiştir.
D. Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve 2017/11-105 E., 2018/1936 K. sayılı kararı ile Mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmeyen davalı …’un direnme kararını temyizde hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyiz istemi yönünden ise; davalılar aleyhine sorumluluk davası açılmasına ilişkin davacı şirketin 31.07.2009 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptali istemi ile açılan davada, Muğla 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.05.2013 tarihli ve 2008/594 E., 2013/387 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği ve kararın temyizi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 07.02.2014 tarihli ve 2013/17426 E., 2014/12747 K. sayılı kararı ile onandığı ve kararın kesinleştiği, bu durumda dava tarihinde yürürlükte bulunan yasal düzenlemeler karşısında davalılar aleyhine sorumluluk davası açılması için gerekli olan dava şartının bulunmadığı, genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 54 üncü ve 115 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince uygun süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden yerel Mahkeme direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı usulden bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin işin esasına ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin görevleri sırasında sebep oldukları zarardan sorumlu olması için öncelikli koşulun zararın oluşması olduğunu, zarar görenin bu zararın varlığını kanıtlaması gerektiği, zararın varlığı sabit ise yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, somut olayda davacı şirketin davalılara atfedilen eylemleri nedeni ile zararının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin bozma ilamında gösterilen biçimde inceleme yapmak ya da hüküm vermek zorunda olduğunu, usuli kazanılmış hak gereği bozma dışında kalan hususların kesinleşeceğini Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamında daha önce verilmiş bilirkişi raporuna değinilmemişken, bozma kapsamı genişletilerek yeniden rapor alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosya kapsamında önceden alınan kök ve ek raporda davalılarca 03.05.2007 tarihinde sözleşme ile %50’si satın alınan Tuyda Ltd. Şti’nin 2006 yılı bilançosuna göre müflis durumda olduğunun tespit edildiğini, bu durumda davacı şirket yönetim kurulu üyesi olan davalıların, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, somut olayda da müflis durumdaki şirketi satın almaları nedeniyle, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacaklarını, kaldı ki 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 369 uncu maddesi gereği yönetim kurulu üyelerinin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmekle yükümlü olduklarını, bozma öncesi kök ve ek rapor ile Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı sonrası alınan 04.12.2020 tarihli raporların birbiri ile tamamen çelişkili olup bu çelişki nedeniyle 04.12.2020 tarihli rapora göre hüküm kurulamayacağını, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri ile denetçinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun’un 329 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı Ak-Tur Turizm ve Endüstri A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı Ak-Tur Turizm ve Endüstri A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.