Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8390 E. 2023/5320 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8390
KARAR NO : 2023/5320
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2013/353 Esas, 2015/1110 Karar sayılı kararı ile
1. Sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 kez 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına,
2. Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 75.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık … müdafinin temyizi, müvekkilinin olaya iştirak etmediğine, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına, resmi belgede sahtecilik suçundan iki kez cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve bu nedenlerle hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.
Sanık … müdafinin temyizi; müvekkilinin keşide tarihlerini yazmadığına, bu nedenle eylemlerinin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağına, ayrıca iki kez cezalandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, bu nedenle hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklardan …’ın, olay tarihinde … Turizm A.Ş.de tanzim ve teşhir sorumlusu, sanık …’nın ise satış sorumlusu olarak çalıştığı, sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek şirketten sahte siparişler ile malları çıkararak bu malları piyasada ucuza sattıkları, malların parasını peşin olarak aldıkları, paraları da şirkete teslim etmeyerek … Oto ve … Makine isimli şirketlerin borçlu olarak göründüğü sahte senetler tanzim ederek şirkete verdikleri ve bu şekilde üzerilerine atılı suçları işledikleri iddiası ile haklarında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık … savunmalarında, diğer sanık …’ın kendisine şirketten mal almasını, böylece kendisinin satış kotasını dolduracağını, yağların satışı sonrası alacağı primi paylaşacaklarını söylediğini, kendisinin de bunu kabul ederek şirket deposundan fatura kestirerek yağları çıkardığını ve sanık …’a teslim ettiğini, sanık … tarafından kendisine getirilen senetleri şirketin muhasebesine verdiğini, ancak bir süre sonra senetlerin ödenmemesi nedeniyle mahçup olmamak için sahte senetler düzenleyerek şirkete verdiğini, sanık … tarafından hesabına çeşitli tarihlerde para yatırıldığını, pişman olduğunu beyan etmiştir.
3. Sanık …, suçlamaları kabul etmediğini, sanık …’in eşinin olay ortaya çıkınca kendisinden para istediğini, parayı vermediği için kendisine iftira attıklarını, senetlerden haberdar olmadığını, yağ alıp ucuza satmadığını beyan etmiştir.
4. … Turizm şirketinin yetkilisi olan …, sanık … …’ın … Makine ve … Oto isimli firmaların mal sipariş ettiğini söylediği, kendilerinin de bu siparişler üzerine fatura keserek malları gönderdiklerini, karşılığında senetlerin kendilerine getirildiğini, senetlerin ödenmemesi üzerine borçlu görünen firmalarla irtibata geçtiklerinde senetlerin onlar tarafından düzenlenmediğini öğrendiklerini söylemiştir.
5. Senetlerde borçlu olarak görünen firma yetkilileri alınan ifadelerinde, senetlerin kendileri tarafından düzenlenmediğini, kendilerinin ödemeyi peşin olarak yaptıklarını ifade etmişlerdir.
6. Dosya arasında bulunan bilirkişi raporuna göre, senetlerin ve tahsilat makbuzlarının bir kısmındaki yazı, rakam ve imzaların sanık …’ın mukayese yazı ve imzaları ile bir kısmındaki yazı, rakam ve imzaların da sanık …’nın mukayese yazı ve imzaları ile uygunluk gösterdiği belirtilmiştir.
7. Mahkemece, sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek sahte senet düzenlediklerinin bilirkişi raporu, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğundan haklarında iki firmayı borçlu olarak göstermeleri nedeniyle iki kez resmi belgede sahtecilik suçundan, ayrıca sahte siparişler ile malların şirketten çıkmasını sağlayarak bu şekildeki hileli hareketleri ile menfaat temin etmeleri nedeniyle eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabulü ile dolandırıcılık suçundan temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar müdafilerinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “ belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesindeki zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın artırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde ise her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında, somut olayda, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında hareket eden sanıkların suça konu bonoları farklı tarihlerde düzenleyip çalıştıkları iş yerine verdiklerinin tüm dosya kapsamından anlaşılması karşısında, haklarında tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulup cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri gereğince artırılması, birden çok sahte belgenin düzenlenmesi ile kullanılması olgusunun 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında dikkate alınabileceği gözetilmeden, haklarında iki ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık … Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
24.10.2019 tarihli ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının düzenlendiği dikkate alınarak; somut olayda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Ankara Batı 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2013/353 Esas, 2015/1110 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden dolandırıcılık suçu yönünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün ve resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yazılı sebeplerle hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.06.2023 tarihinde karar verildi.