Yargıtay Kararı 1. Ceza Dairesi 2022/8665 E. 2023/223 K. 01.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/8665
KARAR NO : 2023/223
KARAR TARİHİ : 01.02.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kardeşi kasten öldürme
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2022 tarihli ve 2021/116 Esas, 2022/168 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kardeşini kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82 … maddesinin birinci fıkrası (d) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarihli ve 2022/1939 Esas, 2022/1862 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri
1. İstinaf kararının gerekçesizliğine,
2. Eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna,
3. Beraat kararı verilmesi gerektiğine,
4. Suç vasfına,
5. Haksız tahrikin üst hadden uygulanması gerektiğine,
6. Müsaderenin hatalı olduğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Sanık ile maktulün öz kardeş oldukları, ailesinden devamlı sigara ve para isteyen sanığın olay günü de annesinden para istediği, annesinin para yok demesi üzerine eline bıçak aldığı, annesinin sanığın bıçak aldığını görmesi üzerine kaçtığı, sesleri duyan maktulün araya girdiği ve sanıkla aralarında arbede çıktığı, sanığın maktulü bıçakladığı olayda, sanık hakkında kardeşi kasten öldürme suçundan hüküm kurulduğu belirlenmiştir.

2. Sanık üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar etmiştir.

3. Maktulün otopsisinde toraksa nafiz öldürücü nitelikte bir adet kesici delici alet yaralanması olduğu ve ölümünün kalp, akciğer, karaciğer yaralanması ve buna bağlı masif iç ve dış kanama nedeniyle olduğu belirtilmiştir.

4. Sanık hakkında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 09/02/2021 tarihli rapor ve Adlî Tıp 4. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 08/12/2021 tarihli rapor ile sanığın cezai sorumluluğunun tam olduğu belirtilmiştir.

5. Mağdur ve tanık anlatımları dava dosyasında bulunmaktadır.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçesizlik Yönünden
Gerekçeli karar hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6 ncı maddesinde açıkça zikredilmemiş ise de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından içtihadî olarak geliştirilerek varlık kazanmış bir hak olup “adil yargılanma hakkı”nın en önemli unsurlarından biri olarak belirtilmiştir. Buna göre AİHM, mahkemelerin her türlü kararlarında gerekçeye yer verilmesi yükümlülüğüne değinerek aksi durumun, adil yargılanma hakkının ihlâli ile neticeleneceğine işaret etmiştir. (Dulaurans/Fransa, B. No. 34553/97, 21.03.2000; Georgiadis/Yunanistan, B. No. 21522/93, 29.05.1997 §§ 40-43; Ruiz Torija/İspanya, B. No. 18390/91, 09.12.1994; Ferreira/Portekiz, [BD], B. No: 19867/12, 28.07.2017, § 84)

Gerekçeli karar hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Anayasa) tarafından ise alenî bir şekilde güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 141 … maddesinin üçüncü fıkrasında yer verilen; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” şeklindeki düzenleme ile gerekçe, ilgilisi için bir hak olmanın yanı sıra bütün mahkemeler için de anayasal bir yükümlülük olarak öngörülmüştür. Ayrıca Anayasa’nın, Temel Haklar ve Ödevler kısmında yer alan “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesine, 03.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesiyle eklenen “adil yargılanma hakkı”nın da bir unsuru olarak kabul edilmekte (… Ataş, B. No: 2013/1235, 13.06.2013.) ve Anayasa Mahkemesi tarafından incelenen bireysel başvurulara konu edilebilmektedir. Gerekçeli karar hakkı, Türk hukuk sisteminde anayasal düzenlemeye ek olarak kanunî olarak da güvence altına alınmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi; “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır.” şeklinde emredici hüküm içermektedir.

Temel bir insan hakkı olan gerekçeli karar hakkı, gerek uluslararası gerek ulusal hukukî metinlerle güvence altına alınmış olup mahkeme kararlarında gerekçeye yer verilmemesi ya da yetersiz gerekçeye yer verilmesi durumlarında gerekçeli karar hakkının ihlâli gündeme gelecek ise de AİHM tarafından ifade edildiği üzere (… Kück/Almanya, B. No: 35968/97, 12.06.2003, §§ 46,47; Khamidov/Rusya, B. No: 72118/01, 15.11.2007, § 170.) yargılama bir bütündür ve olağan kanun yolları, yargılama sürecinin bir parçasıdır ve adil yargılanma hakkı, yargılamayı bir bütün olarak kapsar. Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlâl edilip edilmediği, gerekçesizlik ya da kanunî gerekçeden yoksunluğun, bir bütün olarak yargılamayı adil olmaktan çıkarıp çıkarmadığına göre belirlenir. O hâlde, sonuca etki edecek mahiyetteki bir iddianın, derece mahkemes(ler)i tarafından gerekçede tartışılmamış olması ya da bu konuda kanunî bir gerekçeye yer verilmemiş olması durumunda söz konusu usûlî eksikliğin Yargıtay tarafından temyiz incelemesi sırasında giderilmesi mümkündür. Zira gerekçe, bağımsız ve tarafsız bir yargılamanın zorunlu bir unsuru olup gerekçede temel hak ve hürriyetler, hukuksal bir metin düzleminde değerlendirilir.

Bu açıklamalar ışığında, her ne kadar bölge adliye mahkemesi kararında sanık müdafinin istinaf istemleri hususunda ayrıntılı bir gerekçeye yer verilmemiş ise de bu bölümde, gerekçeli değerlendirme yapılarak söz konusu eksiklik Yargıtay tarafından giderilmiş olduğundan, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

2. Eksik İnceleme Yönünden
Sanık hakkında … Devlet Hastanesi tarafından tanzim edilen 04/11/2019 tarihli Engelli Sağlık Kurulu Raporunda “psikotik bozukluk” nedeniyle %45 oranında engelli olduğunun belirtildiği, soruşturma aşamasında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından üç hekim imzası ile tanzim edilen 09/02/2021 tarihli rapor ile ”sanığın atipik psikoz remisyonda tanısının olduğu, işlediği kasten öldürme suçu bakımından olayın oluş şekli, kişinin olay öncesi ve sonrası tutum ve davranışları da göz önünde bulundurulduğunda işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algıladığı, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmadığı, TCK 32. madde kapsamında değerlendirilemeyeceği, ceza sorumluluğunun tam olduğu” tespit edildiği, kovuşturma aşamasında Adli Tıp 4. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 08/12/2021 tarihli rapor ile “sanığın Kurulumuzca 29/11/2021 tarihinde yapılan muayenesi sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların yorumlanmasından; cezai sorumluluğunu müessir ve kişide şuur ve harekât serbestisini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı ve zekâ geriliği saptanmadığı, adli dosya tetkikinde sanığın mezkûr suçu işlediği sırada fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını idrak etme ve bu fiil ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak boyutta bir akli arızanın içinde olduğuna delalet edecek herhangi bir tıbbi bulgu ve belgeye de rastlanmadığı, bu duruma göre sanığın 24/01/2021 tarihinde bulunduğu suça karşı cezai sorumluluğunun tam olduğu oy birliği ile mütalaa olunduğu”, raporlar arasında çelişki ve eksiklik olmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

3. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden
Sanığın ilk ifadesinde, bıçağı alarak annesi, babası ve maktulün üzerine doğru yürüdüğünü, kapıyı kapattıklarını, kendisinin zorla kapıyı açtığını, maktulün koşarak üzerine geldiğini, kendini korumak için

bıçağı maktule doğru savurduğunu söyleyerek gerçekleştirdiği eylemini kabul ettiği, sonradan şikayetçi olmadığını söyleyerek ifadesini değiştirse de mağdur …’ın kolluktaki ifadesinde sanığın annesini kurtarmak için kendisine engel olmaya çalışan maktule elindeki bıçağı sallayarak yaraladığını beyan ettiği, dolayısıyla sanığın eylemi gerçekleştirdiği konusunda şüphe bulunmadığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

4. Suç Vasfı Yönünden
Sanığın suçta kullandığı bıçağın öldürmeye elverişli olduğu, maktulde meydana gelen yaralanmanın yeri ve niteliği birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının, öldürmeye yönelik olduğu anlaşılmakla, suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

5. Haksız Tahrik İndiriminin Üst Hadden Yapılması Gerektiği Yönünden
Her ne kadar sanık maktulün kendisine çalışmadığı ve eve para getirmediğinden bahisle küfrettiği yönünde savunma yapmışsa da olayın tanıkları olan sanık ile maktulün anne ve babaları ilk ifadelerinde maktulün küfrettiğinden bahsetmedikleri, maktulün sanığın bıçak alıp annesini kovalamaya başladıktan sonra olaya dahil olduğunu ve annesini korumak amacıyla araya girdiğini beyan ettikleri, bu itibarla ilk haksız hareketin kendisine sigara parası vermeyen annesini bıçakla kovalayan sanıktan geldiği anlaşıldığından, sanık hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmayan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.

6. Hükümde Müsaderenin Hatalı Olduğu Yönünden
Sanık hakkında kurulan hükmün C bendinde “Acıpayam Adli Emanetin 2021/346 sırasında kayıtlı; Ağaç saplı, kesici metal kısmında kan izleri bulunan, 1 adet ekmek bıçağının TCK’nın 54/4 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde müsaderesine.” karar verildiği anlaşılmış ise de, suçta kullanılan bıçağın taşınması ve bulundurulması yasak nitelikteki silahlardan olmaması nedeniyle müsaderenin TCK’nın 54/1. maddesine göre yapılması gerektiği ve bunun yanında ilgili bentte maddi hata sonucu “Acıpayam” emaneti yazılması hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde yer alan (6) numaralı paragrafta açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 01.06.2022 tarih ve 2022/1939 Esas, 2022/1862 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hüküm fıkrasının C bendinden; “Acıpayam” ibaresinin çıkarılması ile 54/4 yerine 54/1 ibaresinin yazılması suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

01.02.2023 tarihinde karar verildi.