Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2011/7334 E. 2011/2170 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/7334
KARAR NO : 2011/2170
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçundan sanık …’ün, anılan Kanun’un 74/2. maddesi uyarınca 1 yıl hapis ve 450,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2010 tarihli ve 2009/183 esas, 2010/52 sayılı kararı aleyhine sanık vekili tarafından yapılan temyiz talebinin reddine ilişkin aynı mahkemenin 26/07/2010 tarihli ve 2009/183 esas, 2010/52 sayılı ek kararı ile ilgili olarak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 esas, 2006/229 sayılı ilâmı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 esas, 2009/10789 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6 ve 291/1-2. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, gıyapta verilen Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2010 tarihli ve 2009/183 esas, 2010/52 sayılı kararında kanun yolu, başvuru süresi, sürenin başlangıcı, mercii ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususlarının açıkça belirtilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli, sürenin başlangıcı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediğinden Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2010 tarihli ve 2009/183 esas, 2010/52 sayılı kararının temyizine yönelik talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 23.06.2011 gün ve 35674 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.08.2011 gün ve 2011/240786 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde karar ve hükümlerde başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şeklinin açıkça belirtileceği hükmüne yer verilip, aynı Kanunun 40/2. fıkrasında da, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişinin kusursuz sayılacağı belirtilerek özel bir eski hale getirme nedeni ihdas edilmiştir.
Eski hale getirme ile ilgili hükümlere ise 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddelerinde yer verilmiş olup, 41. maddede eski hale getirme ile ilgili dilekçenin engelin kalkmasından itibaren yedi gün içinde süreye uyulduğunda usule ilişkin işlemleri yapacak olan mahkemeye verileceği, dilekçe sahibinin kusuru olmadığına ilişkin olguları ve varsa belgelerini de dilekçeye ekleyeceği, 42. maddede ise yapılacak inceleme üzerine verilecek kararlar ve bunların sonuçları düzenlenmiştir.

5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 311. maddesinde ise eski hale getirme süresi içinde temyiz süresinin işleyeceği, bu taktirde eski hale getirme istemi ile birlikte temyiz isteminde de bulunulması gerektiği, eski hale getirme isteminde bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulduğu halde bu işlemin eski hale getirme talebinden vazgeçildiğini göstereceği belirtilmiş, benzer düzenlemeye 5271 sayılı CMK’nın 292 ve 274. maddelerinde de yer verilmiş, eski hale getirme isteminden bulunulmaksızın temyiz isteminde bulunulması halinde bunun eski hale getirme isteminden vazgeçildiği yönündeki hükme yer verilmemiş ise de, süresi içinde kullanılmayan bir hakkın bu süreden sonra zaten kullanılamayacağı nazara alındığında böyle bir hükme yer verilmemiş olması bir eksiklik olarak da değerlendirilmemiştir.
Bu açıklamalar kapsamında somut olay incelendiğinde,
Sanık … müdafiinin yokluğunda tefhim edilen 11.03.2010 gün ve 183-52 sayılı hükümde, kanun yolu bildirimi 5271 sayılı CMK’nın 34/2 ve 232/6. maddelerinde belirtildiği şekilde tam değil ise de, hüküm 07.04.2010 tarihinde sanık müdafiine tebliğ edilmiştir. Bu tebliğ üzerine sanık müdafiince 1412 sayılı CMUK’un 310 maddesinde belirtilen bir haftalık süre içinde temyiz kanun yoluna başvurulmamış, tebliğden 3 ay 16 gün sonra yine aynı müdafii tarafından hüküm temyiz edilmiştir.
Kanun yolu bildirimin eksikliği nedeniyle kişi kusursuz sayılacağından bu husus eski hale getirme nedeni oluşturabilecek ise de, eski hale getirme yöntemiyle açılmış bir temyiz davası bulunmamaktadır. Bu yöntemle açılmış bir temyiz davasının varlığı halinde, öncelikle eski hale getirme nedenlerinin bulunup bulunmadığı 5271 sayılı CMK’nın 40 vd. maddeleri uyarınca değerlendirilecek, bu hususun doğru olduğu kabul edildiği taktirde temyiz incelemesi yapılacaktır. Hal böyle iken, kanun yolu bildirimindeki her eksikliğin süresiz bir temyiz hakkı verdiği şeklindeki kabul, kanun yollarına başvurulmasının belirli bir süre ve yönteme tabi olacağına ilişkin düzenlemelere de aykırılık oluşturacaktır. Bu itibarla kanun yararına bozma istemi yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin 26.07.2010 gün ve 183-52 sayılı ek kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği yerinde görülmediğinden istemin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.