YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/26567
KARAR NO : 2023/4860
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2015 tarihli ve 2014/389 Esas, 2015/181 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında ayrı ayrı;
1. Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.09.2020 tarihli, 15-2016/23174 sayılı ve sanıklar hakkında kurulan hükümlerin bozulması gerektiği görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine …, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatlerine karar verilmesi gerektiğine ve kararın sanıklar lehine bozulmasına,
Sanık …’nın temyiz isteği, müdafiinin süre tutum talebi üzerine; mahkûmiyetine yeterli delil olmadığına, suça konu senedin kendisi tarafından doldurulmadığının kriminal rapor ile sabit olduğuna, mağdur olanın kendisi olduğuna ve re’sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulmasına,
Sanık …’ın temyiz isteği; çalıştığı şirketi borçlandırmak gibi bir niyeti olmadığına, … … ile arasında şahsi alışveriş olduğuna ve kararı temyiz ettiğine,
ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan şirket tarafından şirketi borçlandırmamak kayıt ve şartı ile ihale işlerini takip etmek üzere 03.01.2011 tarihli vekâletname ile yetkilendirilen sanık …’ın, arkadaşı olan … Temizlik şirketinin sahibi olan sanık …’ya, katılan şirket kaşesini kullanmak suretiyle 08.06.2011 tanzim ile 01.08.2011 ödeme tarihli ve 35.000,00 TL bedelli senet düzenleyerek verdiği, sanık …’ın 21.09.2011 tarihli azilname ile şirket yetkilerinden azledildiği, sanık …’nın 30.01.2012 tarihinde suça konu senede istinaden katılan şirket aleyhine icra takibi başlattığı iddia ve kabul edilmiştir.
2. Kriminal rapor ile senetteki borçlu imzalarının sanık …’ın eli ürünü olduğu, el yazılarının sanıklara ve katılan şirket yetkilisi …’a ait olmadığı tespitleri yapılmıştır.
3. Sanık … tarafından katılan şirket hakkında başlatılan icra takibinde, katılan şirketin ihale aldığı 12 adrese haciz ihbarnamesi tebliğ ettirildiği, bunun üzerine katılan şirket tarafından sanık … aleyhine menfi tespit davası açılarak takibin durdurulduğu, söz konusu dosya içinde bulunan 11.10.2012 tarihli bilirkişi raporunda katılan şirket ile …’nın şirketi arasında ticari bir ilişkiye rastlanılmamış olduğu belirtilmiştir.
4. Sanık … aşamalardaki savunmalarında özetle sanık …’dan aldığı 8.000,00 TL şahsi borç karşılığında suça konu senedi imzaladığını, …’in talebi üzerine senede şirket kaşesini basmakta sakınca görmediğini, senedin diğer kısımlarının boş olduğunu ve … tarafından doldurulduğunu, suça konu 35.000,00 TL bedelli senede konu borcun gerçekte 8.000,00 TL olduğunu beyan etmiştir.
5. Sanık …’nın savunmaları aşamalarda çelişkili olup soruşturma aşamasında alınan beyanında sanık …’ın katılan şirketin sahibi ve yetkilisi olduğunu söylediğini, şirketin kendisine satılması hususunda teklifte bulunduğunu, kendisinden yaklaşık 35.000,00 TL borç aldığını, bu parayla şirketin sigorta primlerini ödeyeceğini beyan ettiğini, akabinde şirketi kendisine satacağını, borç karşılığında dilekçede belirtilen senedi imzalayarak kendisine verdiğini, sanık …’ın şirket yetkilisi olmadığını bilmediğini, şirket adına ihalelere girip imza atarak bankalarda işlem yaptığını, kendisini bu hususta kandırdığını, bu senetle ilgili şikayet dilekçesi verdiğini, hiç bir şekilde …’la anlaşarak şirketi dolandırmaya çalışmadığını ifade etmiş; kovuşturma aşamasında alınan savunmasında …’ın kendisine şikayetçi şirketin sahibi olduğunu söylediğini, kendisinin de … Temizlik … Ltd. Şti.’nin yetkilisi olduğunu, …’ın çalıştığı şirketin durumunun kendisinin bağlı bulunduğu şirketin durumundan daha iyi olduğunu, bu nedenle ihalelerde … ile birlikte teklif verdiklerini, …’un kendisinden sigorta borcunu ödeyemediği, hakedişini alamadığı ve ihaleye gireceği için 35.000,00 TL borç para istediğini, kendisinin de şahsı adına 35.000,00 TL verdiğini, karşılığında bir belge istediğini ve “evrakı yap şirketin adına olsun” dediğini, …’un parayı şirket adına istediğini, getirdiği belgede şirketin kaşesinin ve imzasının olduğunu, kendisinin de parayı verdiğini beyan etmiştir.
6. Yapılan yargılama neticesinde sanık …’nın şahsı adına verdiğini iddia ettiği para karşılığında suça konu senedi aldığını beyan etmesi, sanık …’ın şahsı adına sanık …’den borç para aldığını ve karşılığında suça konu edilen senedi hiç bir yazı yazmadan imzalayıp şirket kaşesini bastığını ifade etmesi ve aralarında ticari ilişki bulunduğuna dair herhangi bir bilgi, belge elde edilememesi karşısında; sanık …’ın borçlandırma yetkisi olmadığını bilmesine rağmen suça konu senedi imzalayıp şirket kaşesi basmak suretiyle şirketi borçlandırıp hakkında icra takibi yapılmasına sebebiyet verdiği, sanık …’nın katılan şirketle hiç bir ticari bağlantısı olmamasına rağmen almış olduğu senede şirket kaşesi basılmasını istemesi üzerine sanık … tarafından şirket kaşesi basılmış senedi alıp icraya koymak suretiyle sanık …’un eylemine iştirak ettiği kabulü ile sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 158 … maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereğince cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
7. Suça konu senedin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısı, sanık … müdafii ve sanık …’ın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
Katılan şirket tarafından 03.01.2011 tarihli vekâletname ile ihale işlerini takip etmek üzere yetkilendirilen sanık …’ın, sanık …’ya katılan şirkete ait kaşeyi kullanarak düzenlediği senedi vermesi ve söz konusu senedin sanık … tarafından icra takibine konu edilmesi eyleminin kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturmasına karşın suç vasfının tayininde hataya düşülerek tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan hüküm kurulması nedeniyle sanıklar hakkında verilen hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2015 tarihli ve 2014/389 Esas, 2015/181 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, sanık … ve müdafii, sanık … tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısı, sanık … ve müdafii, sanık …’ın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Tacir veya Şirket Yöneticileri ile Kooperatif Yöneticilerinin Dolandırıcılığı Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Giresun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.09.2015 tarihli ve 2014/389 Esas, 2015/181 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı, sanık … ve müdafii, sanık …’ın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakların saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.