Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2016/12862 E. 2017/9176 K. 21.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/12862
KARAR NO : 2017/9176
KARAR TARİHİ : 21.11.2017

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması
Hüküm : TCK’nın 133/3, 62/1, 50/1-a, 52/2-4. maddeleri gereğince mahkumiyet

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işleyen sanık hakkında, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan verilen 28.09.2010 tarihli, 2010/594 esas, 2010/1134 karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu hüküm CMK’nın 231/11. maddesi uyarınca açıklanmakla, sanık müdafii tarafından temyiz edilen hüküm incelendi:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İki veya daha fazla kişinin, başkalarının bilmeyeceği ve sınırlı bir dinleyici çevresi dışına çıkmayacağı yönünde haklı bir inanç ve iradeyle hareket ederek, herhangi bir aracı vasıta olarak kullanmadan, yüz yüze gerçekleştirdikleri, ancak özel bir çaba gösterilerek duyulabilecek, aleni olmayan, söze dayalı, sesli düşünce açıklamalarının, konuşmanın tarafı olmayan kişi veya kişilerce, ilgilisinin rızası olmaksızın, elverişli bir aletle (sesli bir açıklamayı kuvvetlendirerek veya naklederek onu ses alanının dışına çıkartıp doğrudan doğruya algılanabilir hale getirmeye yarayan her türlü düzenekle) dinlenmesi veya akustik olarak tekrar dinlenebilmesi imkanını sağlayan bir aletle kaydedilmesi eylemi TCK’nın 133/1. madde ve fıkrasında;
En az üç veya daha fazla kişinin, yüz yüze gerçekleştirdikleri, aleni olmayan, söze dayalı düşünce aktarımlarının, söyleşinin tarafı olan kişi veya kişilerce, ilgililerinin rızası olmaksızın, bir aletle kaydedilmesi eylemi TCK’nın 133/2. madde ve fıkrasında;
Elverişli bir aletle dinlenilen veya kaydedilen konuşma veya söyleşiden elde edilen bilgiler sayesinde kendi veya üçüncü kişi lehine, maddi ya da manevi yarar, yani; fayda veya avantaj sağlanması; bu bilgilerin, menfaat karşılığı olsun ya da olmasın, ilgilisi dışındaki kişi veya kişilere verilmesi ya da diğer kişilerin dolaylı olarak bilgi edinmelerinin temin edilmesi eylemi TCK’nın 133/3. madde ve fıkrasında suç olarak tanımlanmışken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un 80. maddesi ile TCK’nın 133/3. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi suretiyle elde edilen verilerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi eylemi suç olarak düzenlenmiştir.
TCK’nın 133/2. madde ve fıkrasında tanımlanan söyleşiden farklı olarak, iki kişi arasında da gerçekleşebilecek olan konuşmada, konuşan tarafların, ikisi arasında geçen sözleri kaydetmesi, TCK’nın 133/1. maddesi kapsamında suç olarak tanımlanmamış olup, koşulları bulunduğu takdirde eylem, aynı Kanun’un 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamına göre; bilgisayar satımı nedeniyle aralarında husumet bulunan katılan ile sanığın, kasten yaralama, hakaret ve tehdit iddiasıyla her ikisininde katılan sanık sıfatıyla yargılandıkları dava bulunduğu, bu dosyanın yargılaması sırasında tanık olarak dinlenen ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen Mersiye’nin çelişkili beyanlar vermesinin nedenini ortaya çıkarmak için, Mersiye ile katılan arasında gerçekleşen ve Mersiye tarafından kaydedilen yüz yüze konuşma kayıtlarının sanık tarafından mahkemeye delil olarak sunulması şeklinde gerçekleşen olayda,
Sanığın, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen Mersiye tarafından kaydedilen katılan ile yapmış olduğu ve dosya kapsamına göre de özel hayatın ihlali kapsamında olmayan ve yüz yüze konuşma içeriklerine ilişkin kayıtları mahkeme sunması şeklinde gerçekleşen eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmadığı gözetilmeden delillerin takdirinde hataya düşülerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında CMK’nın 231/11. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının açıklanması sırasında ilk karar da temel cezanın 6 ay hapis ve 120 gün adli para cezası olarak belirlenmiş olmasına rağmen 6 ay hapis 5 gün adli para cezası olarak belirlenmesi nedeniyle CMK’nın 231/11 madde ve fıkrasına uygun düşünmeyecek şekilde karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.