Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/18943 E. 2023/4540 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/18943
KARAR NO : 2023/4540
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/104 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 1.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın adliyede yakın dostları olduğunu ve katılanı cezaevinden çıkartabileceği, dosyasını Yargıtay’da bozdurabileceğini söyleyerek menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesi nedeniyle bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığına, eksik soruşturma nedeniyle delillerin tamamının toplanmadığına, somut olay ile uygulanan kanun maddelerinin uyumlu olmadığına, şartları oluştuğu halde, kısa süreli hapis cezasının ertelenmediğine, seçenek yaptırımlara çevrilmediğine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’in hakkındaki hapis cezasının infazı için cezaevine girdiği, olay tarihinde Kocaeli Denetim Serbestlik Müdürlüğünde görevli olan sanığın, katılan …’in arkadaşları olan diğer katılanlara, adliyede yakın dostları olduğunu, katılan …’i cezaevinden çıkartabileceğini, dosyasını Yargıtay’da bozdurabileceğini söyleyerek, katılanlardan 20.000,00 TL para aldığı, katılanın cezaevindeki durumunda bir değişiklik olmayınca da sanığın bu işlerle ilgilendiğini göstermek amacıyla adliyede oluşturulmuş gibi düzenlenen hiç bir hukuki sonuç doğurmayan ve aldatıcılık niteliği olmayan sahte fotokopi belgeyi verdiği iddiasıyla sanık hakkında, kamu görevlileri ile ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mahkemece, her ne kadar sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmış ise de; katılanların anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söylemeyen sanığın eyleminin basit dolandırıcılık suç tipine uyduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin ikinci fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırmasının gerektiği; somut olayda ise, sanığın, Ankara’da dayısı olduğunu, Adliyede ve Yargıtayda dostları olduğunu söyleyip işini halledebileceği vaadiyle katılanlardan menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin, aynı Kanun’un 157 nci maddesinde yer alan ve uzlaştırmaya tabi olan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde, hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle 60 gün belirlenerek sanığa fazla ceza tayini nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2015 tarihli ve 2014/104 Esas, 2015/342 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, üye … ve …’un, eylemin 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin ikinci fıkrasındaki suçu oluşturduğu yönünde karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.05.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Katılan …’in Kocaeli C Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunduğu, suç tarihinde Kocaeli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde görev yapan sanığın “Adliyede, Yargıtay’da tanıdıkları, dostları olduğunu, katılanı … bıraktıracağını hakkındaki mahkûmiyet hükmünü havi dosyasını Yargıtay’da bozduracağını” söyleyerek 20.000,00 TL menfaat sağlaması sebebiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 158 … maddesinin 2 nci fıkrası uyarınca açılan kamu davasında, Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.06.2015 tarihli ve 2014/104 Esas, 2015/342 Karar sayılı ilamıyla sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde yaptırıma bağlanan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan bahisle neticede 10 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği,
Hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.10.2009 tarihli ve 2015/279132 nolu tebliğnamesiyle “Sanığın eyleminin vücut bulmuş haliyle 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin 2 nci fıkrasında yaptırıma bağlanan nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu halde, suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında cezalandırılmasına karar verilmesi sebebiyle hükmün BOZULMASI” yönünde görüş bildirildiği,
Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonunda; “5237 sayılı Kanun’un 158 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin, ismen söylemese bile kimden söz edildiğini karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı ve lakabını söylediği kamu görevlilerini tanıdığını, hatırının sayıldığını, işini yaptıracağını söyleyerek mağduru kandırmasının gerektiği, somut olayda sanığın Ankara’da dayısı olduğunu, Adliyede ve Yargıtay’da dostları olduğunu söyleyip işini halledeceği vaadiyle katılandan menfaat temin etmesi şeklindeki eyleminin aynı Kanun’un 157 nci maddesinde yer alan uzlaştırmaya tabi olan dolandırıcılık suçunu oluşturduğu, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi” gerekçesiyle verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluğun sanığın eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna ilişkin görüşlerine katılmıyoruz.
Şöyle ki;
765 sayılı mülga … Ceza Kanunu’nun 278 … maddesinde bağımsız bir suç olarak yaptırıma bağlanan “Nüfuz Ticareti” 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin 2 nci fıkrasında nitelikli dolandırıcılık suçu olarak düzenlenmiş ve bu husus madde gerekçesinde de açıkça ifade edilmiştir.
5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin 2 nci fıkrasında kanun koyucu sanığın kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işi gördüreceği vaadiyle suçun mağdurunu aldatmasını yeterli görmüş, kamu görevlisinin makamı, rütbesi, ünvanı ve lakabının belirgin olması hususuna madde metninde yer verilmemiştir. Aksine menfaat teminine vasıta kılınan işin belirgin olmasını suçun unsuru olarak sarih bir şekilde vurgulamıştır.
Ne var ki 765 sayılı Kanun’un 278 … maddesine ilişkin yerleşik Yargıtay uygulaması 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin 2 nci fıkrasının kapsamını daraltacak şekilde yeni yasal düzenleme içinde aynen uygulanmaya devam edilerek, ceza yargılamasında kıyas, daraltıcı ya da genişletici yorum yapmak mümkün değil iken, ceza yargılamasındaki evrensel ve temel ilkeler gözardı edilerek, yasa koyucunun muradının ötesinde yasa metnine anlam yüklenmiştir. Nitekim CGK 16.03.1985 5/456-146 sayılı kararında bu duruma izahat getirmiştir. Mezkur kararda “… Nüfuz ticareti dolandırıcılık suçunun unsurlarını da ihtiva eder. Bir dolandırıcılık eyleminin nüfuz ticareti olarak vasıflandırılabilmesi için … Ceza Kanunu’nun 278 … maddesindeki unsurların da gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi halde, sanığa Kanun’un 278 … maddesi ile değil, 503 üncü maddesiyle ceza tertip edilmelidir. Olayımızda da unsurları bakımından nüfuz ticareti suçu oluşmadığından, sanığın dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği… somut olayda sanığın herhangi bir kamu görevlisinden ismen bahsetmediği gibi rütbe ve makam adı dahi zikretmeksizin kamu görevlilerine işini gördüreceği eyleminin dolandırıcılık suçuna temas edeceğine…” hükmetmiştir. 765 sayılı … Ceza Kanunu’nun 278 … maddesi ile dolandırıcılık suçunu ayırmak amacına matuf önceki yerleşik Yargıtay uygulamaları 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin ikinci fıkrası içinde yasa metnindeki farklılığa, yeni yasanın gerekçesindeki açık izahata rağmen aynen uygulanmak suretiyle hukuki hata yapılmıştır. Yeni düzenlemede “işin belirgin” olması aranırken “kamu görevlisinin belirgin” olmasına dair ve yeni metnin içeriğine uygun düşmeyen eskiden oluşan içtihatların yeni yasaya uygulanarak yasa kapsamı daraltılmıştır.
Diğer taraftan; 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin 2 nci fıkrasında kamu görevlisinin belirgin olmasını aramak, anılan maddenin kendi içinde de çelişki oluşturacaktır. Filhakika 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin 1 … fıkrasının (L) bendinde; “Kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle” dolandırıcılık suçunun işlenmesinde Dairemizin uygulamalarında da sanıkların banka, sigorta ve kredi kurumlarındaki müşahhas kişilerden bahsetmeksizin tanıdıklarının olduğundan bahisle fiilin icrası halinde eylem nitelikli dolandırıcılık suçu olarak vasıflandırılarak daha ağır cezai yaptırım uygulanırken, aynı maddenin 2 nci fıkrasındaki kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu belirterek suç işlemesi halinde birinci bendinde aranmayan belirgin kişinin 2 nci fıkrada yasa metninde yer verilmediği halde bu fıkradaki “işin belirgin” olması “kamu görevlisinin belirgin” olması şeklinde yukarıda izah edilen ve yasa metnine uygunluk arz etmeyen eski içtihatların uyarlanması suretiyle basit dolandırıcılık suçuna temas eder şekilde nitelendirilmesi yasa metnine aykırılık teşkil etmektedir. Kaldı ki suçun mağdurlarını kandırmakta sanıkların banka, sigorta yada kredi kurumlarındaki kişileri tanıdıklarına dair anlatımlarına nazaran kamu görevlileriyle ilişkilerinin olduğuna dair beyanlarının daha etkili olduğu da dairemize yansıyan yargılama dosyalarında aşikarken, kanun koyucunun muradına ve yasa metnine uygun düşmeyen ayrıca kendi içinde tenakuz arz eden uygulama toplumun adalet duygusunu da örseleyecektir.
Açıklanan nedenlerle; sayın çoğunluğun sanığın eyleminin uzlaştırma kapsamındaki basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gerekçesine dayanan mahkumiyet hükmünün bozulmasına ilişkin görüşlerine katılmıyoruz. 30.05.2023