YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14297
KARAR NO : 2023/3297
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2014 tarihli ve 2013/237 Esas, 2014/557 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrası (f) bendi ve son cümlesi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 31.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafinin temyiz istemi; süre tutum talebine ilişkindir.
Sanık …’in temyiz isteminde; Mahkemenin gerekçeli kararında kendisinin soruşturma aşamasındaki 27.08.2010 tarihli ifadesinde sahte kimlik belgeleri kullandığını ikrar ettiğini yazdığını, oysadaki kendisinin bu tarihli bir ifadesi olmadığını, bu ifadesinin 2001 yılındaki başka bir soruşturmadaki beyanı olduğunu, kendisinin atılı eylemle ilgili hiç bir ikrarı olmadığını; şikayetçi …’ı ve diğer sanık …’nu tanımadığını, şikayetçi ile yüzleştirmelerinin yapılmadan hüküm verildiğini, çeklerde yazı ve imzasının olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini belirterek usul ve yasaya aykırı verilen hükmün bozulması talebine bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklar … … … ve …’nun şikayetçi … İnşaat Malzeme Sanayi Ticaret Limited şirketine gelerek mantolama malzemesi aldıkları, buna karşılık olarak da sahte belgelerle kurmuş oldukları … İnşaat Nakliye şirketine ait 7.250,00 TL bedelli ve … inşaat malzemeleri adlı şirkete ait 8.500,00 TL bedelli çekleri verdikleri, çeklerin ödeme tarihlerinde bankada karşılıklarının çıkmadığı belirtilerek, sanıkların banka ve kredi kurumlarını araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Sanık … soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki beyanlarında, suçlamaları kabul etmediğini, şikayetçi … İnşaat Limited Şirketini ve diğer sanık …’nu tanımadığını, suça konu çekler üzerinde yazı ve imzasının olmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmasında, diğer sanık …’i ve şikayetçi …’ı tanımadığını, kendisinin Esenyurt’ta … İnşaat isimli bir şahıs şirketi olduğunu ancak iddianamede belirtilen şirketi kurmadığını, kimseyi dolandırmadığını, kendisine ait olan … inşaat isimli şirketin 2007 yılında soyulduğunu, çekin oradan çalınmış çeklerden olup, imzasını taşıyor olabileceğini, asıl mağdurun kendisi olduğunu beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
4. Soruşturma aşamasında Uzman Doktor … …’dan alınan 11.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu çeklerden 30.05.2007 tarihli 7.250,00 TL bedelli çek aslı incelenmiş, inceleme konusu çekin ön yüzündeki keşideci imzası ve yazılar ile arka yüzündeki ciro imzalarının sanık … eli ürünü olmadığı, ön yüzündeki yazıların … eli ürünü olduğunun kabulü gerektiği, keşideci imzası mukayese imza örneklerine kıyasla farklı karakterde atılmış olduğu belirtilerek keşideci imzasının sanığın eli ürünü olduğu yönünde bir kabule yer verilmemiştir.
5. Katılan … mahkemedeki ifadesinde, sanıklarla önce telefonda ön görüşme yaptıklarını daha sonra dükkanına gelip kendilerini … Medikal isimli firmanın yetkilisi olarak tanıttıklarını ve bu firma adına cirolanmış çekleri kendisine verdiklerini, önce çekleri sordurduğunu sonra malları gönderdiğini, çekler ödenmeyince bu isimde bir firmanın olmadığını öğrendiğini, zararının giderilmediğini beyan etmiştir.
6. Sanıkların birbirlerini ve katılan …’ı tanımadıklarını, katılana ait şirketle ticari ilişkilerinin olmadığını beyan etmelerine karşın mahkemece sanıkların ve katılanın yüzleştirilmedikleri anlaşılmıştır.
7. Mahkemece sanıkların sahte belgelerle … İnşaat Limited şirketini kurdukları, sanık … …’in daha önceden sahte kimlik belgeleri kullandığı yönünde hazırlıkta ikrarının bulunduğunu, katılanın tüm aşamalarda suça konu çeklerin kendisine iki kişi tarafından verildiğini ve bunlardan birisinin sanıklardan … … … olduğunu ifade ettiğini, her ne kadar alınan raporda çekteki imzanın sanık … …’e ait olmadığı belirtilmiş ise de diğer sanıkla birlikte hareket ettiği, … Medikal isimli şirketin herhangi bir kaydının olmadığının gelen yazı cevaplarında anlaşıldığını, 7.250 TL’lik çekteki … İnşaat Limited Şirketi adına atılan imzanın sanık …’na ait olduğunun 11.12.2012 tarihli Adli Tıp grafoloji uzmanı tarafından verilen raporla sabit oluşları bir arada değerlendirildiğinde, her iki sanığın suça konu çekleri aldıkları malzeme karşılığında katılana verdiklerinin kabulü ile sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 158 maddesinin 1 fıkrasının (f) bendi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/50938 numaralı tebliğnamesi ile hükümlerin onanması talep edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanıkların katılana ait firmadan aldıkları mal karşılığında kendilerini … Ecza Medikal Ltd.Şti yetkilisi olarak tanıtarak suça konu çekleri müşteri çeki olarak verdikleri, aslında … isimli bir şirketin olmadığı, sahte ciro ile katılanı dolandırdıkları iddiasıyla açılan kamu davasında, sanıkların aşamalardaki savunmalarında suçlamaları kabul etmedikleri, birbirlerini ve katılanı tanımadıklarını, katılana ait şirketten mal almadıklarını beyan ettikleri, soruşturma aşamasında alınan 11.12.2012 tarihli bilirkişi raporunda sadece dava konusu olan … İnşaat isimli şirkete ait 7.250,00 TL bedelli çekin incelendiği, bu raporda ön yüzdeki yazıların sanık … eli ürünü olduğu kanaatinin bildirildiği ancak keşideci imzasının sanığın eli ürünü olduğu yönünde bir kanaat beyan edilmediği, buna karşın mahkeme kabulünde imzanın sanık eli ürünü olduğu yönünde tespitin varlığından bahsedildiği, dava konusu diğer çek ile ilgili herhangi bir uzmanlık raporunun bulunmadığı, mahkemece soruşturma dosyasında yapılan incelemede sanık … …’in 27.08.2010 tarihli ifadesinde kendisinin sahte kimlik kullandığını beyan ettiği belirtilmesine karşın soruşturma aşamasındaki 27.08.2010 tarihli ifadesinde beyan ettiği sahte kimlik olayının 2001 yılında yargılandığı başka bir dosyadaki ifadesine ilişkin olduğu zira ilgili ifade incelendiğinde sanığın ifadesi 27.08.2010 tarihinde alınmış olmasına rağmen kendisine bu tarihten sonraki bir tarih olan 08.10.2010 tarihli ifade tutanağının okunduğu belirtilmiş olup, dosya incelendiğinde bahsedilen ifadesinin dosya arasında sureti bulunan başka bir soruşturmaya ait 08.10.2001 tarihli kolluk ifadesi olduğu gözetilerek gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından; sanıklar ile katılan birbirleri ile yüzleştirilerek katılandan mal alan kişilerin sanıklar olup olmadığının katılana sorulması, katılanlardan alınan inşaat malzemelerinin kime ve hangi adrese tespit edildiği varsa teslim belgesindeki imzanın kime ait olduğu hususları da araştırılarak sanıkların suç tarihine yakın samimi yazı ve imza örnekleri alınarak, suça konu çeklerdeki yazı ve imzaların sanıkların eli ürünü olup olmadığı yönünde yetkin bir kurum veya kuruluştan bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine eksik araştırma ve yanlış gerekçelerle mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.11.2014 tarihli ve 2013/237 Esas, 2014/557 Karar sayılı kararına yönelik sanık … müdafinin ve sanık …’in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.04.2023 tarihinde karar verildi.