Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2022/1630 E. 2023/2180 K. 05.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1630
KARAR NO : 2023/2180
KARAR TARİHİ : 05.06.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/445 E., 2021/350 K.
DAVA TARİHİ : 13.02.2013
HÜKÜM/KARAR : Dava Kabul

Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olması nedeni ile kredi kullandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine aleyhine Hayrabolu İcra Müdürlüğü’nün 2011/1012 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, icra takibinden önce kooperatifin banka hesabına 21.09.2011 tarihinde ödeme yapıldığını, bu borç düşülmeksizin takip yapıldığını, alacaklı tarafın müvekkilinden 19.03.2012 tarihinde taahhütname aldığını ve taahhütname tutanağına 19.03.2012 tarihinden önce müvekkilinden 9.000,00 TL haricen tahsil yapıldığını beyan ettiklerini, bu sırada taşınmazı satışa çıkarıldığından satışın düşülmesi için 19.03.2012 tarihinde toplam 5.984,19 TL yatırdığını ve satışın düştüğünü, buna rağmen taşınmazın yeniden satışa çıkarıldığını, satış tarihi olan 25.06.2012 tarihinde davalı kooperatifin banka hesabına dört dekontla toplam 16.000,00 TL havale edildiğini, müvekkilinin toplam ödemesinin 32.984,19 TL olduğunu, bu ödemelerden 9.000,00 TL dışında kalan diğerlerinin icra dosyasına bildirilmediğini, müvekkilinin taşınmazı dosya borcu ödenmiş olmasına rağmen çok düşük bedele satıldığını ileri sürerek Hayranbolu İcra Müdürlüğü’nün 2011/1012 sayılı dosyasında ödeme miktarı kadar borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ödendiği halde hesaba katılmayan bir meblağın bulunmadığını, davacının halen 9.759,08 TL borcu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.03.2014 tarih ve 2013/44 E., 2014/75 K. Sayılı kararı ile Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesi’nin 22.02.2013 gün ve 2013/39 D. İş kararı ile davacının toplam ödemesinin 30.984,19 TL olduğu, ancak bu miktarın alacaklı kooperatif tarafından icra dosyasına bildirilmediği gerekçesi ile mahkumiyet kararının düşürüldüğü, davacının fazla ödeme yaptığının mahkeme kararı ile tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesi’nin 03.03.2015 tarih ve 2014/7431 Esas, 2015/1321 Karar sayılı kararı ile kurulan hükmün yeterli araştırmayı içermediği, Hayrabolu Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının temyize konu işbu kararda bağlayıcılığı bulunmadığı, mahkemece konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınıp davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespiti ile uygun sonuç dairesince bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 09.02.2018 tarih ve 2015/302 Esas, 2018/44 Karar sayılı kararıyla davacının icra dosyasındaki borcunun 25/06/2012 tarihi itibariyle kapandığı ve davacının 5.307,23 TL alacaklı olduğu, davalı alacaklı tarafından ödemelerin zamanında bildirilmemiş olması nedeniyle taşınmazın 35.000,00 TL bedelle ihale edilip satıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı kooperatife borçlu olmadığını tespiti ile fazla ödenen 5.307,23 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu alacağın %20’si oranında hesaplanan 4.349,63 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesi’nin 30.11.2020 tarih ve 2018/2468 Esas, 2020/3919 Karar sayılı kararı ile sözleşme uyarınca faiz hesabı yaptırması gerekirken, aksi gerekçelerle faizin yasal faiz üzerinden hesaplanması yerinde olmadığı ve raporda tahsil harcı icra taahhüt tutanağında hesaba katılmış olmasına rağmen raporda alacak miktarını belirleyen kalem içerisinde toplamaya dahil edilmemesi doğru görülmediği gerekçesiyle sair temyiz itirazları reddedilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma kararı dışında kalan hususların kesinleştiği gözetilerek yapılan yargılamada sözleşmede belirlenen faiz üzerinden ve yine tahsil harcına yönelik eksikliğin de giderildiği usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulü ile davacının davalı kooperatife borçlu olmadığını tespiti ile fazla ödenen 2.440,39 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, takibe konu alacağın %20’si oranında hesaplanan 4.349,63 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava değeri dosya borcu ve fazla ödenen para toplamı olduğu halde vekalet ücretinin sadece iadesine karar verilen para üzerinden hesaplandığı, lehine takdir edilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, fazladan ödenen para miktarının daha fazla olduğunu, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra tahsil harcının raporda eksik hesaplandığını, davacının 21.748,15 TL üzerinden menfi tespit ve istirdat talebinde bulunduğu, sadece 2.440,39 TL üzerinden istirdat kararı verildiği halde dava tümüyle kabul edilmişcesine karar tesis edildiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin kabul ret miktarına göre oranlamasının yapılmadığı, davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmediğini, kötüniyet tazminatı koşulları oluşmadığını aksi düşünülse bile kabul edilen miktar üzerinden uygulanması gerektiğini, raporun son bölümünde belirtilen avukatlık ücreti kooperatif tarafından yapılan tahsilattan avukata aktarıldığını, davacının avukata bizzat ödeme yapmadığını, avukatlık ücreti yönünden mükerrer hesaplama yapıldığını, tereddütün giderilmesi için gerekirse avukatın dinlenmesi talep edilmiş ise de gereğinin yapılmadığını, 9.000, 00 TL ödemenin mükerrer olarak dikkate alındığını, dekont asılları kimin elinde ise ödemenin onun tarafından yapıldığı yönünde yasal karine bulunduğunu, aksinin davacı yanca ispatlanamadığını, davacının doğrudan istirdat davası açması gerekirken menfi tespit davası açtığını, hukuki yarar yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, aksi düşünülse hak düşürücü süre geçirildikten sonra istirdata karar verilmeyeceğini, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (1086 sayılı Kanun) 427 nci ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.