YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14482
KARAR NO : 2022/14087
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı, asıl davanın dava şartı yokluğundan reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Asıl davada davacı vekili, sigortalısı davalı …’ın motorsikleti ile karıştığı çift taraflı kazada, motorsikletin arkasında yolcu olan … ‘nin malul kaldığını, yolcunun sigorta şirketine başvurusu üzerine, %48 maluliyetine göre 25/06/2018 tarihinde 98.350,00 TL maluliyet tazminatı ödediklerini, sigortalısı …’ın %100 kusurlu olması ve ehliyetsiz olması nedeni ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları gereğince zararın sigorta ettirene rücu edilebileceği hükmüne istinaden işbu davayı açtıklarını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 2.000,00 TL maddi tazminatın yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada, aynı olay nedeni ile yolcu …’in 24/07/2018 tarihinde Uyuşmazlık Hakem Heyetinde sigorta şirketinin yetersiz ödemesi nedeni ile bakiye alacağı için tazminat başvurusu yaptığını, Hakem Heyetince %48 maluliyete göre, daha önceki ödemede güncellenerek ve müterafik kusur indirimi yapılarak 141.203,30 TL sürekli iş göremezliğe hükmedildiğini, başlatılan icra takibi sonucunda tüm ferileri ile birlikte toplamda icra dosyasına 189.361,61 TL ödeme yapıldığını, bu miktar alacağın davalı sigortalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan reddine, birleşen dava dosyası yönünden; davanın tam kabulüne, 189.361,71 TL maddi tazminatın 14/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, davacı vekili asıl dava yönünden kararı istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin asıl dava yönünden yaptığı istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Dava, trafik kazası sebebiyle zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödenen bedelin, davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Dava tarihinden önce, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde belirtilmiştir. Kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
Yine Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Buna göre, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 3/l maddesi uyarınca davalının tüketici sayıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi niteliğinde bulunduğu, aynı yasanın 73/1 maddesi gereğince tüketici işleminden kaynaklı davalara Tüketici Mahkemelerince bakılacağı, Yasanın 83/2 maddesinde de diğer kanunlarda hüküm olması halinde dahi 6502 sayılı Yasanın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı bulunan davalıya ait aracın karıştığı kaza sebebi ile dava dışı 3. kişiye ödenen tazminatın, sigortalı aracın sürücüsünün ehliyetsiz olması sebebi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları uyarınca davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesi talep edilmektedir. Dava, sözü edilen Yasa’nın yürürlüğünden sonra açılmıştır. Yukarıda açıklanan yasa maddeleri ve düzenlemeler ışığında, davacı … ile davalı sigortalı arasında akdedilen sigorta sözleşmesi bir tüketici işlemidir.
O halde, taraflar arasındaki uyuşmazlık tüketici işlemi olan sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından, 6502 sayılı Yasanın 3/l, 73/1 ve 83/2 madde hükümleri gözetildiğinde, davanın ticari nitelik taşıdığına ilişkin gerekçe yerinde değildir.
28 Temmuz 2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a “Dava şartı olarak arabuluculuk” başlığı ile “73/A” maddesi eklenmiş, bu maddeyle, doğrudan tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir.
Buna göre, davanın 05/03/2019 tarihinde açılmış ve bu dava şartının da tüketici mahkemelerinde 28 Temmuz 2020 tarihi itibariyle uygulanacak olmasına göre, uyuşmazlığın mahkeme gerekçesinde yazılı olduğu gibi ticari dava niteliğinde olmadığı, 6102 sayılı Kanun gereğince arabuluculuğa başvuru şartının aranmayacağı gözetilmek suretiyle, esasa girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, asıl davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 08/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.