YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3924
KARAR NO : 2023/5362
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Beraat, Mahkûmiyet
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 Tarihli ve 2015/26 Esas, 2016/48 Karar Sayılı Kararı ile
1. Sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma, sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine,
2. Sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 257 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan vekilinin temyiz istemi; sanıklar hakkında verilen kararları temyiz ettiğine, süre tutum talebine ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine ilişkindir.
2. Sanık …’in temyiz istemi; yüklenen suçu işlemediğinin dosya kapsamında mevcut delillerle sabit olduğuna, ilgili kurum yazısının 17.07.2011 tarihinde tebliğ edildiği, suça konu yönetim kurulu toplantısının ise 05.07.2011 tarihinde yapılmış olduğuna, suç işleme kastının bulunmadığına, cezalandırılmasına yeterli şüpheden uzak delil bulunmadığına ve re’sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan …’ın Kumluca Ticaret ve Sanayi Odası genel sekreteri, sanıklardan …’in oda başkanı, diğer sanıkların ise yönetim kurulu üyesi oldukları, sanıkların 05.07.2011 tarihinde yaptıkları yönetim kurulu toplantısında yeterli toplantı ve karar sayısıyla katılanın iş akdinin feshine ilişkin karar aldıkları ve suça konu 05.07.2011 tarihli karar Yönetim Kurulu Toplantı Tutanağı’nı imzaladıkları, ancak katılanın şikayeti üzerine yapılan soruşturma kapsamında 23.08.2011 ve 12.03.2011 tarihli Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yazıları ile sanıklar …, …, … ve …’in yönetim kurulu üyeliklerinin 01.07.2011 tarihi itibarıyla kendiliğinden sona ermiş olduğu, bu haliyle 05.07.2011 tarihli toplantıda, sanıkların üyelikleri sona ermiş olduğundan karar alma yetkilerinin bulunmaması nedeniyle yeterli toplantı ve karar … sayısının sağlanamadığı, 05.07.2011 tarihli Yönetim Kurulu Toplantı Tutanağı ve dayanak teşkil ettiği iş akdinin feshine ilişkin kararın yok hükmünde kabul edildiği belirlenmiştir. Kumluca Ticaret ve Sanayi Odasının 05.07.2011 tarihli Yönetim Kurulu Toplantı Tutanağı dosya arasına alınmıştır.
2. Mahkemece, 01.07.2011 tarihi itibarıyla yönetim kurulu üyelikleri sona ermiş kişilerin yönetim kurulunu toplayarak iş akdine son verme niteliğindeki işleme yönelik karar almalarının baştan itibaren böyle bir yönetim kurulu teşkil etmesinin mümkün olmadığı sonucu karşısında yok işlem niteliğinde olduğu ve yok işlemlerin temel özelliği olan hukuk dünyasında hiçbir sonuç doğurmama niteliğini haiz olduğundan resmi belge olarak kabul edilmesinin imkansız olduğu değerlendirilerek, suça konu 05.07.2011 tarihli yönetim kurulu kararının resmi belge olarak kabul edilemeyeceği yönündeki kabulü ile, sanıklar hakkında unsurları itibarıyla oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçundan temyize konu beraat hükümleri kurulmuştur.
3. Sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yapılan değerlendirmede, Mahkemece, sanıklar …, …, … ve …’in karar tarihi itibariyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığının yazısı çerçevesinde herhangi bir görevlerinin olmadığı ve karar alamayacakları açık olmakla suç tarihinde kamu görevlisi sıfatını haiz olmamaları nedeniyle görevin gereklerine aykırı hareket etme şeklindeki suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilerek sanıklar hakkında unsurları itibarıyla oluşmayan görevi kötüye kullanma suçundan temyize konu beraat hükümleri kurulmuştur.
4. Sanık … hakkında ise, suça konu yönetim kurulu kararının alındığı tarih itibariyle halen görevde olduğu ve yönetim kurulu başkanı sıfatını taşıdığı, bu bağlamda ilgili odanın mevzuatı çerçevesinde yönetim kurulunun ne şekilde oluşturulacağı, görevi devam eden üyeler olmadan karar alınamayacağı, böyle bir karar alınması durumunda ilgili işlemin yok hükmünde işlem olacağını bilmesi zorunluluğu haiz iken bu hususlara aykırı olacak şekilde görevinin kendine getirdiği sorumlulukların açıkça dışına çıkarak kanunen imzası bulunan kişiler ile teşekkül etmesi mümkün olmayan yönetim kurulunun mevzuata aykırı biçimde teşekkül etmiş gibi toplamak suretiyle katılanın işine son vermesi şeklindeki eyleminin yüklenmiş olduğu görevin gerektirdiği özen ve dikkat yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiği, bu bağlamda üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına ilişkin temyize konu hükmün kurulmuş olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar …, …, …, … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Kumluca 1.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.05.2014 tarihli görevsizlik kararı ile sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin tespiti gerekliliği ile dosyanın, yetkili ve görevli Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildiği gözetilerek inceleme yapılmıştır.
2. İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı ile yüklenen suçların unsurları itibarıyla oluşmadığının anlaşılması nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıklar …, …, … ve … Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 257 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemlerin, sorgularının yapıldığı tarihe göre sanıklar … ile … yönünden 19.01.2013, sanık … yönünden 13.05.2014, sanık … yönünden 02.05.2014 tarihleri olduğu ve bu tarihlerden, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
C. Sanık … Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanığa yüklenen görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5 … maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; basit yargılama hükümlerinin uygulanarak, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanıklar …, …, …, … ve … Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/26 Esas, 2016/48 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar …, …, … ve … Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/26 Esas, 2016/48 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Sanık … Hakkında Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin 08.03.2016 tarihli ve 2015/26 Esas, 2016/48 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.