Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/19901 E. 2023/5151 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/19901
KARAR NO : 2023/5151
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/66 Esas, 2015/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 … maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 35 … maddesi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 20,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık hükmü temyiz etmek istediğine ilişkin dilekçe vermiş, gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, borcuna karşılık katılan tarafından verilen”160.000.000″ TL bedelli senedi “760.000.000” TL bedelli senet haline getirerek katılan hakkında icra takibi yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Katılan … anlatımlarında; 2006 yılı yaz aylarında sanıktan 1 ton kömür alarak karşılığında yeni TL’ye geçilmediğinden dolayı eski para birimi üzerinden 160.000.000 TL bedelli senet verdiğini, 1 ay kadar sonra borcunu ödediğini, sanığın senedi iade etmemek için kendisini oyaladığını, ısrar edince bir belge verdiğini kendisinin de kontrol etmeden yırtıp attığını, 2012 yılında icradan ödeme emri gelince sanığın kendisine verdiği senedin asıl senet olmadığını fotokopisi olabileceğini, asıl senedi tahrif ederek icraya koyduğunu düşündüğünü, sanığı telefonla aradığında yanlışlık olduğunu avukatı ile görüşüp senedi iade edeceğini söylediğini, ancak senedi iade etmediğini ve telefonlarına cevap vermediğini, senetten dolayı icra yoluyla herhangi bir para tahsil edilmediğini, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
3. Sanık sorgusunda; katılana 1,5 ton kömür sattığını, kömürün bedelinin 760 TL yani o tarihlerde 760.000.000 Lira olduğunu, suça konu senedi kendisinin doldurduğunu, katılan …’ün de imzaladığını, sonradan senette herhangi bir değişiklik yapmadığını, ödemeyince icraya koyduğunu beyan etmiştir.
4. Emniyet Kriminal uzmanlık raporu ile suça konu borçlusu …, alacaklısı …, düzenleme tarihi 15.06.2008, ödeme tarihi 09.11.2010 olan 760.000.000 TL miktarlı senedin rakamla değer gösteren hanesinin sol baştaki “7” rakamının iki farklı kalem mürekkebini ihtiva ettiği, söz konusu senedin değerinin evvelce “160.000.000” olarak düzenlendiği, bilahare rakamların sol başındaki “1” rakamının sürşarj yöntemiyle “7” rakamına dönüştürülmek suretiyle senedin değerinin “760.000.000” TL’ye yükseltildiği, burada yapılan tahrifata uygun olarak da tahrifat yapılan kalem ile senedin yazıyla değer gösteren hanesinin doldurulduğu, senet üzerinde yapılan sahtecilik ilk nazarda ve kolaylıkla dikkati çekmediğinden aldatma niteliğinin bulunduğu; senet üzerindeki yazılar ile ve arkasındaki ciranta … adına atılan imzanın …’in eli ürünü olduğu, ön yüzünde bulunan borçlu … ismi altındaki imzanın …’in eli ürünü olduğu belirlenmiştir.
5. Mahkemece suça konu senedin duruşmada incelenerek unsurlarının tam olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğuna dair gözlem yapıldığı anlaşılmıştır.
6. Mahkemece, iddia, savunma, icra dosyası, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamına göre eylemlerin sübut bulduğu kabul edilerek sanığın sahtecilik yaparak doldurduğu senet nedeni ile resmi belgede sahtecilik, bono vasfındaki belgeyi İcra Dairesi’ni araç olarak kullanmak sureti ile tahsile çalışarak, dolandırıcılığa teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden yapılan sorgulamada, sanığın benzer nitelikteki eylemleri nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilebilmesi için yukarıda belirtilen dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
A. Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Yönünden
Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenlerle Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/66 Esas, 2015/237 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenlerle Konya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2015 tarihli ve 2015/66 Esas, 2015/237 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.