Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/14559 E. 2023/5030 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/14559
KARAR NO : 2023/5030
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin,13.02.2014 tarihli ve 2012/782 Esas, 2014/190 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin,13.02.2014 tarihli ve 2012/782 Esas, 2014/190 Karar sayılı kararının sanık ve vasisi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 13.06.2017 tarihli ve 2017/13574 Esas, 2017/14783 Karar sayılı kararı ile (17.06.2012 tarihli iddianamede, sanığın katılanı cep telefonundan arayarak, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtıp, dolandırdığının iddia edilmesi karşısında; eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık fiiline ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği zorunluluğu) nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma sonrası Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesi 14.07.2017 tarihli ve 2017/280 Esas, 2017/562 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı vererek dosyayı Şanlıurfa Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş, Şanlıurfa 3. Ağır Ceza Mahkemesi de 12.10.2017 tarihli ve 2017/604 Esas, 2017/522 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik kararı vermiştir.
4. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı uzlaşma bürosuna göndermiş ve taraflar arasında uzlaşmanın sağlanamaması nedeniyle Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2018/95 Esas, 2018/246 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; üzerine atılı suçu işlemediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’un temyiz dışı sanıklar … ve … ile birlikte olay tarihinde katılanı arayıp kendisini kamu görevlisi olarak tanıtarak katılanın telefon hattının terör örgütü mensuplarınca kopyalandığını ve adına açılan sahte banka hesapları ile terör örgütüne para aktarıldığını, bu durumun ortaya çıkarılması ve teröristlerin yakalanabilmesi için dediklerini yapması gerektiğini ve kimseye de birşey söylememesi gerektiğini söylediği, telefona telsiz sesi vererek katılanı kandırdığı, katılanın sanıklara inanarak 12.08.2011 tarihinde bankadaki parasından 65.000,00 TL çekerek sanıklardan …’ın Garanti Bankasındaki hesabına 50.000,00 TL yatırdığı, aynı gün sanıkların katılanı yeniden aradığı ve ATM ye yönlendirerek 4.800,00 TL daha para yatırmasını sağladıkları, ertesi gün katılanı yeniden aradıkları ve çeşitli hile ve desiseler ile katılanın bankadaki parasından 50.000,00 TL daha çekmesini sağlayarak bu parayı da sanıklardan …’un Denizbank Şanlıurfa Şubesindeki hesabına yatırmasını sağladıkları, yine …’un Garanti Bankası Şanlıurfa Şubesindeki hesabına katılanın 50.000,00 TL daha para yatırmasını sağladıkları, bir süre sonra sanıkların katılanı yeniden arayarak bankada kalan parasını da çekmesini istedikleri, katılanın parasını çekerek 40.000,00 TL parayı sanık …’un Şekerbank Şanlıurfa Şubesindeki hesabına yatırdığı, katılanın bankadaki 195.000,00 TL parasının tamamını çekerek bu şekilde sanıkların banka hesaplarına yatırdığı, sanıkların katılanın bankadaki parası bitince bu kez evinde altın veya para var mı diye sormaya başladıkları, katılanın telefonunun sürekli meşgul olmasından şüphelenen oğlunun durumu babasına sorduğu ve katılanın dolandırıldığını söylediği, bu suretle sanığın temyiz dışı diğer sanıklarla birlikte hileli davranışlarla katılanı aldatıp kendisine yarar sağlayarak dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında üzerine atılı suçu kabul etmemiştir.
3. Katılan aşamalarda; “beni cep telefonumdan arayan bir erkek şahıs kendisini başkomiser olarak tanıtarak, ismimin terör olayına karıştığını, bu nedenle bankadaki hesabıma el konulduğunu söyledi, savcı bey ile sizi görüştüreceğim diyerek aynı telefonda bir başka erkek şahsı verdi, savcı olduğunu söyleyen şahıs da kimseye birşey söylemeyeceksiniz verdiğimiz numaralara para yatıracaksınız böylece çeteyi yakalayacağız diyerek bende … oluşturdular, sürekli telefonumu aradılar, telefonumu sürekli açık tutmamı istediler, ben bu nedenle başkası ile irtibat kuramadım, hesaplarımdan çektiğim paraları onların bildirdiği hesaplara yatırdım, parayı bana geriye iade edeceklerini, çeteyi yakalamak için bu şekilde yaptıklarını, benim bir zararım olmayacağını söylemişlerdi, ben de inanmıştım, ben durumu oğlum …’e anlattığımda o da bana baba seni dolandırıyorlar diyerek beni savcılığa ve emniyete götürdü, emniyette ifademi verdim, paraların hepsi çekilmiş olduğundan bankalardan geri alamadık, daha sonraki süreçte de bana herhangi bir şekilde sanıklar tarafından ödeme yapılmadı, zararım giderilmedi, sanıklardan şikayetçiyim ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Tanık … beyanında; “şikâyetçi babam olur, ben olay tarihinde …’da idim, babamı cep telefonundan sürekli aradığım halde hep meşgul çalıyordu, saatler sonra kendisine telefonla ulaştım, hayırdır, birşey mi oldu, niye telefonun sürekli meşgul diye sorduğumda, önemli birşey olmadığını, telefonu açık unutmuş olduğunu söyledi, ertesi gün Tekirdağ’a geldiğimde babamın iş yerine gittim, iş yerinde sürekli tedirgin hareketler içinde olduğunu gördüm, telefonunu işaret ediyordu, telefonun dinlendiğini söylüyordu, karşı taraftan sürekli bağırıp çağırıp kiminle konuşuyorsun, sana kimseyle konuşma demedik mi şeklinde sözler duyuluyordu, daha sonra babam iş yerinden eve gidince ben de eve gittim, halen benden kaçıyordu, elinden telefonu alarak dinlediğimde karşı taraf bağırıyordu, benim telefonu aldığımı anlayınca telefonu kapattılar, babama ısrarla ne olduğunu sordum, o da bana olayı anlattı, kendisini kandırdıklarını babama söyledim, para yatırdın mı dedim, o da bana yatırdığını söyledi, adliyeye gittik, öyle bir savcı olmadığını öğrendik, babamın dolandırıldığını anladık, adliyedeki sivil polisler ile bağlantı kurarak telefonla arayan şahsın yakalanması için telefon görüşmelerine devam etmemizi söylediler ancak karşı taraf telefonları kapattığından bağlantı kuramadık, banka şubelerine gittiğimizde ise paraların çekilmiş olduğunu anladık.” şeklinde söylemiştir.
5. Mahkemece sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları, banka yazıları ve dekontları, kamera kaydı ile tüm dosya kapsamına göre sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2018 tarihli ve 2018/95 Esas, 2018/246 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.06.2023 tarihinde karar verildi.