YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/21378
KARAR NO : 2022/12496
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.10.2022 Salı günü davalılar vekili Av. … geldi, davacılar adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar vekili dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 15.07.2012 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacılar desteğinin vefatı ettiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı eş için 30.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 15.000,00 TL olmak üzere toplam 60.000,00 TL maddi, davacı eş için 80.000,00 TL, davacı çocuklar için ayrı ayrı 35.000,00 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilamında, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların davalı …aleyhine açtığı maddi tazminat davasının, usul yönünden reddine, davacıların manevi tazminat talebi yönünden açtıkları davada davacı eş … için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuklar … ve … için ayrı ayrı 15.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihi 15.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı yana verilmesine, davacıların davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat yönünden, asıl ve ilk ıslah ile açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı Eş … için 165.068,53 TL tazminatın, davacı … yönünden 15.603,69 TL tazminatın, davacı … için 27.794,67 TL tazminatın olay tarihi 15.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı yana verilmesine, davacının 2. kez ıslah ile dava değerini artırması hukuken geçerli olmadığı anlaşılmakla, 2. kez yapılan ıslah ile yapılan tazminat talebinin usul yönünden reddine, karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi’nce davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davacıların davalı …aleyhine açtığı davanın usul yönünden reddine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, davacı eş … için 30.000,00 TL manevi tazminatın, davacı çocuklar … ve … için ayrı ayrı 15.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihi 15.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların davalılar aleyhine açtığı maddi tazminat davasının kabulü ile, davacı Eş … için 177.416,98 TL maddi tazminatın, davacı … yönünden 15.700,17 TL maddi tazminatın, davacı … için 28.834,27 TL maddi tazminatın olay tarihi 15/07/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılar … ve …’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2021 yılı için 78.635,57 TL’dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 78.635,57 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Davacılar … ve … için için hükmedilen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davacılar … ve …’ya yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı …’a yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri re’sen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına; dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre yerinde görülmeyen davalı … ve … vekilinin aşağıdaki bent dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Eldeki davanın açılış tarihi 10.12.2013 olup, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesiyle; mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 107. maddesine göre, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir, ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.
6100 sayılı Kanun ile birlikte, yukarıda belirtilen çerçevede belirsiz alacak davası açma imkanı tanınarak, belirsiz alacaklar bakımından hak arama özgürlüğü genişletilmiş; bununla bağlantılı olarak da hukuki yarar bulunmadan kısmi dava açma imkanı sınırlandırılmakla birlikte, tamamen kaldırılmamıştır.
Zaman zaman, 6100 sayılı Kanun ile birlikte kabul edilen belirsiz alacak davası ile kısmi davaya ilişkin yeni düzenlemedeki sınırın tam olarak tespit edilemediği, birinin diğeri yerine kullanıldığı görülmektedir. Oysa bu iki davanın amacı ve niteliği ayrıdır. Alacak, belirli veya belirlenebilir ise, belirsiz alacak davası açılamaz; ancak şartları varsa kısmi dava açılması mümkündür.
Kanunun kısmi dava açma imkanını sınırlamakla birlikte tamamen ortadan kaldırmadığı da gözetildiğinde, belirli alacaklar için, belirsiz alacak davası açılamasa da, şartları oluştuğunda ve hukuki yarar bulunduğunda kısmi dava açılması mümkündür. Aksi halde, sadece ya belirsiz alacak davası açma veya belirli tam alacak davası açma şeklinde iki imkandan söz edilebilir ki, o zaman da kısmi davaya ilişkin 6100 sayılı Kanunun 109. maddesindeki hükmün fiilen uygulanması söz konusu olamayacaktır. Çünkü, belirsiz alacak davasında zaten belirsiz alacak davasının sağladığı imkanlardan yararlanarak dava açılabilecek; şayet alacak belirli ise de, o zaman sadece tam eda davası açılabilecektir. Oysa kanun koyucunun abesle iştigal etmeyeceği prensibi gereği, anılan maddeyle kısmi davaya ilişkin düzenleme yapıldığı düşünülerek ve Kanundaki sınırlamalara dikkat edilerek kısmi dava açılabilecektir.
Somut olayda, dava dilekçesinde, davanın açıkça, belirsiz alacak davası türünde açıldığı belirtilmediğinden eldeki davanın, belirsiz alacak davası değil kısmi dava olduğunun kabulü gerekir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemesince, davanın kısmi dava türünde olduğu kabul edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, ıslaha ilişkin sunulan 06.02.2017 tarihli ve 29.01.2018 tarihli dilekçelerinden birinin talep artırım birinin ıslah dilekçesi olarak kabulü doğru değildir. Bu nedenle 29.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi, davalılar yönünden ikinci ıslah dilekçesi olup, usul hükümlerine göre bir davada yalnızca bir ıslah dilekçesi verilebileceğinden, 29.01.2018 tarihli ıslah dilekçesindeki miktarlar doğrultusunda davalıların sorumlu tutulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Somut olayda, dava desteğin eş ve çocukları tarafından açılmış olup hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda müteveffanın annesine destek payı ayrılmadan hesaplama yapılmıştır. Oysaki müteveffaya ait nüfus kayıtları incelendiğinde, desteğin annesinin de sağ olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, bilirkişiden ek rapor alınarak, desteğin annesinin de hayatta olduğu gözetilmek suretiyle destek paylarının yeniden değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
5-Somut olayda destekten yoksun kalma tazminatı hesabında hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteğin emsal gelir araştırmasına göre asgari ücretin 1,89 katı gelir elde ettiği kabul edilerek hesap yapılmıştır. Ancak Bakırköy 18. İş Mahkemesi 2013/1078 esas sayılı dosyada desteğin 01.01.2009-15.07.2012 tarihleri arasında 506 sayılı yasaya tabi hizmet ilişkisi ile çalıştığının tespitine, 01.07.2012-15.07.2012 tarihleri arasında ise günlük 31,35 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiş, karar Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir. Bu haliye desteğin vefat etmeden önce elde ettiği gelirin kesinleşmiş mahkeme kararı ile belirlendiği görüldüğünden, destekten yoksun kalma tazminatı hesabında bu gelirin esas alınması gerekirken, emsal ücret araştırmasına göre belirlenen gelire göre hesap yapılan bilirkişi rapounun hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin davacılar … ve … Büyükyılmaz’a yönelik temyiz isteminin REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3), (4), (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazının kabulü Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 18.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.