Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/313 E. 2022/14115 K. 08.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/313
KARAR NO : 2022/14115
KARAR TARİHİ : 08.11.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı, davanın reddine dair verilen yerel mahkeme kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nce istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; müvekkilinin 07.07.2008 tarihi ile 24.08.2016 tarihleri arasında Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş.’de çalıştığını, 24.08.2016 tarihinde kendisine baskı altında ikale sözleşmesi ibraname yıllık ücretli izin beyanı imzalatılarak işine son verildiğini, davaya konu olan olayın ikale sözleşmesi imzalanması değil ikale sözleşmesi imzalatılması ve imzalatıldıktan sonra davalı bankanın müvekkili aleyhine ika ettiği ruh tamlığı, vicdan, düşünce, ekonomik, çalışma, her türlü özgürlük, şeref, haysiyet, itibarına yönelmiş bulunan onur kırıcı lekeleyici küçük düşürücü hareketler olduğunu, ikale sözleşmesinin müvekkilinin 24.08.2016 tarihlinde davalı tarafça asılsız olarak yöneltilen 15 Temmuz darbe girişiminin baş müsebbibi olan ihanet çetesi FETÖ/PDY ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu davalı şirkete kamudan liste ile bildirilen isimler arasında yer aldığı suçlamasıyla baskı altına alınarak iradesi ikrah ve hile ile ifsat edilmek suretiyle imzalatıldığını, müvekkilinin şahsiyet haklarının ihlal edildiğini belirterek, 300.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacının davalı bankada 07.07.2008 ile 24.08.2016 tarihleri arasında çalıştığını, bu çalışmasını 24.08.2016 tarihinde müvekkil bankanın İnsan Kaynakları Müdürlüğü’ne vermiş olduğu dilekçe ile 24.08.2016 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde sözleşmeden doğan işçilik alacakları ve buna bağlı tazminatları alarak iş ilişkisini sonlandırmak istediğini, işbu talep neticesinde davalı bankanın davacı tarafından yapılmış olan icabı ve buna bağlı şartları kabul ederek 24.08.2016 tarihinde davacı ile ikale sözleşmesi akdedildiğini, davacının kendisine yönelik yıldırma, cebir, mobbing ve istifaya zorlama olduğu şeklindeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu, banka personel politikası itibariyle personelini istifaya zorlamaya ve personeline mobbing yapmaya tevessül edecek bir kuruluş olmadığını, bu nedenlerle manevi tazminat isteminin reddini talep etmiştir.
Mahkemece, her ne kadar davacının örgütle ilişkisi olduğundan dolayı sözleşmesinin feshedildiği belirtilmiş ise de davacının, davalı banka bünyesinde 07.07.2008 – 24.08.2016 tarihleri arasında çalıştığı, davacının 24.08.2016 tarihinde banka insan kaynakları müdürlüğüne vermiş olduğu dilekçe ile sözleşmeden doğan işçilik alacakları ve tazminatlarını talep ettiği, iş ilişkisini sonlandırmak istediğini belirtir dilekçe sunduğu ve davalı banka tarafından 24.08.2018 tarihinde “ikale” sözleşmesi düzenlendiği ve davacı ile iş sözleşmesinin sonlandırıldığı anlaşılmakla tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yasa yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin dava dilekçesinde ikale sözleşmesinin müvekkilinin baskı altına alınarak iradesinin ikrah ve hile ile ifsat edilmek suretiyle imzalatıldığını beyan ettiği fakat ilgili sözleşmeyi imzalarken herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığı, netice itibariyle davaya konu olayda davacının kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilebilecek bir hususun bulunmadığı, davaya konu eylemin hukuka aykırı kabul edilemeyeceği, dolayısıyla ortada kanunun aradığı niteliklere uygun haksız bir fiilin mevcut olmadığı, davacının kişilik haklarının ihlal edilmediği, buna göre Türk Borçlar Kanunu’nun 58. ve Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddelerindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesine, Dairemiz karar örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 08.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.