YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/8276
KARAR NO : 2022/12352
KARAR TARİHİ : 17.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 17/09/2015 gün 2015/9777 Esas- 2015/10070 Karar sayılı ilamında; “5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu’nun 22/6. maddesinde;” Köylere hizmet götürme birliklerinin birlik meclisleri hariç olmak üzere, birlik meclisi ile birlik encümeninin başkan ve üyelerine meclis ve encümen toplantılarına katıldıkları her gün için birlik başkanına (5000), encümen üyelerine (2000), meclis üyelerine (1500) gösterge rakamının Devlet memurları için belirlenen aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçmemek üzere, birlik meclisi tarafından belirlenecek miktarda huzur hakkı ödenebilir. Ancak, huzur hakkı ödenecek gün sayısı, bir yıl içinde yirmidört günü geçemez. ” hükmü yer almaktadır. 5355 sayılı kanunda birlik yönetiminde yer alan kişilere maaş ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmasa da yukarıda belirtildiği üzere huzur hakkı ödenebileceği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda ise, davalının hak kazandığı huzur hakkı tutarı ile ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak davalının görev süresi boyunca hak kazandığı huzur hakkı tutarı belirlenmeli, bu tutarın davalıya ödenip ödenmediği araştırılarak, böyle bir ödeme yapılmamış ise bu tutar yersiz ödenen maaş toplamından düşülerek davalıdan istenebilecek maaş tutarı net olarak belirlenmelidir. Bu konuda yeterli araştırma yapılmadan yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilince kararın düzeltilmesi talep edilmişse de Dairemizin 20/10/2016 gün 2016/4632 Esas- 2016/10279 Karar sayılı ilamı ile davacının HUMK’nun 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne, Mut İcra Müdürlüğü’nün 2010/880 sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, başlatılan takibin 17.544,33 TL asıl alacak üzerinden devamına, bu miktara davalının temerrüde düşürüldüğü 29/04/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; son kararda hükme esas alınan 14/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda davalıya yersiz ödenen maaş miktarının 40.236,00 TL olarak belirlendiği, davalının hak kazandığı huzur hakkı ödemesinin ise 22.691,67 TL olarak hesaplandığı, davalıya ödenen yersiz maaş miktarından davalının hak kazandığı huzur hakkı ödemesinin mahsup edilmesiyle davalıya fazladan ödenen miktarın 17.544,33 TL olarak belirlendiği, mahkemece bu raporda hesap edilen miktar benimsenerek davanın kısmen kabulüne, Mut İcra Müdürlüğü’nün 2010/880 sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, başlatılan takibin 17.544,33 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verildiği anlaşılmıştır.
Hükme esas alınan 14/12/2020 tarihli bilirkişi raporunun ve davalının maaş bordrolarının incelenmesinde, davalıya yersiz ödenen 40.236,00 TL maaşın herhangi bir vergi kesintisi yapılmamış brüt maaş olduğu, bu miktardan mahsup edilen 22.691,67 TL huzur hakkının ise gelir ve damga vergisi düşüldükten sonra kalan net tutar olduğu, şu durumda davalıya yersiz ödenen brüt maaş tutarından vergileri düşülmüş net huzur hakkı ödemesinin mahsup edilmesinin davalı aleyhine bir duruma yol açtığı ve doğru olmadığı anlaşılmıştır.
Şu durumda; mahkemece davalıya ödenen net maaşı tutarı belirlendikten sonra, bu tutardan davalının hak kazandığı net huzur hakkı ödemesi mahsup edilerek kalan miktardan davalının sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 17.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.