Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/20902 E. 2023/4689 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/20902
KARAR NO : 2023/4689
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2015 tarihli ve 2014/343 Esas, 2016/370 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
a.) Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b.) Sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (k) bendi, 35 … maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis, 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın aynı eylem nedeni ile Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/216 Esas sayılı dosyasından yargılandığından mükerrer yargılama yapıldığına, suça konu özel belge kullanılmadığından özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ve zarar oluşmadığından HAGB hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Temyiz dışı sanık … …’na ait şirket adına kayıtlı olan … plaka sayılı kamyon ile dava dışı … adına kayıtlı olup fiilen temyiz dışı sanık …’nun kullanımında bulunan … plaka sayılı aracın, tespit edilemeyen bir yerde 21.10.2012 tarihinden önce birbirleri ile ya da başka otolar ile kazaya karıştıkları, kaza tarihi itibari ile … plakalı kamyonun zorunlu trafik sigortası olmadığından, kaza raporu düzenlenmeden olay yerinden ayrıldıkları, … plaka sayılı araç ön tarafından kazalı olup masrafı yüksek olduğundan sanık … ile diğer temyiz dışı sanık … ve hakkında ölüm nedeniyle ek takipsizlik kararı verilen … … ile birlikte Aksaray sanayi sitesindeki iş yerlerine getirtilerek iç kısmına bıraktıkları, daha sonra … plaka sayılı araca 22.10.2012 tarihinde zorunlu trafik sigortası yaptırdıkları, çekici vasıtası ile araçların kaza mahalline götürülüp her iki aracın kaza yapmış gibi gösterildiği, kusurun kamyonda olacak şekilde 27.10.2012 tarihli trafik kaza tespit tutanağı düzenledikleri, akabinde bu kaza raporu ile kazada kusurlu gösterilen … plaka sayılı aracın zorunlu trafik sigortasını yapan katılan … şirketine 01.11.2012 tarihinde müracaat ettikleri, yaptırılan ekspertiz raporunda … plakalı araç üzerinde KDV hariç 3.127,78.TL zarar bedelinin belirlendiği, sanıklar hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından yürütülen soruşturmada alınan mahkeme kararları uyarınca iletişimlerinin tespiti sonucunda katılan … şirketinin bilgilendirilmesi neticesinde hasar dosyasının ödeme yapılmadan kapatıldığı, bu surette sanığın iştirak halinde sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçuna teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık … aşamalarda alınan savunmalarında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, temyiz dışı sanık …’in yanında işçi olarak çalıştığını, kaporta tamir işi yaptığını, patronunun evrakların eksik olduğunu, fotoğrafların çekilmesi gerektiğini söylemesi üzerine çekici olan …’ı aradığını, onun da kurtarıcı ile geldiğini, patronu ve kurtarıcı ile birlikte aracı kaza yapılan yere götürdüklerini, kazaya ilişkin resimler çekildiğini, diğer olaylarla ilgili başka bir bilgisinin bulunmadığı şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
3. Katılan … yetkilisi … …’in alınan beyanlarında, … plakalı kamyona 22.10.2012 tarihinde zorunlu mali sigorta poliçesi düzenlediklerini, 27.10.2012 tarihinde 44 … plakalı araca zarar verdiği gerekçesi ile tazminat talebinde bulunulduğunu, görevlendirilen experin poliçeyle sigortanın yapıldığı tarih arasındaki sürenin azlığından şüphelenerek yaptığı araştırma ve olay yeri incelemesinde iki aracın yan yana olduğu esasen kazanın 21.10.2012 tarihinde meydana gelip, kaza tespit tutanağında 27.10.2012 tarihinde olmuş gibi gösterildiği, kazanın olduğu tarihte aracın sigortasının bulunmadığı tespit edildiğinden taraflardan tazminat isteği olmadığına dair feragat alınarak dosya kapatıldığını, şirket olarak şikayetçi olup katılma talebinde bulunduğu şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Mahkemece mükerrerlik iddiasında bulunulan Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/216 Esas sayılı dosyasının getirtildiği, yapılan incelemede; iddianamenin (12) Numaralı olay başlığı altında temyize konu olay ile ilgili olarak ayırma kararı verildiği ve soruşturmanın ayrı yapıldığının bildirildiği, bahse konu dosyanın müştekiler … …, olduğu, sanıkların ve … olduğu, her iki dava arasında mükerrerlik bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır.
5. Temyize konu olay ile ilgili olarak sanık … haricinde, suça konu araçları çekici ile götüren …, aracın tamirinin yapıldığı iş yeri sahipleri … ve …, suça konu … plakalı kamyon sahibi …, bu aracı fiilen kullanan …, suça konu 44 … plaka sayılı aracı fiilen kullanan … hakkında nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs ve özel belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, … ve … hakkında beraat, diğer temyiz dışı sanıklar …, …, … ve … hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildiği tespit edilmiştir.
6.Mahkeme tarafından sanık … hakkında, sanık …’nin, diğer temyiz dışı sanıklar …, …, … ve … ile aynı eylem ve fikir birliği içinde birlikte hareket ederek sahte kaza tespit tutanağı ile katılan … şirketinden haksız menfaat elde etmeye teşebbüs ettiği kabul edilerek, temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Gerekçeli kararda suç tarihinin katılan … şirketine başvuru tarihi olan “01.11.2012” olması gerekirken “21/10/2012 – 21/11/2012” olarak hatalı yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde düzenlenen “sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık” suçunun cezasının suç tarihinde “2 yıldan 7 yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası” olduğu, anılan maddede 03.04.2013 tarihinde yayımlanan 6456 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı kanunun 158 … maddesinin birinci fıkrasının son bendi gereğince hapis cezasının alt sınırının 3 yıldan, adli para cezasının miktarının da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı şeklinde düzenleme getirildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönü ile bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2014/216 Esas sayılı dosyası ile ilgili olarak mahkemenin tespiti ve UYAP kayıtlarının tetkikinde; iddianamenin (12) Numaralı olay başlığı adı altında temyize konu olay ile ilgili olarak ayırma kararı verildiği ve soruşturmanın ayrı yapıldığının bildirildiği, bahse konu dosyanın müştekiler … …, olduğu, sanıkların ı ve … olduğu, her iki dava arasında mükerrerlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin davanın mükerrer olduğuna yönelik temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
4. Sanık savunması, katılan beyanları, sigorta kayıtları, iletişimin tespiti ve teknik takip kayıtları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, Mahkemenin, sanık hakkında lehine olan takdiri indirim maddesinin uygulanmış olması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımına çevrilme hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin gerekçeleri yeterli ve hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiisinin suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ve lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B.Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. … Ceza Kanunu’nun 207. maddesinde yer alan özel belgede sahtecilik suçunda, gerçeğe aykırı belge düzenleme olarak tanımlanan içerik (fikri) sahteciliğine yer verilmemiş, yalnızca, “belgeyi sahte düzenleme” hareketine yer verilmiştir. İçerik sahteciliğinde belgeyi düzenleyen olarak görülen kişi gerçek olduğu halde, belgenin içeriği gerçeğe aykırıdır. Maddede sadece taklit suretiyle sahte belge düzenleme veya gerçek bir belgede ekleme veya çıkarma suretiyle sahtecilik, başka bir deyişle maddi sahtecilik eylemlerine yer verilmiştir. Maddenin gerekçesinde belgenin sahte olarak düzenleme hareketi açıklanırken; “özel belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte üretilmektedir” ifadesiyle de eylemin maddi sahteciliği kapsadığı belirtilmiştir. Buna göre salt yalan beyanı içeren özel belge, açıklanan ve unsurları gösterilen özel belgede sahtecilik suçunun maddi konusunu oluşturmamaktadır. Sanığın, gerçekte kaza yapmadıkları halde sigortadan haksız menfaat elde etmek maksadıyla 27.10.2012 tarihli kaza tespit tutanağı düzenleme eylemine iştirak etmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilen olayda; sanığın eyleminin içerik sahteciliği olarak kabul edilmesi gerektiği, içerik sahteciliğinde, 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinde düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2. Kabule göre de;
a.)Gerekçeli kararda suç tarihinin katılan … şirketine başvuru tarihi olan “01.11.2012” olması gerekirken “21.10.2012-21.11.2012 ” olarak hatalı yazılması,
b.)5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.06.2015 tarihli ve 2014/343 Esas, 2016/370 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Özel Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçeli bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Aksaray 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.06.2015 tarihli ve 2014/343 Esas, 2016/370 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

31.05.2023 tarihinde karar verildi.