Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/7611 E. 2023/1686 K. 23.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7611
KARAR NO : 2023/1686
KARAR TARİHİ : 23.03.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cinsel saldırı
HÜKÜM : Mahkumiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibariyle 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/67 Karar ile sanığın cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 16 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdur Vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılan mağdure vekilinin temyiz isteminin, sanık hakkında yasal şartları oluştuğu halde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasının hukuken hatalı olduğuna ilişkin olduğu görülmüştür.

B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafiinin temyiz istemi, dosyada somut delil bulunmadığına, sanığın olayın geçtiği yerde on yıllık çalışması bulunduğundan işçilik alacaklarının ödenmemesi için iş yeri sahipleri ile mağdure ve annesinin anlaşmalı olarak gerçek dışı şikayette bulunduklarına, mağdurenin video kaydına alınan beyanlarının dökümü yapılarak herhangi bir inceleme yapılmadığına, mağdurenin beyanlarında çelişkiler söz konusu olduğuna, iş yerinde olayın tanığı olan … dinlenilmeden eksik inceleme ile karar verildiğine, sanıkla mağdure arasında hizmet ilikisinin bulunmadığına ilişkin olduğu görülmüştür.

III. OLAY VE OLGULAR
Mağdureyle aynı işyerinde usta başı olarak çalışan sanığın, mağdureye “Hafta sonu buluşalım, birşeyler yapalım, aramızda kalır” şeklinde sözler söylediği, aradığında telefona cevap verdiğinde “Senin efendini yerim” şeklinde söz söylediği, işyerinde yukarı çıkarken beline sarıldığı, mağdurenin sanığa abi demesine rağmen “Karım da bana abi diyordu, şimdi de karım oldu” şeklinde sözler söylediği, “Seni bir yerlere götüreyim, bir şeyler yer içeriz” dediği, sanığın mağdureye yönelik aynı işyerinde çalıştıkları sırada telefon açarak rahatsız edip, “Dışarıya çıkalım, birşeyler yapalım, aramızda kalacak, seni bir yerelere götüreyim, bir şeyler yer içeriz” dediği, sanığın iddia olunan eylemler nedeniyle işyerinden çıkarıldığı, sanığın bu eylemlerini yaklaşık on gün kadar sürdürdüğü şeklinde olay kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Mağdurenin soruşturma aşamasında alınan ifadesinde farklı zamanlarda sanığın ellerini okşadığı ve beline sarıldığı anlatımında bulunduğu, mahkemece alınan beyanında ise sanığın sadece zorla beline sarıldığı ifadesi karşısında mağdurenin beyanları arasındaki çelişki giderilmediği anlaşıldığından, beyanlar arasındaki çelişki giderildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulduğu,

2. Sanığın, mağdureye yönelik “Hafta sonu buluşalım, birşeyler yapalım, aramızda kalır, senin efendini yerim, karım da bana abi diyordu, şimdi de karım oldu” şeklinde sözler söylediği iddianame anlatımı doğrultusunda kabul edilmesine karşın, sadece sanığın mağdurenin beline sarılma eylemi yönünden karar verildiği,

3. Mağdurenin olay tarihinde on altı yaşında olduğu, sanığın eyleminin mağdurenin yaşı itibariyle 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında olmasına karşın aynı sayılı yasanın 102 nci maddesinin birinci fıkrası tatbik edilmesi suretiyle yazılı şekilde hatalı uygulama yapıldığı,

4. Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinde düzenlenen hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması kavramı ile failin, yazılı veya sözlü bir hizmet akdine dayanarak mağdure üzerinde işe alma, işten çıkarma, ücret gibi sosyal haklarını belirleme şeklinde yetkilere sahip olup bunun verdiği nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle suç işlenmesi halinin kastedilmesi karşısında, olayın gerçekleştiği işyerinde usta başı olarak çalışan sanıkla mağdure arasında hizmet ilişkisi bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hakkında aynı sayılı yasanın 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin tatbiki suretiyle fazla ceza tayinine hükmedildiği,

5. Sanık hakkında hükmün üçüncü paragrafında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uygulanarak cezasından (1/6) oranında indirim yapıldığında, netice ceza miktarının “4 YIL 4 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI” olması gerekirken, yazılı şekilde hatalı hesaplama yapılarak sanık hakkında eksik cezaya hükmedildiği,

anlaşılmış olmakla sanık müdafii ile katılan mağdure vekilinin temyiz istemlerinin bu yönleriyle yerinde olduğu görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.03.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/67 Karar kararına yönelik katılan mağdure vekili ile sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321’inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

23.03.2023 tarihinde karar verildi.