Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/21962 E. 2023/5171 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/21962
KARAR NO : 2023/5171
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR :Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulundukları, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2015 tarihli ve 2014/112 Esas, 2015/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
a.)Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
b.) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; müştekilerin şikayet … bulunmadığına, mağdur olan … … …’ın suça konu belgelere imza atmasına rızası bulunduğundan suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ve bu şekilde ödenen başkaca senet/çek olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadığından eksik incelemeye, suç kastının bulunmadığına, fazla ceza tayin edildiğinden lehe olan hükümlerden faydalanamadığına ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve suçun sübut bulduğu halde beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve suçun vasfının dolandırıcılık olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, katılan şirkette 2011 Haziran ayına kadar satış ve pazarlama elamanı olarak toplam 18 yıl çalıştığı, sattığı mal karşılığında müşterilerden aldığı bir kısım çek ve senetlerin arkasını müşterilerin adına imzalamak suretiyle gerçeğe aykırı şekilde ciro edip, katılan şirketin verdiği ürünlerin karşılığının tahsilatını engelleyerek kendisine menfaat temin ettiği, bu surette resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında kısmı ikrarda bulunarak, katılan şirkette 2001 yılından itibaren pazarlama elamanı olarak çalıştığını, bu şirkete ait malların müşterilere satışını yapıp tahsilatlarını alıp firmaya teslim ettiğini, karşılığında da komisyon aldığını, iddianameye konu olan çek ve senetlerin arkasında … … … adına … Gıda olarak yapılmış ciroların kendisi tarafımdan yapıldığını, ancak bundan … … …’ın haberi olduğunu, onun bilgisi dahilinde bunları yaptığını, … …’ye yapılacak satışlarda … Gıda adına fatura kesildiğini, malın sevki doğrudan … …’ye yapılmasına rağmen faturanın … Gıda adına kesildiğini, bunun sebebinin de … Gıda’nın çuval başına 1 TL karı olduğunu, … …’den ödemeye ilişkin senet ve belgeleri aldığında bunları … Gıda’ya götürüp tahsilat makbuzunu teslim ettiğini, … Gıda’nın sahibi … … …’ın bilgi ve rızası dahilinde aradaki … ilişkisine dayalı olarak imzaladığını, çalıştığı dönemde bu şekilde birçok tahsilatının olduğunu, ancak çek ve senetler keşide eden firma ve şahıslar tarafından ödenmeyince müşteki firma da alacağını tahsil edemeyince bu şekilde suç duyurusunda bulunulduğunu beyan etmiştir.
3. Sanık tarafından sahte olarak ciro işlemi yapıldığı belirtilen suça konu senet ve çek asıllarının bir kısmının katılan şirket vekili tarafından dosyaya sunulduğu, bir kısmının da icra dosyalarından temin edilerek adli emanet memurluğuna alındığı tespit edilmiştir.
4. Tanık … … …’ın kovuşturma aşamasında alınan anlatımında, sanık savunmasını doğrulamayarak, toptan gıda işi yaptığını, katılan şirket ile yaklaşık 10 yıldır ticaret yaptığını, sanığın kendisi adıma bazı çek ve senetlerde ismini yazıp imza attığını sonradan öğrendiğini, sanığın hatırlamadığı bir tarihte kendisine gelip müşterinin kotasını dolduğunu, bu yüzden sıkıştırdığını, mal almak istediğini, kendisi üzerinden mal alıp müşteriye vereceğini söylediğini, yani sanığın kendisine satılmış gibi katılan şirketten mal alıp müşteriye vereceğini, faturanın da kendisi adına çıkacağını, sonradan bu şekilde kendisi adıma bazı senet ve çeklere ciro işlemi yaptığını öğrendiğini, ancak buna izni ve bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
5. Tanık …’nün kovuşturma aşamasında alınan anlatımında, sanık savunmasını doğrulamayarak, İstanbul’da fırında babası ile birlikte çalıştığını, sanığın un aldıkları firmada müdürlük yaptığından tanıdığını, bir gün bankadan fırının adresine adına düzenlenen ihbarname geldiğini, katılan un firmasına karşı borçlu olduğunu gösterir yaklaşık 25-30 bin TL’lik bir senet olduğunu öğrendiğini, babasının sanığı arayarak bilgi verdiğini, sanığın da babasına senedi formalite icabı yaptığını, herhangi bir sıkıntı yaşamayacaklarını söylediğini, sanıktan senetlerin geri istenmesine rağmen senetleri geri getirmediğini, senetteki imzaları sanığın attığını düşündüğünü beyan etmiştir.
6. Sanığın 21.04.2015 tarihli dilekçesi ile, daha öncesinden de dava konusuna benzer şekilde düzenlenen ve tahsil edilen bir kısım senetler olduğunu, bunların Garanti Bankası Altunizade Ticari şubesinde tahsil işlemi görüp … Gıda adına katılan şirket hesabına kaydolduğu beyanı üzerine, Garanti Bankası ile yazışma yapıldığı, alınan yazı cevabında katılan şirkete ait 2008 yılı hesap ekstresinin gönderildiği ve sanığın dilekçesinde bahsettiği senetler ile ilgili olarak bu bilgilerle eşleşen senetlerin tespit edilemediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
7. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; sanık savunmalarında ciro işleminden … … …’ın haberinin olduğunu ve onun bilgisi dahilinde bu ciro işlemini yaptığını savunmuş ise de, tanık olarak dinlenen … … …’ın sanığın bu savunmasını doğrulamadığı ve ciro işlemlerinden haberinin olmadığı gibi böyle bir izninin de olmadığını ifade ettiği, bu şekilde sanığın zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet; yapılan sahte ciro işlemi neticesinde sanığın kendisi yada bir başkası yararına menfaat sağladığı, katılan şirket adına tahsil ettiği bir parayı şirkete aktarmadığına dair savunmasının aksini gösterir mahkumiyete … derecede delil bulunmadığından, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat kararı verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği ve unsurları itibariyle oluştuğu, 5237 sayılı Kanun’un 61 … maddesi uyarınca temel cezayı belirleyen mahkemenin uygulamasında isabetsizlik görülmediği, temel cezanın ve zincirleme suça ilişkin artırım miktarının alt sınırdan verildiği, sonuç cezanın 2 yılın üzerinde kalması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, atılı suçun şikayete tabi suçlardan olmadığının anlaşılması nedenleriyle hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, katılan şirkette 2011 Haziran ayına kadar satış ve pazarlama elamanı olarak toplam 18 yıl çalıştığı, sattığı mal karşılığında müşterilerden aldığı bir kısım çek ve senetlerin arkasını müşterilerin adına imzalamak suretiyle gerçeğe aykırı şekilde ciro edip, katılan şirketin verdiği ürünlerin karşılığının tahsilatını engelleyerek kendisine menfaat temin ettiği anlaşılmakla, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun’un 155 … maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşturması nedeniyle, 24.10.2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2015 tarihli ve 2014/112 Esas, 2015/436 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 9. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.07.2015 tarihli ve 2014/112 Esas, 2015/436 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.06.2023 tarihinde karar verildi.