YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13692
KARAR NO : 2022/12447
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından başvurunun kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin itirazı üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 14/01/2020 tarihli davalı vekilinin itirazının reddine dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 04/01/2015 tarihinde davalıya zorunlu trafik sigortalı araç ile davacının sürücüsü olduğu motosikletin çarpışması sonucu müvekkilinin yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 3.600,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 1.400,00 TL adli tıp rapor ücretinin yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacının başvurusunun kabulü ile 263.415,85 TL’nin 03/05/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince verilen davalı vekilinin itirazının reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını, cismani zararın tazmini amacı ile davalı … ve Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 2016.E.19412 sayılı 06/12/2016 tarihli kararında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin 02/11/2016 tarihli raporla belirlenen %20 maluliyete göre tazminata karar verdiğini bildirmiştir.
Davacı vekili başvuru dilekçesinde ise artan maluliyeti bulunduğunu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 17/04/2019 tarihli raporda maluliyetinin %31 olarak belirlendiğini beyanla, fark maluliyeti olan %11 için davalı … şirketinden bakiye tazminat talebinde bulunmuştur.
Maluliyet oranları arasındaki bu farklılığın maluliyet oranında zaman içinde ortaya çıkan gelişen durum olup olmadığı konusunda yapılmış bir araştırma da yoktur. Davacıya %20 maluliyet oranı üzerinden tazminat ödemesi yapan davalının hukuki durumunun, maluliyette gelişen durum olup olmadığı sorunu çözüldükten sonra değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Taraflar arasında görülen Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 06/12/2016 tarihli kararı kesinleştiği için bu davada alınan maluliyet raporları taraflar için bağlayıcı olup artık aynı hukuki sebeplerle ikinci bir dava açılamaz. Ne var ki gelişen durumların varlığı halinde artık yeni ortaya çıkan durumlar açısından kesin hüküm söz konusu değildir. Zira daha önceki yargılamada sonradan gelişen bu durumlar yargılama konusu yapılmamıştır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.
Bu durumda Hakem Heyetince, davacıya ait tüm tıbbi belgeler getirtilerek taraflar arasında görülen davalarda alınan maluliyete ilişkin bilirkişi raporları arasındaki farklılığın sebebinin araştırılması, yaralamanın hangi tarihte tedaviyle tamamen sona erdiği, maluliyetin artmasına ilişkin gelişen durumların olup olmadığı, ilk davada alınan maluliyet raporunda saptanan ve değerlendirmeye alınan tıbbi bulgular ile eldeki davada alınan raporda dikkate alınan tıbbi bulguların aynı olup olmadığı, ilk rapordan sonra ortaya çıkan arazların bulunup bulunmadığı, var ise dava konusu kazayla bağlantısı olup olmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, gelişen durumların olmaması halinde davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi, gelişen durumların bulunması halinde yargılama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Davacı tarafından faturası sunulan 1.400,00 TL rapor ücretinin yargılama giderleri içerisinde kabulüne karar verilmesi gerekirken asıl tazminata eklenerek hüküm altına alınması doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4-Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddeleri uyarınca, tarafların vekille temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için ilgili mevzuat göz önüne alınarak hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında belirlenmesi, sözkonusu miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması hâlinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2),(3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 18/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.