Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/10096 E. 2023/5125 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10096
KARAR NO : 2023/5125
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2015 tarihli ve 2014/1233 Esas, 2015/803 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; araması olduğundan kolluğa kardeşinin kimlik bilgilerini vermesi ve pişman olması nedeniyle hükmün bozulması talebinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Kollukça yapılan kimlik kontrolü sırasında sanığın görevli memurlara yanında kimliğinin bulunmadığını beyan edip kardeşi …’ın kimlik bilgilerini vermek suretiyle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.
2. Sanık iddianame kapsamında anlatılan eylemi gerçekleştirdiğini ikrar etmiştir.
3. Mahkemece sanığın eyleminin resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli … Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın beyan ettiği sahte kimlik bilgilerine istinaden düzenlenmiş herhangi bir belge bulunmadığından sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak kabahatini oluşturacağının gözetilmemesi nedeniyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 50. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.09.2015 tarihli ve 2014/1233 Esas, 2015/803 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği oy birliğiyle, BOZULMASINA; ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasında (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 08.06.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.