Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/25753 E. 2023/5149 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/25753
KARAR NO : 2023/5149
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2012 tarihli ve 2012/102 Esas, 2012/667 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 2 yıl 6 ay hapis ve 8.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.10.2012 tarihli ve 2012/102 Esas, 2012/667 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 08.06.2016 tarihli ve 2015/9104 Esas, 2016/7403 Karar sayılı kararı ile baştan beri haklarındaki mahkumiyet hükümleri onanan sanıklar ile eylem birliği içinde hareket ettiği belirlenemeyen sanığın hesap numarasını kullandırmak suretiyle yardım eden sıfatıyla 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2017 tarihli ve 2016/610 Esas, 2017/504 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu, 50 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 3 ay hapis ve 4.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2017 tarihli ve 2016/610 Esas, 2017/504 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.12.2018 tarihli ve 2017/36376 Esas, 2018/9968 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin, lehe hükümlerin uygulanması talebi ile ilgili olarak 5237 sayılı Kanun’un 62, 51 ve 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrasının sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağı hususunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.
5. Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2019/233 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının c bendi, 52 nci, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 1 yıl 15 gün hapis ve 1.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; “sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesin mahkumiyet niteliği taşımadığı gibi suç tarihinden sonraya ait olduğu ve sanığın suç tarihinde sabıkasız olduğu gözetilmeden adli sicil kaydı göz önünde bulundurulduğunda, ileride yeniden suç işlemekten çekineceği hakkında mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığı şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak suçun asli failleriyle birlikte aynı temel cezaya hükmedilerek TCK’nın 61. maddesine aykırı davranıldığına” ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, haklarındaki dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri onanmak suretiyle kesinleşen sanıkların katılandan istedikleri paranın bir kısmını sanığın hesabına havale ettirdikleri ve paranın sanık tarafından çekildiğinin anlaşıldığından bahisle dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; otelde çalıştığı süreçte otel müşterisi olan hakkındaki mahkumiyet hükmü kesinleşen sanıklardan… ile tanıştığını, Ankara da fazla kalamadığını, Türkiye genelinde büyük bir galerici olduğunu, gelen paraları açacağı hesaptan alıp verdiği takdirde kendisine de para vereceğini söylemesi üzerine iki ayrı hesap açtığını, bu hesaplara gelen toplam 13.000 TL’yi çekip…’a verdiğini beyan etmiştir.
3. Katılanın anlatımından, sanıkla muhatap olmadığı anlaşılmıştır.
4. Mahkemece; sanık savunmaları, katılan beyanları, Yargıtay ilamı, dosyada bulunan tutanaklar, ve ilgili tüm evraklar birlikte değerlendirildiğinde, haklarındaki mahkumiyet hükümleri onanmak suretiyle kesinleşen sanıkların yurt dışından araç getirebileceklerini söyleyerek katılandan aldıkları paranın bir kısmını sanığın açtığı hesaba gönderttikleri, sanığın katılan tarafından hesabına gönderilen 13.000,00 TL’nin bir kısmını elden, bir kısmını posta havalesi yoluyla…’a verdiği, hesap numarasını kullandırmak suretiyle diğer sanıkların dolandırıcılık suçuna yardım eden olarak iştirak ettiği kabul edilerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin temyizi yönünden; 5271 sayılı Kanun’un 217 … maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin teşdiden ceza tayinine, 5237 sayılı Kanun’un 51 … ve 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddelerinin uygulanmamasına ilişkin temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2019/233 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.