Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2012/34112 E. 2014/1256 K. 22.01.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/34112
KARAR NO : 2014/1256
KARAR TARİHİ : 22.01.2014

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
Hüküm : … hakkında, 2863 sayılı Kanunun 65/a; 5237 sayılı TCK’nın 62, 51/1-3, 52/2 .maddeleri gereğince mahkumiyet

2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanık …’un mahkumiyetine, sanıklar … ve …’ın ise beraatlerine ilişkin hükümler, şikayetçi vekili ve sanık … tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suçtan zarar gören Kültür ve Turizm Bakanlığı adına hazine vekilinin temyiz istemi davaya katılma talebi olarak değerlendirilmiş olup, şikayetçi kurumun 5271 sayılı CMK’nın 237/2 maddesi uyarınca kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmek suretiyle yapılan incelemede;
1-Sanıklar … ve … hakkında kurulan beraate ilişkin hükümlerin temyiz incelemesinde;
Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 29/05/2000 gün ve 3743 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen ve usulüne uygun olarak mutat vasıtalarla ilan edilen sınırlar dahilinde, sanıkların ağaç dikip, ev ve duvar inşa etmek suretiyle müdahalede bulunduklarından bahisle haklarında açılan kamu davası ile ilgili olarak dosya kapsamında mevcut 13/05/2010 havale tarihli arkeolog bilirkişisi ve 11/05/2010 havale tarihli fen bilirkişi raporu incelendiğinde, sanık … tarafından kullanılan 0 ada 137 parsel sayılı taşınmazın tapuya ev ve arsa şeklinde tescil edildiği, bu taşınmazın Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 29/05/2000 gün ve 3743 sayılı kararı ile 2. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bölgede yer aldığı ve bu sebeple 2863 sayılı yasanın 6. maddesi kapsamında korunması gerekli olduğu, ancak sanığın, taşınmaz önünde çit ile çevrili alanda maydanoz, soğan ve benzeri sebze yetiştirmesi eylemlerinin sit alanının kültür dokusuna zarar vermediği ve bu sebeple müdahalenin fiziki ve inşaai nitelikte olmadığının belirlendiği, … tarafından kullanılan 0 ada 108 ve 364 parsel sayılı taşınmazların ise Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 29/05/2000 gün ve 3743 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bölgede yer almadığı, 108 nolu parselin müstakil olarak, 364 nolu parselin ise paylı olarak …’un üzerine tescilli olduğunun belirlendiğinin anlaşılması karşısında, sanıklara atılı suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla;
Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin, sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine ilişkin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, beraate ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,

2-Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
2863 sayılı Kanunun, 11/11/2013 tarih, 28792 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan tespit ve tescil başlıklı 7. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceği, tescil kararlarının ilanı, tebliği ve tapu kütüğüne işlenmesi ile ilgili hususların yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü, bu amaçla çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik ile sit kararlarının ilan şeklinin kaleme alındığı, 6498 sayılı Kanunun 1. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 7. maddesinde yapılan değişiklik ile sit alanlarının, tabiat varlıklarının ve tek yapı ölçeğinde tescil edilen taşınmazlar da dâhil olmak üzere malikleri idarece tespit edilemeyen taşınmazların tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulacağı hükmünün getirildiği, ayrıca anılan Kanunun 3. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 65. maddesinde “Tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağının öngörüldüğü, gerek 2863 sayılı Kanunun 6498 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi yürürlükte bulunan 7. maddesi ile anılan madde gereğince çıkarılan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, gerekse 6498 sayılı Kanunun 1. maddesi ile öngörülen tescil kararlarının, Resmî Gazete’de yayımlanma ve Bakanlığın internet sayfasında bir ay süreyle duyurulma zorunluğunun amacının, ilgili kurul kararlarından muhataplarını haberdar etmek olduğu,
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, sanığın betonarme konut olarak kullandığı taşınmazın önündeki alanda teraslama ve tesfiye çalışmaları yapıp, üzerini çakıl taşları ile döşeyip, teraslama yapılan kısma ayrıca ağaçlar diktiği alanın Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 29/05/2000 gün ve 3743 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bölgede yer aldığı, dosyada bulunan tutanaklar incelendiğinde, bu kararın ve karara ekli haritanın usulüne uygun olarak mutat vasıtalarla taşınmazın bulunduğu mahalde ilan edildiği, sanığında dosya kapsamında mevcut savunmaları dikkate alındığında, suçu konu olan taşınmaz civarında 4-5 yıl evvel sit alanı çalışmaları yapıldığını bildiğini beyan ettiği, sanığın UYAP sisteminde bulunan adres kayıtları incelendiğinde, suça konu yerin yurt içi ikametgah adresi olarak gözüktüğü ve sanığın suça konu olan yer nüfusuna kayıtlı olduğu anlaşıldığından, sanığın dava konusu yerin sit alanı içerisinde yer aldığını bildiği, buna rağmen Kuruldan izin almaksızın bahse konu olan alanda teraslama ve tesfiye çalışmaları yapıp, üzerini çakıl taşları ile döşeyip, teraslama yapılan alana ayrıca ağaçlar dikerek fiziki müdahalede bulunduğu, üzerine atılı suçu işlediğinin tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu, 6498 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde öngörülen yaptırım miktarında sanık lehine herhangi bir değişiklik olmadığı anlaşılmakla;
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adana Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun 29/05/2000 gün ve 3743 sayılı kararı ile arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen bölgede yer alan, sanığın betonarme konut olarak kullandığı taşınmazın önündeki alanda, teraslama ve tesfiye çalışmaları yapıp, üzerini çakıl taşları ile döşeyip, teraslama yapılan alana ayrıca ağaçlar dikerek, 2863 sayılı yasanın 9. maddesi kapsamında inşa ve fiziki müdahale kapsamında kalan eylemlerinin hangi tarihte yapıldığına ilişkin olarak dosya kapsamında herhangi bir bilgi bulunmadığı görülmekte, mahallinde tekrar inşaat ve ziraat bilirkişisi refakatinde keşif icra edilip, inşai müdahale kapsamında kalan yapıların eskime durumları, kullanılan malzemelerin yıpranma özelliklerinin tespiti ile sanık tarafından araziye dikilen ağaçların yaşı belirlenerek, suç tarihi tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi
Kabule göre de;
Dosya kapsamında mevcut 13/05/2010 havale tarihli arkeolog bilirkişi raporunda, sanığın betonarme konut olarak kullandığı taşınmazın önündeki alanda teraslama ve tesfiye çalışmaları yapıp, üzerini çakıl taşları ile döşeyip, teraslama yapılan alana ayrıca ağaçlar diktiği, eylemlerinin 2863 sayılı yasanın 9. maddesi kapsamında inşaii ve fiziki müdahale niteliğinde olduğunun belirtilmesi karşısında, sanığa atılı suçun 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesindeki suçu oluşturacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 22/01/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.