YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1455
KARAR NO : 2023/1872
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/150 E., 2021/1529 K.
DAVA TARİHİ : 18.07.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/295 E., 2020/268 K.
Taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir..
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat … ile davalı vekili Avukat …’un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki düzenlenen 12.11.2013 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, inşa edilecek 26 adet villadan 18 adetinin müvekkiline ait olacağının kararlaştırılıdığını, inşaat %20 seviyesine geldiği halde davalı arsa sahibinin, sözleşmeye aykırı olarak, yönetim planının oluşturulması ve kat irtifakı tesisi için vekalet vermediğini, söz konusu vekaletin verilmesi ve sözleşme uyarınca devri gereken 18 adet bağımsız bölümün tapularının devri için davalı tarafa gönderilen ihtara olumsuz cevap verildiğini ileri sürerek, taşınmazın kat irtifakı kurularak 18 adet bağımsız bölümün müvekkili adına tescilini ve/veya bu husustaki işlemlerin gerçekleştirilmesi amacıyla yetki verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının talebinin sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşmede belirlenen sürede inşaatların tamamlanmadığını, aradan iki yıla yakın bir süre geçmesine rağmen inşaatın halen %20 seviyesinde olduğunu, akdin geriye etkili feshi ve tazminata ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 12.10.2013 tarihli sözleşmede inşaatın 17 ay içerisinde tamamlanacağının kararlaştırıldığı, yargılama sırasında yapılan keşif tarihi itibariyle inşaatın henüz %37-40 seviyelerinde olduğu, ilgili belediye tarafından binanın kaçak olarak belirlendiği, jeolojik değerlendirme raporunda, binanın yapılacağı arsada zayıf zemin tabakaları tespit edildiği, gerekli çalışmaların yapılması halinde binaya ruhsat verilebileceği, davacı yüklenici firma parselin doğusunda heyelan meydana gelen alanda teraslandırma ve direnaj işlemlerini yapmış ise de kazık hattını yapmadığı, resmi ve teknik işlemlerin yerine getirilmemesinin mücbir sebeplere dayanmadığı, edimin ifasının gecikmesinin davacının kurusundan kaynaklandığı, edimini ifa etmeyen davacı yüklenicinin, karşı taraftan edimlerini yerine getirmesini beklemesinin TMK 2. maddesinde tanımlanan dürüstlük kuralına ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; inşaatın %40 seviyesinde olduğunu, bu nedenle 18 adet bağımsız bölümün inşaata finansman sağlamak amacıyla yükleniciye devri gerektiğini, yine sözleşme uyarınca bu bağımsız bölümlerin 6 adetinin tapu kaydına işin ifasının teminatı olarak satılamaz ve devredilemez şerhi konulacağını, tarafların sözleşmeyi halen feshetmediklerini, müvekkilinin inşaatları tamamlayacak ekonomik gücü bulunduğunu, tapuların devri halinde inşaatın daha hızlı bitirileceğini, zeminin inşaat yapımına uygun hale getirilmesi için harcanan sürenin toplam süreye ilave edilmesi gerektiğini, zira arsa sahibinin inşaata uygun bir arsa teslim etmediğini, arsadan kaynaklanan ayıp nedeniyle işin uzadığını, müvekkilinin çok fazla masraf yaptığını fakat tek tapu alamadığını, inşaat seviyesine ilişkin oranların hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede inşaat süresinin 17 ay olarak kararlaştırıldığı, ruhsat alındıktan sonra 40 gün içerisinde kat irtifakının tesis edimesi gerektiği, inşaatın %37-40 seviyesinde olduğu, zayıf dolgu temin tabakası tespit edildiği, üniversite raporunda gerekli görülen kazık hattının yapılmadığı, mevcut inşaat seviyesinin sözleşmenin 7. maddesinde öngörülen kademeli satış ile amaçlanan teminat şartını karşılamadığı, yüklenicinin her kadamede yaptığı inşaatın sözleşme, proje ve imar mevzuatına uygun olması gerektiği, tanık beyanlarına göre yüklenici şirketin mali ve ortaklık yapısındaki sorunlar da nazara alındığında, sözleşmede öngörülen şekilde kademeli devirden amaçlanan teminat şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; istinaf başvuru dilekçesinde dile getirdiği hususlar temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.