Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/2406 E. 2022/12682 K. 20.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2406
KARAR NO : 2022/12682
KARAR TARİHİ : 20.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı …. San. Ve Tic. Ltd. Şti. yönünden dava atiye bırakıldığından hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/03/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar ….. San. ve Tic. A.Ş.,…. Tic. A.Ş, … Liman ve Depolama Hizm. A.Ş, … San. ve Tic. A.Ş ve … San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı; davalı şirketlerin depoladıkları ve satmaya hazır hale getirdikleri kömür, hurda ve madenlerin açıkta önlem alınmadan bulundurulduğunu, devam eden faaliyetler nedeniyle bulunduğu köy ve çevresinde aşırı derecede toz ve gürültüye neden olunduğunu ve sağlıklı yaşama hakkının elinden alındığını belirterek uğradığı manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar; faaliyetlerinin kanun ve yönetmeliklere uygun olarak yürütüldüğünü belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; bozma kararında dile getirilen manevi tazminat talebi yönünden yapılacak incelemede esas alınacak düzenlemeler ve ilkeler doğrultusunda hükmedilen tazminatın değerinin az belirlendiği hüküm altına alındığından, davacıya ait yerleşim biriminin sanayi bölgesinde kaldığı ancak yapılaşmanın çok daha önce burada olduğu davacıya ait taşınmazın imar durumunun yapılaşmaya elverişli olmaması durumunun müterafik kusur olarak değerlendirilebileceği sonucuna varılarak, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporları doğrultusuna davacı iddialarının doğruluğu sabit olduğu gerekçesiyle; davalılardan …. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden dava atiye bırakıldığından bu davalı yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile, 80.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair karar verilmiş; hüküm, davalılar ….. San. ve Tic. A.Ş., … Tic. A.Ş, … Liman ve Depolama Hizm. A.Ş, …. San. ve Tic. A.Ş ve … San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen ilk karar Dairemizce; ”…TBK 58. maddesi (818 sayılı BK 49. maddesi) hükmüne göre, kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak gösterilmelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayların gelişim şekli, davalıların eyleminin niteliği ve sonucunda meydana gelen zararın ağırlığı ile yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi için kararın bozulması gerekir…” şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur.
Her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Davacı yararına hükmedilecek tazminatın bozma ilamında belirtilen yasal düzenlemeler ve ilkeler doğrultusunda makul düzeyde olması gerekir. Davacı yararına belirlenen ve hüküm altına alınan tazminat tutarı fazladır. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyiz eden davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 20.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.