YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/11859
KARAR NO : 2017/9412
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Ek Karar Tarihi : 31.03.2016
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : 485,46 TL maddi, 2.000 TL manevi tazminatın
davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm ve
bu hükme yönelik davalı vekilinin temyiz talebinin
reddine dair ek karar
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm davacı, davalının temyiz talebinin reddine ilişkin ek karar ise, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Davacı 07.04.2016 tarihli dilekçesinde hükmün kesinleştirilmesini talep etmiş ise de, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edildiğini öğrenmesi üzerine süresinde verdiği dilekçesinde hükme karşı itirazlarını bildirerek, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine uygun olarak katılma yoluyla temyiz talebinde bulunduğu anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan ve 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik HUMK’un 427 ve ek 4. maddelerindeki temyiz sınırı ve davacı lehine hükmolunan toplam tazminat miktarına göre hükmün davalı yönünden temyizi kabil olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan incelemede;
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Davacının tutuklandığı tarih itibariyle davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih, 2009/256 Esas ve 2010/57 sayılı kararında, 466 sayılı Kanunun 2. maddesindeki üç aylık sürenin başlangıcı için 21.04.1975 tarih, 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına atıf yapılarak kesinleşen beraat kararından davacının haberdar olmasının arandığı, Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.05.2014 tarih, 2014/141 Esas, 2014/229 sayılı kararında da belirtildiği üzere beraat
veya kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların Yazı İşleri Yönetmeliğine göre süresinde tebliğ edilip kesinleşme tarihinden itibaren her halükarda 10 yıl, kesinleşmiş kararların tebliğinden itibaren ise 3 ay içinde tazminat davalarının açılması gerektiği, bu açıklamalar kapsamında tazminat davasının dayanağı olan İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/1747 Esas – 2006/521 Karar sayılı ceza dava dosyasının incelenmesinde; 03.07.2006 tarihli beraat kararının 11.07.2006 tarihinde kesinleştiği, temyiz incelemesi sırasında Dairemizce Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemede, davacının 14.07.2014 havale tarihli dilekçesiyle, tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyasındaki tutukluluk süresinin Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/677 Esas – 2008/677 Karar sayılı ceza dava dosyasından verilen hükümlülüğünden mahsubunu talep ettiği, aynı mahkemenin 25.08.2014 tarihli ek kararıyla ”beraat kararının 11.07.2006 tarihinde kesinleştiği, hükümlünün tutuklu kaldığı dosyanın kesinleşmesinden sonra cezası infaz edilen suçları işlediği anlaşıldığından ve mahsup şartları oluşmadığı” gerekçesiyle mahsup talebinin reddine karar verildiği ve ek kararın 27.08.2014 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, bu suretle davacının hakkında verilen beraat kararının kesinleştiğinden haberdar olduğu, buna karşın tazminat davasının, 466 sayılı Kanunun 2/1. maddesinde öngörülen 3 aylık süre geçtikten sonra 03.07.2015 tarihinde açıldığı dikkate alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi,
Kabule göre de;
1- Geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının tutuklu kaldığı sürede 16 yaşından küçük ve 16 yaşından büyük olduğu dönemler dikkate alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenen net asgari ücret miktarları üzerinden hesaplanacak 522,82 TL’nin maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapılarak belirlenen 485,46 TL’nin hükme esas alınması suretiyle maddi tazminatın eksik tayini,
2- Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunması,
Kanuna aykırı olup, davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.