Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/12979 E. 2022/14487 K. 14.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12979
KARAR NO : 2022/14487
KARAR TARİHİ : 14.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 09/05/2018 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklı araç hasarı nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda idari yargıda görülmesi gerektiğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen 14/03/2019 günlü karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesince yapılan istinaf incelemesinde 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b-(1) maddesi gereğince 18/10/2019 günlü kararla esastan reddedilmiş, verilen bu kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18/01/2021 gün ve 2020/1895 esas, 2021/6 karar sayılı ilamıyla HMK’nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair verilen karar üzerine; İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/11/2021 günlü kararın HMK’nın 373. maddesinin 4. fıkrasına uygun olarak Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

KARAR

Davacı vekili; 10/04/2018 günü müvekkilinin oğlunun müvekkiline ait … plakalı araçla seyir halindeyken rögar kapağına çarpması sonucu tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, olay nedeniyle düzenlenen kaza tespit tutanağında yolun yapımından ve bakımından sorumlu olan davalının can ve mal güvenliği bakımından gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak herhangi bir güvenlik önlemi almaması nedeniyle asli olarak sekizde sekiz oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkiline ait aracın hasar gördüğünü belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla araçta oluşan değer kaybı, araçsız kalınan döneme ilişkin mahrumiyet tazminatı, hasar bedelinden kaynaklı maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; davanın görevli yargı yerinde açılmadığını, müvekkilinin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu olmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; yargı yolu bakımından davanın usulden reddine karar verilmiş; davacı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince esastan reddedilmiş; hükmün davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 18/01/2021 tarihli ve 2020/1895 esas, 2021/6 karar sayılı ilamı ile; “eldeki davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde ilk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile araç hasar bedeli için taleple bağlı kalınarak 10.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, değer kaybı ve araç mahrumiyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli, araç mahrumiyet bedeli ve araç değer kaybının tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, dava konusu kaza ile ilgili hiçbir kusur raporu alınmaksızın hüküm kurulmuştur. Olay sonrasında tanzim edilen kaza tespit tutanağında, yolun yapım ve bakımından sorumlu olan davalının can ve mal güvenliği bakımından gerekli düzenleme ve işaretlemeleri yaparak herhangi bir güvenlik önlemi almaması ve aldırmaması nedeniyle kusurlu olduğu tespit edilmiş, davacıya ait aracın sürücüsü hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Davalı vekili, tutanaktaki kusura ilişkin değerlendirmeye itiraz etmiş, ancak mahkemece davalı vekilinin kusura yönelik itirazları doğrultusunda kusur durumunun belirlenmesi bakımından herhangi bir araştırma yapılıp rapor alınmaksızın hüküm kurulmuştur. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Şu halde mahkemece; uzman bilirkişiden kusur durumunun belirlenmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli biçimde rapor alınarak, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerektirmiştir.
2) Davacı, aracında oluşan değer kaybını talep etmiştir.
Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup, araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra 2. el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınmaktadır.
Somut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporunda araçtaki değer kaybı konusunda denetime olanak vermeyecek şekilde, aracın hasarlanan parçaları orijinal yedek parçalarıyla yenilenmiş olacağından değer kaybı olmayacağı bildirilmiş, mahkemece Dairemizce değer kaybının belirlenmesi hususunda yukarıda açıklanan fark kriterine uyulmaksızın, araçta hasar gören parçaların kaporta aksamı olmaması ve araçta tramer kaydı oluşmaması sebebiyle aracın değer kaybına uğramadığı gerekçesiyle, davacının bu talebi reddedilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yeni bir bilirkişiden aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihindeki hasarsız 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra 2. el satış değerinin tespit edilmesinden sonra, aradaki farkın hesaplanarak değer kaybı miktarının bulunması hususunda ayrıntılı, denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3) Davacı vekili, kazanın meydana gelmesinden sonraki süreçte araçsız kaldığını açıklayıp araç mahrumiyet bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, aracın 11 günde tamir edilebileceği, günlük araç kiralama bedeli 106,50 TL olmak üzere araçtan mahrum kalma tazminatı 1.171,50 TL olarak belirlenmiş, mahkemece kazadan sonra araç kiralandığı veya taksi harcaması yapıldığına yönelik davacı tarafından delil sunulmadığı gerekçesiyle davacının bu talebi reddedilmiştir.
Kural olarak, aracın onarımı mümkün ve ekonomikse, hasarın giderilmesi için makul tamir süresi belirlenerek davacının araç mahrumiyet zararının belirlenmesi gerekir. Onarım ekonomik değilse (perti uygunsa) yeni araç satın alınması için gerekli sürenin tespiti gerekir.
Mahkemece, davacı aracında oluşan hasarın niteliğine göre belirlenen (kaza olmasaydı dahi yapılması gereken yakıt vs gibi zorunlu giderler indirildikten sonra) makul tamir süresine ilişkin aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde oluşan araç mahrumiyet bedeline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
4) Bozma nedenine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.