YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8074
KARAR NO : 2022/11766
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın, davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; davacıların eşi/ babası Ahmet’in kullandığı banka kredisini teminat altına almak amacıyla davalı tarafından hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, poliçe süresi içinde davacılar yakınının öldüğünü, davalının kanser hastalığının gizlendiği gerekçesiyle ödeme yapmadığını, bakiye kredi taksitlerini davacı yanın ödemek zorunda kaldığını belirterek 55.127,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacılar murisi sigortalının ölümünden 7 yıl önce teşhisi konulmuş kolon kanseri hastalığını poliçe tanzimi sırasında beyan etmediğini, beyan yükümlülüğüne uyulmaması nedeniyle zararın teminat dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 55.127,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; özellikle, davalı tarafın lehine olacak biçimde dava tarihinden itibaren temerrüt faizine karar verildiği de dikkate alındığında, bu yönle ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, hayat sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar murisi Ahmet Üner ile davalı arasında 10.04.2013- 10.06.2014 vadeli ve 4 yıl yenileme garantili olarak hayat sigorta sözleşmesi düzenlenmiş; poliçenin düzenlenmesinden sonra (2. yılda) 01.01.2015 tarihinde davacıların murisi vefat etmiştir.
Davalı sigortacı, davacılar murisinin poliçe tanziminden önce mevcut olan kolon kanseri hastalığını bildirmeyip sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğüne aykırı davranıldığı, bu aykırılık nedeniyle de zararın teminat dışı kaldığı savunmasında bulunmuştur. Mahkemece; sigortalı murisin ölümünden önceki tedavisini yapan Acıbadem Bursa Hastanesi’nin yazı cevabı gereği, ölümün akciğer enfeksiyonu sonucu gerçekleştiği ve bildirilmediği savunulan kanser hastalığı ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığı, kanser teşhisinin ilk poliçenin tanziminden sonra konulması nedeniyle de sigortacıya bildirilmemiş olmasının sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle, davaya konu zararın sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir.
Poliçenin tanzim edildiği ve rizikonun (ölümün) gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 1435. maddesi ile, sigorta sözleşmesinin kurulması sırasındaki sigortalının doğru bilgi verme (beyan) yükümlülüğü düzenlenmiştir. Sigorta hukukuna ilişkin genel düzenleme mahiyetinde olan bu hüküm, hayat sigortalarında da uygulanmaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 1435. maddesinde “Sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır” denilmek suretiyle; sigorta ettirenin, sözleşmenin kurulması sırasındaki doğru beyan yükümlülüğünün kapsamı düzenlenmiştir.
Gerek TTK’nın 1435. maddesi ve gerekse Hayat Sigortası Genel Şartlarının C-2.2. maddesi düzenlemesine göre; sigorta şirketinin sorusu üzerine veya herhangi bir soru sorulmadan (dolayısı ile buna ilişkin bir form doldurulmadan) sigortalı, sözleşmenin yapılması sırasında kendisinin bildiği ve sigortacının sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek bütün halleri sigortacıya bildirmekle yükümlüdür.
Mahkeme tarafından karara dayanak kabul edilen, Acıbadem Bursa Hastanesi’nde görevli iki doktor tarafından imzalı yazı cevabında; sigortalı murise ilki 20.03.2014 (poliçe tanziminden sonra) tarihinde olmak üzere değişik tarihlerde kolon kanseri teşhisinin konulup tedavi uygulandığı; 01.12.2014 ve 05.12.2014 tarihleri arasında akciğer enfeksiyonu nedeniyle ameliyat edildiği ve tedavisi sürerken gelişen septik şok sonucu öldüğü; ölüm nedeninin akciğer enfeksiyonu ve buna bağlı septisemi olduğu, kolon kanseri doğrudan ölüm nedeni olmamakla birlikte kanser nedeniyle bağışıklık sisteminin baskılandığı ve bu durumun sürecin gelişmesinde etkili olduğu hususlarının bildirildiği görülmektedir.
Davalı sigorta vekili, birkısım tedavi belgeleri bildirip, bunların ilgili yerlerden getirtilmesi ve incelenmesiyle uzman heyetçe rapor düzenlenmesi gerektiğini savunmuş olmasına rağmen, talep olunan tedavi belgeleri toplanmadan ve tıbbi teknik bilgi gereken konuda uzman doktor heyetinden rapor alınmadan, sadece tedaviyi yapan hastanenin verdiği cevaba göre karar verilmesi eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında mahkemece; sigorta sözleşmelerinin karşılıklı iyiniyet ve güven esasına dayalı olarak kurulan sözleşmeler olduğu; güven ve iyiniyet ilkesi ile yasal düzenlemeler (TTK 1435) gereği, sigorta yaptıranın önemli tüm hususları poliçenin tanzimi sırasında sigortacıya bildirmekle yükümlü olduğu; poliçe tanziminden önceki tüm tedavi belgelerinin toplanmasıyla, davacılar yakını sigortalının kolon kanseri bakımından doğru beyan yükümlülüğünü ihlal edip etmediğinin saptanmasında zorunluluk bulunduğu hususları gözetilerek, davalı yanca bildirilen tedavi ve hastane belgelerinin getirilmesinden sonra, onkoloji ve gastroenteroloji uzmanı da bulunan 3 kişilik uzman doktor heyetinden, kolon kanserine ilişkin ilk teşhisin ne zaman konulduğu, bu hastalıkla ölüm arasında illiyet bağı olup olmadığı, ölüm nedeninin ne olduğu hususlarında gerekçeli, denetime elverişli rapor alınması; TTK’nın 1439. maddesi gereği, davalı sigortacının zarardan sorumsuzluğu ya da indirimli tazminattan sorumluluğu hususları tartışılarak karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer bütün temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 10.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.