YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11643
KARAR NO : 2023/5116
KARAR TARİHİ : 14.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2014/466 Esas, 2015/696 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi; senetlerin kendisi ile aynı yerde çalışan kişi tarafından düzenlendiğini, faturaların … adına kesildiğini, sonuç olarak sahte senet düzenlendiği kabul edilse dahi gerçekte alacağına karşılık düzenlendiğinden 5237 sayılı Kanun’un 211 … maddesinin uygulanmasının gerektiğini, senetlerin … tarafından ödendiğini, senetler sahte olsa ödemelerin yapılmayacağını, bu nedenle eksik soruşturma ile hüküm kurulmasının ve lehe hükümlerin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Müşteki …, sanığın kendi kaşesini kullanarak adına sahte senetler düzenlediğini, bu senetlerle ilgili olarak hakkında icra takibi yapıldığını, senetlerdeki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
2. Sanık savunmalarında, …’ın ekmek fırını olduğunu, müştekinin oğlu vefat edince fırının işletilmesi konusunda kendisinden yardım istediğini, ancak kendisinin gezici çalışması nedeniyle kendisine …’u önerdiğini, fırını … isimli kişinin çalıştırdığını, fırına un vermeye devam ettiği ve parasını alamadığı için çalıştığı firmaya tahsilat göstermek amacıyla senetleri kendisinin doldurarak …’a verdiğini ve …’a imzalatmasını söylediğini, daha sonra da ondan imzalı bir şekilde geri aldığını, senetlere konu borcun aslında …’a ait olduğunu, senetlerin … tarafından imzalandığını düşündüğünü beyan etmiştir.
3. Tanık …, suça konu senetlerden haberdar olduğunu, üç adet senedi …’a imzalatması için sanığın kendisine bıraktığını, kendisinin de … … vasıtasıyla …’ye gönderdiğini, burada … isimli kişinin senetleri …’a imzalattığını ve … … tarafından kendisine geri getirildiğini, … tarafından imzalandığını bildiğini, senetlere konu borçların …’ın fırınına alınan mallar için yapıldığını, diğer 4 adet senetten haberinin olmadığını, senetlerin dört tanesinin bedelini ödediğini, zira bu borçların fırını kendisinin çalıştırdığı dönem yapıldığını beyan etmiştir.
4. Tanık …, kendisine …’a imzalatılması için … tarafından senet bırakılmadığını söylemiştir.
5. Adli Tıp Kurumundan alınan bilirkişi raporuna göre, 30.04.2011 tanzim tarihli üç adet senetteki borçlu imzalarının … eli ürünü olmadığı, senetlerin ön yüzlerindeki yazıların sanığın eli ürünü olduğu, borçlu imzalarının ise sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda bir tespitin yapılmadığı belirtilmiş, 12.03.2011 tanzim tarihli senetlerin ön yüzlerindeki yazıların sanığın eli ürünü olduğu, borçlu imzalarının da sanığa ait olduğunun kabulü gerekeceği şeklinde görüş bildirilmiştir.
6. Mahkemece bilirkişi raporları, sanık savunmaları ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2014/466 Esas, 2015/696 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.06.2023 tarihinde karar verildi.