YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/6275
KARAR NO : 2023/4827
KARAR TARİHİ : 29.05.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/424 E., 2022/568 K.
SUÇ : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama
HÜKÜM : Değişen suç vasfına göre, kullanmak için uyuşturucu madde
bulundurma suçundan mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci
maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2020 tarihli ve 2020/3023 Esas, 2019/147008 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2021 tarihli ve 2020/74 Esas, 2021/135 Karar sayılı kararı ile, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu kabul edilerek,
“Sanık hakkında UYAP sisteminde yapılan araştırmada ve bir örneği dosya arasına alınan karar uyarınca, sanığın 08.09.2019 tarihli eyleminin, 13.01.2012 tarihinde işlediği kullanmak üzere uyuşturucu madde bulundurma suçundan, … 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2015 tarihinde kesinleşen, 2015/389 Esas, 2015/971 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci madesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı” gerekçesiyle 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca “kamu davasının düşmesine” karar verilmiş, karar 30.03.2021 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
C. Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2021 tarihli ve 2021/122537 sayılı tebliğnamesiyle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2021 tarihli ve 2020/74 Esas, 2021/135 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması talep edilmiştir.
D. Kanun yararına bozma istemi üzerine; Dairemizin 13.04.2022 tarihli ve 2021/18674 Esas, 2022/4812 Karar sayılı kararı ile, … 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2015 tarihli ve 2015/389 Esas,2015/971 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kanuni zorunluluk üzerine verilmiş bir hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanma olanağı bulunmadığı, düşme kararı verilemeyeceği gerekçesiyle yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2021 tarihli ve 2020/74 Esas, 2021/135 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.
E. Kanun yararına bozmadan sonra; İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli ve 2022/424 Esas, 2022/568 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası,
62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
F. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de; sanık hakkında uyuşturucu madde ticaretine ilişkin kolluğa herhangi bir ihbar yapılmamış olması, sanığın kullanıcı olduğuna yönelik aşamalardaki ısrarlı ve uyumlu savunması, ele geçen uyuşturucu maddenin kullanma sınırları içinde oluşu, ticarete ilişkin herhangi bir emare ya da olgu bulunmaması, suç üstü halinin bulunmaması ve tanık beyanı da nazara alındığında, sanığın eyleminin dönüşen suç vasfına göre kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2021 tarihli ve 2020/74 Esas, 2021/135 Karar sayılı “Kamu davasının düşmesine” ilişkin kararının Dairemizin 13.04.2022 tarihli ve 2021/18674 Esas, 2022/4812 Karar sayılı kararı ile kanun yararına bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, “düşme” kararının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitleri arasında yer aldığı anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (c) bendi gereğince, “bozma nedeni; davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez” düzenlemesi karşısında, mahkûmiyet hükümleri dışında kalan ve davanın esasını çözen hükümlerin hangi nedenle olursa olsun kanun yararına bozulması halinde aleyhe sonuç doğurmayacağı ve yeniden yargılamayı gerektirmeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
B. Kabule göre de;
Suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında, 188
veya 190 ıncı maddelerde tanımlanan suçlardan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun 191 inci madde kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar verilmesi hükme bağlanmış, 191 inci maddenin dokuzuncu fıkrasında ise “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, 5271 sayılı Kanun’un kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümlerinin uygulanacağı…” belirtilmiştir.
Dolayısıyla sanık hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde karar verilen “Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” ve “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra “Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi” kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek;
1. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir “kamu davasının açılmasının ertelenmesi” veya 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
2. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı” veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasıne göre verilen “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” yoksa 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin sekizinci maddesi gereğince “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verilmesi,
3. Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı” veya 5237 sayılı Kanun’un 191 inci sekizinci fıkrası gereğince “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülmüş, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle, İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli ve 2022/424 Esas, 2022/568 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.