YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25533
KARAR NO : 2013/276
KARAR TARİHİ : 16.01.2013
Kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alman eşya hakkında gece vakti hırsızlık, mala zarar verme, geceleyin konut dokunulmazlığını ihlâl suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/1-b, 143, 151 ve 116/4 maddeleri gereğince 2 yıl 4 … hapis, 4 … hapis ve 1 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 53/1-a, b, c, d, e bentlerinde yazılı haklardan yoksun bırakılmasına dair Ümraniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/04/2008 tarihli ve 2007/160 esas, 2008/443 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17/09/2012 gün ve 2012/14631-52436 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/10/2012 gün ve 2012/245220 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Sanık müdafiine gönderilen 25/05/2011 tarihli tebliğ evrakının ekinde yer alan tavzih edilmiş kararda kanun yolu başvuru süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının gösterilmesi gerekirken, tefhim/tebliğinden itibaren şeklinde gösterildiği, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/03/2012 tarihli ve 2011/6-386 esas, 2012/99 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264. maddesine göre kabul edilebilir bir yasa başvurusunda yasa yolunda veya merciinde yanılgının başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu halde başvurunun yapıldığı merciince başvurunun derhal görevli ve yetkili mercii gönderilmesi gerekeceği cihetle, tebligatın yapılmasından sonra kanun yolu başvuru süresi olarak gösterilen 7 günlük süre içerisinde sanık müdafii tarafından yapılan herhangi bir kanun yolu başvuru girişiminin bulunmadığı gibi sanık müdafiinin yanıltıldığına dair bir anlatıma da rastlanılmaması karşısında bahsedilen kararın kesinleşmiş bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede
Dosya kapsamına göre;
1-Suç tarihi itibarıyla 15-18 yaş grubunda yer alan sanık … hakkında hükmedilen cezalardan 5237 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2-Suç tarihinden önce hapis cezasına mahkûm edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezalarının 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiği gözetilmemesinde,
3-Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 53/4. maddesinde yer alan “fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceği dikkate alınmamasında, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
T.C.
YARGITAY
2. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1- Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun, 5271 sayılı Yasanın 253. maddesinde, 5560 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile uzlaşma kapsamına alınması, uzlaşma kapsamında bulunan bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağına ve etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlarda uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğine ilişkin aynı maddenin 3. fıkrasının suç tarihinden sonra yürürlüğe girmesi karşısında, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçları yönünden, CMK’nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yaptırılmadan hükümlülük kararı verildiği,
2- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23.maddesinin suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalaşan ilk halinin, üç yıla kadar hapis cezaları için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının mümkün olduğunu ve zararın giderilmesi koşulunun çocuğun ailesinin veya kendisinin ekonomik durumunun elverişli olmaması halinde aranmayabileceğini öngörmesi nedeniyle lehe olması karşısında, fiili işlediği tarihte 18 yaşından … olan sanık hakkında hükmolunan cezaların tür ve süresine göre 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin yasalaşan ilk hali uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının tartışılmadığı,
hususları da belirlenmiş olup, bu yönlerden de yasa yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 16.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.