Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/22474 E. 2023/4824 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/22474
KARAR NO : 2023/4824
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.09.2012 tarihli ve 2011/402 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 833 gün karşılığı olma üzere 16.600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve adlî para cezalarının 24 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir.
2. Tarsus 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.09.2012 tarihli ve 2011/402 Esas, 2012/535 Karar sayılı kararının sanık … müdafii ve sanık … tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 13.02.2017 tarihli ve 2014/17441 Esas, 2017/5956 Karar sayılı kararıyla özetle sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi kapsamında kalıp kalmadığını değerlendirme takdir ve görevinin yüksek görevli ağır ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/203 Esas, 2018/153 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 833 gün karşılığı olma üzere 16.600,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve adlî para cezalarının 24 eşit taksitte ödenmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’ın Temyiz Sebebi
Hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri
1. Sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmaması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Sabıkasız sanık hakkında temel cezaların teşditli belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edildiğine,
3. Vesaire,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’in olay günü katılanı telefonla arayarak kendisini polis olarak tanıtıp bir suç örgütünün katılan adına kredi çektiğini, bu örgütü çökertmek amacıyla katılanın, diğer sanık …’ye ait hesaba sahip olduğu tüm parayı yatırmasını söylediği, bunun üzerine sanığın, kızına ve gelinine ait tüm altınları satarak elde ettiği 23.200,00 TL parayı, sanık …’nin hesabına yatırdığı, … …’nin de bu parayı bankadan çektiği, sanıkların sergiledikleri eylemlerin nitelikli hile boyutunda olduğu, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareketle dolandırıcılık suçunu işledikleri anlaşılmıştır.
2. Sanık …’in üzerine atılı suçlamayı inkar ettiği, sanık …’nin ise tevil yoluyla ikrar ettiği belirlenmiştir.
3. Sanık …’nin, suç tarihinde Garanti Bankasından 22.984,00 TL para çektiğine dair banka dekontu dava dosyasına eklenmiştir.
4. Sanık …’in evinde usûlüne uygun şekilde yapılan arama neticesinde sanığın katılanı aradığı cep telefonu numarasına ait sim kart ve katılan adının ve T.C. kimlik numarasının yazılı olduğu bir kağıdın bulunduğuna dair 26.06.2011 tarihli Arama Yakalama ve El Koyma Tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
5. Katılanın her aşamada istikrarlı anlatımlarda bulunduğu tespit edilmiştir.
6. Bozma ilâmı sonrası taraflar arasında usûlüne uygun şekilde uzlaştırma girişiminde bulunulduğu ancak uzlaşmanın sağlanamadığına dair uzlaştırma raporu dava dosyasında bulunmaktadır.

IV. GEREKÇE
A. Sanık …’ın Temyiz İstemi Yönünden
1. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında (CGTİK) Kanun’un (5275 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (YCGK), 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık …’nin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.
B. Sanık … Müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sübut Yönünden
Katılanın, 25.06.2011 tarihli kolluk beyanı içeriği ile Olay ve Olgular başlığı altında (4) numaralı paragrafta yer verilen delil içeriği karşısında sanığın, diğer sanık … ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek katılana karşı dolandırıcılık suçunu asli fail olarak işlediği sabit olmakla, adı geçen sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Fazla Ceza Tayini Yönünden
Temel cezanın tayininde esas alınacak ölçütlerin, 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesinde belirtildiği, sanığın geçmişinin, temel cezanın takdirinde dikkate alınacak kriterler arasında bulunmadığı, sanığın eylemi neticesinde katılanın, kızına ve gelinine ait tüm altınları satarak elde ettiği tüm parayı sanığın yönlendirmesiyle diğer sanık …’nin hesabına yatırdığı, bu şekilde meydana gelen zararın ağırlığı karşısında Mahkemece temel cezanın tayininde teşdit uygulamasının takdir kılındığı ve bu takdirin kanunî kriterlere dayandırıldığı anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sair Hususlar Yönünden
a. Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezasının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtildiği, YCGK’nın, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
b. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
c. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.03.2018 tarihli ve 2017/203 Esas, 2018/153 Karar sayılı kararında sanık … ve sanık … müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … ve sanık … müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.06.2023 tarihinde karar verildi.