Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8175 E. 2023/4713 K. 01.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8175
KARAR NO : 2023/4713
KARAR TARİHİ : 01.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kdz. Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2015/102 Esas, 2015/305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 210 uncu maddesinin birinci fıkrası, 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 51 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikâyetçi …’ın eşi … …’ın 31.10.2008 tarihinde vefat ettiği, sanık … tarafından 25.04.2012 tarihinde müteveffa … …’ın borçlu kendisinin de lehtarı olduğu 15.01.2008 tanzim tarihli ve 105.000,00 TL bedelli bonoya istinaden şikâyetçi mirasçılar aleyhine icra takibi başlatıldığı, şikâyetçilerin borca ve imzaya itiraz etmeleri üzerine Kdz. Ereğli İcra Hukuk Mahkemesince alınan Adli Tıp Kurumu raporuna göre senette atılı bulunan borçlu imzalarının müteveffa … …’ın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu şekilde sanığın sahte bono düzenleyip kullandığı iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Şikâyetçi … beyanında, eşini … …’ın 2008 yılında vefat ettiğini, eşinin vefatından sonra 2012 yılında eşinin borçlu olarak göründüğü 15.01.2008 tanzim tarihli bono nedeniyle haklarında icra takibi başlatıldığını, bono üzerindeki imza ve kimlik numarasının eşine ait olmadığını, şikâyetçi olduğunu ifade etmiştir.
3. Şikâyetçi … da benzer şekilde sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
4. Sanık savunmasında özetle; müteveffa … …’ı Ereğli Birlik firmasının sahibi olması nedeniyle tanıdığını, kendisinin de bu firmada bir dönem çalıştığını, … … isimli şahsın … …’dan 2005 ya da 2006 yılında almış olduğu minibüsü 105.000,00 TL karşılığında kendisine sattığını, bu parayı …’e ödediğini, minibüsle yolcu taşımaya başladığını ancak sıra verilmemesi üzerine … ile görüşerek teminat olarak senet vermesini istediğini, …’in de … …’dan alıp vereceğini söylediğini, bu şekilde suça konu bonoyu … … tarafından kendisine verildiğini, …’in de vefat ettiğini, ancak olaya ilişkin tanıklarının olduğunu ifade ederek suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
5. Sanığın savunmasında belirtmiş olduğu tanıklar K.F. ve P.İ. mahkemece dinlenmiş, ancak tanıkların suça konu bononun tanzimine ve verilişine ilişkin bilgi ve görgülerinin olmadığı anlaşılmıştır.

6. İnceleme konusu bonoda … … adına atılan imzaların adı geçen eli ürünü olmadığına dair 26.09.2012 tarihli Adli Tıp Raporu ile bono üzerinde yer alan borçlu imzalarının sanık … ve … …’nun elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterlilikte kaligrafik bulguların tespit edilemediğine dair ekspertiz raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.
7. Yargılama sonucunda, mahkeme sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sübut bulduğunu kabul ederek mahkûmiyet kararı vermiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin eksik incelemeye ilişkin temyiz isteği yönünden; Olay ve Olgular bölümünde açıklandığı üzere, sanığın savunmasında ileri sürdüğü iddiaların yöntemince araştırıldığı, tanıkların dinlendiği ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıdaki hususlar dışında sanık hakkında kurulan hükümde bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
a) Uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından uygulanamayacağının gözetilmemesi,
b) Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunlululuk bulunması,
c) 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesinin yedinci fıkrasında “hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hâkimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin” belirtilmesine rağmen; Mahkemece, sadece denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı bir suç işlediği takdirde ertelenmiş cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtar edilmesi ve uygulama maddesinin gösterilmemesi,
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kdz. Ereğli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2015 tarihli ve 2015/102 Esas, 2015/305 sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği (6) nolu hüküm fıkrasında yer alan ”sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği ve denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde ise cezasının infaz edilmiş sayılacağı hususunda ihtarat yapılmasına” ibarelerinin tamamen çıkartılarak yerine; “TCK’nin 51 … maddesinin yedinci fıkrası uyarınca denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ihtar edilmesine,” ve 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin (4) nolu hüküm fıkrasının tamamen çıkartılarak, yerine ” 5237 Sayılı … Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e) bentlerindeki hakları kullanmaktan aynı Kanunun 53 üncü maddenin 2 … fıkrası gereğince hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına ve 53 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından hak yoksunluğunun kendi alt soyu bakımından uygulanmamasına, 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki hak yoksunlukları açısından ise Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının gözetilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.06.2023 tarihinde karar verildi.