YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15169
KARAR NO : 2023/7902
KARAR TARİHİ : 04.07.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/28 Esas, 2014/172 Karar
SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine
SUÇLAR : Rüşvet verme, 5607 sayılı Kanun’a muhalefet
HÜKÜMLER : Beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılan ve suçtan zarar gören vekilleri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama
İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2014/28 Esas, 2014/172 sayılı Kararının katılan ve suçtan zarar gören vekilleri tarafından temyizi üzerine yapılan ön incelemede:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre rüşvet verme suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Kanun’un değişiklik öncesindeki 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca başvuru tarihinde müdahil sıfatını kazandığı kabul edilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere “suçtan zarar görme” kavramının “suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali” olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan açılan kamu davalarına 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin, keza kamu görevlisi olmayan sanıklar hakkında rüşvet verme suçundan açılan kamu davalarına katılan sıfatını alabilecek surette doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan Ticaret Bakanlığının katılma ve bu suçlardan verilen hükümleri temyiz hakları olmadığı anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6723 sayılı Kanun) 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (5320 sayılı Kanun) 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca yukarıda belirtilen hususlar dışında temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir başkaca bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.12.2013 tarihli ve 2013/120455 Soruşturma, 2013/46769 Esas, 2013/2387 numaralı İddianamesiyle sanıklar hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 252 nci maddesinin birinci fıkrası, 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan ise 5607 sayılı Kanun’un 28.03.2013 tarihli 6455 sayılı Gümrük Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6455 sayılı Kanun) 54 üncü maddesiyle değişik 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları ve 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
B. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2014/28 Esas, 2014/172 sayılı Kararı ile sanıklar hakkında her iki suç yönünden de 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri
Beraat kararlarının usul ve yasaya uygun olmadığına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun soyut ve yetersiz olduğuna, suçların sübuta erdiğine ilişkindir.
B. Katılan Hazine vekilinin temyiz sebepleri
Katılma talebine, suçların unsurlarının oluştuğuna, mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine, bilirkişi raporunun soyut ve yetersiz olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine yöneliktir.
III. OLAY ve OLGULAR
Sanıklardan … ‘ın gümrük müşavirlik hizmeti veren firmada çalıştığı, … ‘ın da ithalat işlemleri için hizmet aldığı, sanık …’ın ithalat konusu ürünün ağırlığını daha düşük gösterip daha az gümrük vergisi ödemek amacıyla kimlikleri tespit edilemeyen gümrük görevlilerine 1.100 TL rüşvet verdiği, sanık …’ın da bundan haberinin olduğu, bu şekilde kamu görevlilerine menfaat temin etmek suretiyle bir kısım eşyaları gümrük işlemlerine tabi tutmayarak 5607 sayılı Kanun’a muhalefet ve rüşvet verme suçlarını işledikleri iddiasıyla açılan kamu davalarında, Mahkemece; bilirkişi raporu doğrultusunda atılı suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraat kararları vermiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Hazine vekilinin rüşvet verme suçu yönünden yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
2. Sanıkların yargılama konusu 5607 sayılı Kanun’a muhalefet eylemleri için suç tarihinde yürürlükte bulunan, 5607 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
3. Dosya kapsamına göre suç tarihi ile temyiz incelemesi tarihi arasında, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
V. KARAR
1. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle Hazine vekilinin 5607 sayılı Kanun’a muhalefet suçuna, Ticaret Bakanlığı vekilinin ise rüşvet verme suçuna yönelik temyiz istemlerinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenle İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2014/28 Esas, 2014/172 sayılı Kararında katılan Hazine vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Hazine vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3. Gerekçe bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.05.2014 tarihli ve 2014/28 Esas, 2014/172 sayılı Kararına yönelik katılan Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.07.2023 tarihinde karar verildi.