Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2021/11084 E. 2023/4794 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11084
KARAR NO : 2023/4794
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme istemlerinin 01.02.2018 tarih ve 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesi ile değişik CMK’nun 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 34. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2019/88 Esas, 2020/37 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 ncü maddesi uyarınca 9 yıl 4 ay 15 …, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 328 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları ve 63 ncü maddesi uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2…. Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2021/305 Esas, 2021/624 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 18.06.2021 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii temyiz dilekçesinde özetle;
-Dosyada aleyhe sadece 2 tanık beyanı olduğuna,
-Casusluk ve üyelik için gerekli hiçbir emarenin bulunmadığına,
-Tanık beyanların çelişkili ve gerçek dışı olduğuna,
-Kararın bozulmasına, tutukluluğun kaldırılmasına ve sair nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden;
Sanığın … öncesi dönemde tesis edilen örgüt münasebetinin, teşkilata giriş ve sonrasında da devam ettiği, nitekim teşkilattan, FETÖ/PDY bağlantısı nedeniyle düzenlenen teftiş kurulu raporuna istinaden ihraç edildiği, teşkilata giriş sürecinde tanık A. S.’ın itibar edilen mezkur beyanlarından anlaşıldığı üzere, mahrem abi konumunda kendisiyle irtibatlı olduğu, teşkilata girdikten sonra kurs döneminde tanık İ. D.in anılan beyanlarından anlaşıldığı üzere örgüt abisi A.K. tarafından sanıkla tanıştırılarak örgüte müzahir eve yerleştirildiği ve takibinin de A.K. tarafından yapıldığı, sanığın bu suretle … mahrem yapılanmasında “öğrenci” konumunda faaliyette bulunduğu, örgütün ideolojisini benimseyerek dahil olduğu bu hiyerarşik yapısı içerisinde yine örgütün belirlediği olgunluğa ulaşması akabinde FETÖ/PDY mahrem hizmetler yapılanmasında öğrenci konumda üst konumlarda bulunan mahrem abileri ile bilgi aktarımı için görüşmeler yaptığı, bağlı olduğu hususi abiler arasında devredildiği, örgütün mahrem yapılanması içerisinde sivil örgüt mensupları tarafından sevk ve idare edilen … personeli şahıslardan olduğu, sanığın örgüt ile organik bağ kurarak hiyerarşi içine girdiği belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme suçu yönünden;
Sanığın mensubu olduğu örgütün … mahrem yapılanmasında öğrenci konumunda faaliyette bulunarak, milli güvenlik istihbaratını devlet çapında oluşturmak, istihbarata karşı koymak, dış güvenlik, terörle mücadelede temel esasları belirlemek olan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin en önemli kurumlarından Milli İstihbarat Teşkilatından devlet sırrı niteliğindeki bilgileri temin ettiği, böylece sanığın aşamalarda alınan soyut, inkara yönelik savunması ile tamamen cezadan kurtulmayı amaçladığı, sübut konusunda dosyada sanık lehine yorumlanacak hiç bir şüphenin bulunmadığı, sanığın siyasal veya askeri casusluk suçunun sabit olduğu belirtilerek mahkumiyetine dair karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen dava konusunda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya incelendiğinde;
2937 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde Cumhuriyet savcılarının, … görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikâyet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde konuyu … Müsteşarlığına bildirecekleri belirtilmekte, dava konusu ikinci cümlesinde ise … Müsteşarlığının, konunun görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirtmesi veya belgelendirmesi hâlinde adli yönden başkaca bir işlem yapılmayacağı ve herhangi bir koruma tedbirinin uygulanmayacağı düzenlenmektedir.
Dava konusu kuralda millî güvenlik yönünden son derece önemli görevler yürüten … mensuplarının, yürüttükleri görevin niteliği nedeniyle özel bir soruşturma usulüne tabi kılındıkları anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, 2937 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında, … mensuplarının görev suçları yönünden özel soruşturma usulü belirlenerek bu kişilerin soruşturulabilmesi için Başbakandan (karar tarihi itibariyle Cumhurbaşkanlığı) izin alınması gerektiğinin düzenlendiği, dava konusu kuralın yer aldığı ikinci fıkrasında ise bu usulün nasıl uygulanacağının açıklığa kavuşturulduğu görülmektedir.
Buna göre, Cumhuriyet savcıları, … görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikâyet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde, … Müsteşarlığına bildirimde bulunacaklar ve bu bildirim üzerine, … Müsteşarlığının, konunun görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunu belirtmesi veya belgelendirmesi hâlinde adli yönden başkaca bir işlem yapamayacak ve herhangi bir koruma tedbiri uygulayamayacaklardır. Ancak bu durumda da maddenin ilk fıkrasında belirtilen kural gereği görev suçu olduğu anlaşılan eylem yönünden Başbakandan (Cumhurbaşkanlığı) izin alınarak soruşturma yapılabilecek ve Başbakan (Cumhurbaşkanı) tarafından izin verilmemesi halinde bu işleme karşı idari yargı yoluna başvurulabilecektir.
Dava konusu kural, görev suçlarıyla ilgili olup … mensuplarının görevi dışındaki şahsi suçlarını düzenlememektedir. Ancak … mensuplarının görev suçlarıyla şahsi suçları arasında ayrım yapmanın, diğer kamu görevlilerine nazaran zor olduğunun da dikkate alınması gerekmektedir. Zira …’in görevlerinin niteliği nedeniyle birçok faaliyeti gizli olup bunların …’in yetkilileri dışındaki kimselerce bilinmesi söz konusu olmamaktadır. Kuralın lafzından ve madde gerekçesinden kuralla …’in görev ve faaliyetlerine ilişkin bu özellik nedeniyle kuralda belirtilen özel soruşturma usulünün belirlendiği, böylece millî güvenlik açısından gizli kalması gereken … görev ve faaliyetlerinin açığa çıkarılmasının veya engellenmesinin önlenmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. (Anayasa Mahkemesinin 30/12/2015 tarih ve 2014/122 – 2015/123 sayılı … Kanununda yapılan bir kısım değişikliklere ilişkin iptal davasına yönelik gerekçesi)
Başta Dairemiz ve öncesinde (kapatılan) 16. Ceza Dairesi olmak üzere, Yargıtayın yerleşik uygulamasına göre kamu görevlilerinin herhangi bir suç örgütüne üye veya yönetici olmaları ve bu örgütün faaliyeti çerçevesinde bağlantılı devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme suçlarını işlemesi kişisel suç olarak değerlendirilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanığın üzerine atılı yargılamaya konu edilen silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüt üyeliği suçu ile bağlantılı kabul edilen devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçlarının, kişisel suç niteliğinde olması, yargılama aşamasında mahkemece sorulması üzerine Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından verilen cevapta “sanığa atfedilen eylemlerin 2937 sayılı Kanun’un 26 ncı madde kapsamında kalmadığının” açıkça belirtilmesi karşısında; sanığın durumunun 2937 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi kapsamına girmediği tespit edilmiştir.
A) Sanık Hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, bağlı olduğu hususi abiler arasında devredildiği, örgütün mahrem yapılanması içerisinde sivil örgüt mensupları tarafından sevk ve idare edilen şahıslardan olduğuna ilişkin tanık anlatımları dikkate alındığında; silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden verilen mahkumiyet kararına yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla kurulan mahkumiyet hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B) Sanık hakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında;
Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısı ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtay’ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerektiği nazara alındığında; ilk derece mahkemesinin kabulünde sanığın ”örgüt hiyerarşisinde üstü konumunda olan mahrem abileri ile belirli periyotlar içerisinde paylaşımda bulunmak amacıyla teşkilata ilişkin gizli bilgileri temin ettiği” şeklinde belirtilmesine karşın, dosya içerisinde yapılan incelemede tanık A.S.nın sanıkla ilgili olarak sadece eğitim dönemine ilişkin beyanlarının olduğu ve bu dönemde mahrem abisinin sadece manevi takiplerini yaptığına ilişkin ifadelerin yer aldığı, eğitim dönemi sonrasına ilişkin görev yaptığı dönemlerle alakalı bir bilgisinin olmadığı gibi eğitim dönemi sonrası hangi mahrem imamlarla periyodik olarak görüştüğünün tam olarak tespit edilemediğinin anlaşılması karşısında, öncelikle;
I) Sanığın görev yaptığı yerler de araştırılarak operasyonel hat kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi, ayrıca sanığın mahrem imamlarla periyodik olarak görüştüğünün hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulabilmesi için Uyap’ta bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzunda sanık ile ilgili araştırma yapılarak herhangi bir şüpheli beyanı bulunup bulunmadığı, var ise dosya içerisine getirtilmesi ve ilgili şahısların tanık olarak dinlenmelerinin sağlanarak CMK’nın 217 nci maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanılarak eksik araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
II)Kabul ve uygulamaya göre;
a) Sanığın örgütsel faaliyet kapsamında işlediği devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan kurulan hükümde mahiyeti itibariyle bir ceza değil cezaya bağlı olarak uygulanacak infaz rejimi ile ilgili bir kurum olan TCK’nın 58/9 uncu maddesinin uygulanmaması,
b) Sanığın aynı suçu işleme kararıyla değişik zamanlarda devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin ettiğinin ifade edilmesi karşısında hakkında TCK’nın 43/1 inci maddesinde düzenlenen ”zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
1.Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünde ”A” bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2021/305 Esas, 2021/624 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMÜN ONANMASINA,
2.Devletin Gizli Kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 23.03.2021 tarihli ve 2021/305 Esas, 2021/624 sayılı Kararının, sanığın TCK’nın 43/1 inci maddesinde düzenlenen ”zincirleme suç” hükümlerinin uygulanması yönünden CMK’nın 307/4 üncü maddesi kapsamında kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği oybirliğiyle BOZULMASINA,
3.Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti ile bozma gerekçesi gözetilerek sanık müdafinin tahliye talebinin REDDİNE,

4.Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 34.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.