YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/10274
KARAR NO : 2023/4637
KARAR TARİHİ : 03.07.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 08.10.2018 tarihli ve 2018/2546 Esas, 2018/3116 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2023 tarihli ve KD -2023/39894 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanığın aşamalardaki dosyanın onaylı bir suretini mahkemeden talep etmesi karşısında, söz konusu evrakların onaylı bir suretinin sanığa teslimi sağlanmadan savunmada zaafiyet oluşturacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesi,
Bununla birlikte;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında; Anayasa’nın 138/1 inci maddesi hükmü, TCK’nın 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde 3/1 inci
maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saikin yanında, TCK’nın 61/3 maddesi gereğince suçun unsuru olan hususların temel cezanın belirlenmesinde esas alınamayacağına ilişkin düzenleme de göz önünde bulundurularak; hukuka, vicdana, dosya kapsamına uygun şekilde alt sınırdan makul düzeyde uzaklaşılarak bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Karşısında hükmün onanmasına ilişkin Yüksek Dairenizin kararı hukuka aykırı görülmekle sanık lehine 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur.”
Anılan sebeplerle; onama ilâmının kaldırılmasına, sanık müdafiinin temyiz istemlerinin gözetilerek hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanığa İlk Derece Mahkemesince barodan müdafii tayin edildiği, müdafii tarafından dosyanın onaylı bir suretinin alınıp sanığa verilmesinin önünde bir engel bulunmadığı, bu suretle sanığın savunmasında zaafiyet oluşturulmadığının, sanık hakkında tayin olunan temel cezanın tayini sırasında ise Anayasa’nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerde 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde; suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği tehlike ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saiki ile sanığın örgüt içerisindeki konumunun dikkate alındığının anlaşılması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 08.10.2018 tarihli ve 2018/2546 Esas, 2018/3116 sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.07.2023 tarihinde karar verildi.