Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/19501 E. 2022/12696 K. 20.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/19501
KARAR NO : 2022/12696
KARAR TARİHİ : 20.10.2022

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, borçluların miras bırakanı …’ın kredi sözleşmesi ile 15.000,00 TL tutarında kredi kullandığını, kredi taksitleri devam ederken 07.08.2014 tarihinde öldüğünü, mirasçılarının müvekkili bankaya olan borçları ödememesi üzerine davalı mirasçıları aleyhine Denizli 2. İcra Müdürlüğünün 2014/7476 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde davalı borçluların takip konusu borca itirazda bulunduklarını, borçluların itirazlarının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, murisin kanser nedeniyle ölmemiş olması ve hayat sigorta poliçesi olmasına rağmen müvekkillerinden bu alacağın tahsil edilmeye çalışılmasının hukuka ve yasalara aykırı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yapılan yargılama sonucu davanın reddine dair verilen hüküm, davacı vekili temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2019 gün ve 2016/2879 E. 2019/2642 K. sayılı ilamı ile mahkemece Adli Tıp Kurumundan murisin tedavi gördüğü ve iddia edilen hastalıkla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, ölümün beyan edilmeyen hastalıktan meydana gelip gelmediği hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, uyulmasına karar verilen bozma ilamı, toplanan delillere göre; vaktinden evvel açılan davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kredi sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 07.03.2019 gün ve 2016/2879 E. 2019/2642 K. sayılı ilamı ile mahkemece Adli Tıp Kurumundan murisin tedavi gördüğü ve iddia edilen hastalıkla ölüm rizikosu arasında doğrudan illiyet bağının olup olmadığı, ölümün beyan edilmeyen hastalıktan meydana gelip gelmediği hususunda rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair ilk karar bozulmuş; bozmaya uyduğunu belirten mahkemece de, kredinin teminat altına alındığı hayat sigortası poliçesinde daini mürtehin olarak görülen davacı bankanın, poliçenin diğer tarafı olan ilgili sigorta şirketi aleyhine hukuki yollara başvurmadığı ve bu hukuki yolları tüketmeden davalı mirasçılara başvurarak onlara karşı doğrudan doğruya icra takibine yöneldiği, bu prosedürün de somut uyuşmazlık anlamında özel dava şartı olması gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece araştırmaya yönelik bozmaya uyulduğu ve bozma ilamında davanın usulden reddine yönelik bir husus belirtilmediği halde davanın usulden reddine karar verilmesi isabetli olmayıp davanın esasının incelenerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde usulden ret karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.