YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/27472
KARAR NO : 2022/14974
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili ile davalılar … ve … San ve Tic Ltd Şti vekilince talep edilmiş, davalılar … ve … San ve Tic Ltd Şti vekilince duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 29/06/2021 salı günü davacı vekili Av. … geldi davalılar adına gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle iade edilen dosya ikmal edildikten sonra tekrar gelmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili asıl davada; … Anonim Şirketi’nin, Yüksek Planlama Kurulunun 27/09/1988 tarih ve 88/9 sayılı özelleştirme kararı gereğince, özelleştirme kapsamına alındığını, özelleştirme işlemleri yapılmadan önce, … İşletmeleri Anonim Şirketi Teftiş Kurulu tarafından görevlendirilen müfettişlerce, … Kuşadası Marina Müdürlüğü’nce ihale edilen işlerle ilgili teftiş yapıldığını, bu teftiş sonucunda düzenlenen 14 Mayıs 1998 tarih ve 998/5 sayılı raporda; anılan müdürlükçe 1993 ve 1994 yıllarında ihale edilen işlerin tamamının davalı … Mühendislik İnşaat ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi’ne verildiğini, ancak yapılmış olan ihalelerde usulsüzlükler bulunduğunu, bu usulsüzlükler sonucu işlerin gerçek maliyetlerinin çok üzerinde bir bedel ödenerek yaptırıldığını, bununla da yetinilmeyerek ihaleyi kazanan davalı şirkete %60 oranında fiyat farkı ödendiğinin tespit edildiğini ve davalılar hakkında kamu davası açılması için şikayetçi olunduğunu belirterek, uğranılan zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili birleşen Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/722 esas sayılı dosyasında; asıl davada açıklanan ihale yolsuzlukları nedeniyle aynı konuda Başbakanlık Teftiş Kurulu’nca yeniden soruşturma yapıldığını ve 07/06/1999 tarih ve 99/2 sayılı raporla, … Anonim Şirketi’nin Kuşadası Marina Müdürlüğü’nde yapımına 1994 yılında başlanılan misafirhane, Türk hamamı, sauna ve helikopter pisti yanında idari binaların tamir ve tadilatı yatırımlarının işletmenin talebi olmadan, ihale açılmadan gazete ilanı verilmeden, ihale dosyası hazırlanmadan dönemin genel müdürü …’in sözlü talimatıyla başlatıldığının ve müteahhit firma seçiminin de adı geçen genel müdür tarafından yapıldığının, müteahhit firma adına istihkak avansı adı altında kasadan makbuzla ve bankadan çekle yapılan ödemelerin yer teslimi ile başlatıldığının ve 29/08/1995 tarihine kadar devam ettirildiğinin bu dönem içerisinde adı geçen firmaya her iki inşaat için fazla ödemeler yapıldığının tespit edildiğini belirterek, uğranılan zararın davalılardan tahsili isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili birleşen Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/750 esas sayılı dosyasında; … Anonim Şirketi için yapılan diğer imalat ve tadilat işlemlerinde de ayrıca usulsüzlükler tespit edildiğini belirterek, uğranılan zararın davalılar …, … ve …’den tahsili isteminde bulunmuştur.
Mahkemece; dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı …, … ve … . Sanayi Ticaret Limited Şirketi dışındaki davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olmadıkları sonucuna varıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/722 esas sayılı dava dosyasında ise davalılar … ve …’nun Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/259 esas ve Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 1998/161 esas sayılı kararına göre vefat ettikleri anlaşıldığından bu davalıların mirasçılarının davaya dahil edilmediği gerekçesiyle haklarında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden ise açılan davanın esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalılar … ve …. Sanayi Ticaret Limited Şirketi vekilince temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davacılar vekilince asıl ve birleşen davalarda muhtelif tarihlerde yapılan ihalelerde kurumun zarara uğratıldığı gerekçesiyle tazminat isteminde bulunulduğu, davalar arasında hukuki ve fiili bağlantının olması sebebiyle de dava dosyalarının birleştirilmesine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda asıl dava ve birleştirilen Ankara 3 Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/722 esas sayılı dava dosyası yönünden esastan incelenerek hüküm kurulduğu, birleşen Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/750 esas sayılı dosyası yönünden ise hüküm kurulmadığı görülmüştür. Mahkemece, birleşen Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/750 esas sayılı dosyasına ilişkin bilgilerin karar başlığında gösterilmemesi, gerekçede tartışılmaması ve birleşen dava dosyası bakımından hüküm kurulmaması 6100 sayılı HMK’nun 297/2. maddesine uygun düşmemektedir.
Birleştirilen davalar bağımsızlıklarını koruyacağından asıl davanın tarafları ve birleştirilen davanın tarafları (yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçları da) ayrı ayrı değerlendirilerek hüküm kurulması gerekir.
Buna göre, mahkemece birleşen Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/750 esas sayılı dosyası hakkında hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (6100 sayılı HMK m.114,1/d ).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 8 ve 28. maddelerine göre her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur (4721 sayılı TMK m. 28/1). Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkân yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen yani mirasçıları da ilgilendiren mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler.
Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir (6100 sayılı HMK m. 55).
Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK m.43/1, 513/1). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir.
Somut olayda; Birleşen Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 1999/722 esas sayılı dosyası yönünden davalıların UYAP sistemi üzerinden yapılan nüfus kayıt incelemesinde, davalılarından …’nun 27/06/2004 tarihinde, diğer davalı … ise 30.04.2006 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu durumda mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davalıların mirasçılık belgesi getirtilerek mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımı sağlanmalı, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle taraf teşkili sağlanması ve hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken usulünce taraf teşkili sağlanmaksızın sadece ceza dosyası kapsamından bu davalıların vefat ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, re’sen davacı vekiline davalılar … ve … mirasçılarının davaya dahil edilmesi için süre verilmeksizin, bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3-Davada taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/06/2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin bu dava için yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan Hukuk Genel Kurulu kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, ihya kararı veren mahkemece temsile yetkili kılınan şirket temsilcisinin usulüne uygun davetiye ile davalı şirket adına davaya katılımının sağlanmasına müteakip, delilleri sorulup, ilgiliye savunma hakkı tanınıp mevcut davayla ilgili itirazları karşılandıktan sonra esas hakkında bir karar vermekten ibarettir. Somut olayda; hakkındaki davada hüküm kurulan davalı “… Sanayi Ticaret Limited Şirketi” karar tarihinde ticaret sicilinden terkin edilmiş bulunduğu, bu durumda taraf ehliyeti bulunmayan adı geçen davalı şirket adına karar verildiği anlaşılmış olmakla, anılan davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına. 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılar … ve … San ve Tic Ltd Şti’den alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar … ve … San ve Tic Ltd Şti.’ne geri verilmesine 21/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.