YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6734
KARAR NO : 2023/1774
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; davalı vekilinin yokluğunda verilip 28.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 18.04.2019 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Davanın niteliğine göre, davacı vekilinin duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 17.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilin silahlı terör örgütüne üye olma, yargı görevi yapanları etkileme, adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçlarından beraatine karar verilen ceza dosyası kapsamında, 01.06.2010 – 11.06.2010 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalması, telefonlarının dinlenmesi, hakkında fiziki takip yapılması, evinde ve … yerinde arama – el koyma kararlarının uygulanması, yaklaşık 10 yıl süren soruşturma ve kovuşturma süreci sebebiyle oluşan 300.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi zararının gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 14.08.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davanın yetkili mahkemede açılıp açılmadığı, mükerrer dava açılıp açılmadığı araştırılmalıdır. Dava kanunda belirlenen süre içinde açılmamıştır. Davacının tazminat isteminin hukuki dayanağı yoktur. Talep edilen tazminat miktarları fahiştir.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.07.2018 tarihli ve 2017/283 Esas, 2018/269 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/4048 Esas, 2019/539 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 29.09.2021 tarihli ve 2019/51811 sayılı, esastan ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davalı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının yüksek olduğuna ve faiz başlangıç tarihine, ilişkindir.
2. Davacı vekilinin temyiz istemi; hükmedilen tazminat miktarlarının az olduğuna, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının 01.06.2010 tarihinde yakalanıp 01.06.2010 tarihinde gözaltına alınıp 01.06.2010 – 04.06.2010 tarihleri arasında 4 gün gözaltında kaldıktan sonra 05.06.2010 tarihinde tutuklandığı, 11.06.2010 tarihinde tahliye edildiği, atılı suçlar nedeni ile … 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada davacının 27.12.2016 tarihinde yüklenen suçları işlediğinin sabit olmaması nedeni ile beraatine karar verildiği, beraat kararının davacı ve müdafiinin yüzlerine karşı verildiği, kesinleşmiş beraat kararının davacı ve vekiline tebliğ edildiğine dair bir tebligat parçasının dosyada bulunmadığı, beraat ile sonuçlanan davada, davacı lehine 3.600,00 TL vekalet ücreti tayin edildiği anlaşılmıştır.
Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.05.2018 tarihli maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporunda; davacının gözaltına alındığı tarihte … Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığı … Vergi Dairesine de serbest avukat olarak kayıtlı olup dosyada mevcut 1 yıllık gelir vergisi beyannamelerinde serbest meslek kazancının belirtilen bildirimlere göre brüt 3 yıllık (2007-2008-2009) yılları toplam kazancının 845.275,66 TL olduğu, günlük brüt karının ise 780,16 TL’ye tekabül ettiği; bu nedenlerle davacının 01.06.2010 – 11.06.2010 tarihleri arasındaki tutuklu kaldığı 10 gün için brüt kar kaybının 7.801,60 TL, net kazanç kaybının ise 6.584,20 TL olduğunun tespit edildiği belirlenmiştir.
Davacı vekilinin davacı yönünden manevi tazminat talebinin değerlendirilmesi neticesinde, davacı vekilinin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacının gözaltına alınıp tutuklandığı tarihlerde avukatlık mesleğini icra ettiği, davacının gözaltına alınma, alınış ve tutuklanma şekli, gözaltı ve tutuklulukta kaldığı süre, davacı hakkında yapılan işlemin niteliği, davacının tutuklandığı tarihlerde … Barosuna kayıtlı avukat olup, avukatlık mesleğini icra ettiği, toplumda tepki çeken suçlardan olan Ergenekon Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçlaması ile vekilliğini almış olduğu ceza ve idari yargıda devam eden bazı dosyalarda vekillikten istifa etmek zorunda kalmış olması ve ayrıca tutuklu kalması dışında hakkındaki suçlamaya ilişkin yargılamanın da makul süre dışında yaklaşık 10 yıla yakın bir süre ile devam etmiş olması ve takdir edilen manevi tazminatın hüküm tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz getirisi ve verilecek tazminatın hak ve nefaset kuralları dışında haksız zenginleşmeye neden olmaması da gözetilerek takdiren 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 01.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı vekilinin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin davacı yönünden maddi tazminat talebinin değerlendirilmesi neticesinde davacı vekilinin maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacının sosyal ve ekonomik durumu mesleki uğraşı, gelir düzeyi, atılı suçun niteliği de dikkate alınarak uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 24.05.2018 tarihli maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporunda tespit edilen 6.584,20 TL maddi tazminatın haksız gözaltı tarihi olan 01.06.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı vekilinin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunduğu, anlaşıldığından; gerekçe ve hükümdeki manevi tazminat miktarına ilişkin “50.000,00 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine, “15.000,00 TL” ibaresinin yazılması, hükümdeki vekalet ücretine ilişkin “6.574,00 TL” ibaresinin “2.590,00 TL” olarak düzeltilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/110 E., 2016/335 K. sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının silahlı terör örgütüne üye olma ve yargı görevini yapanı etkileme suçlarından 01.06.2010 – 11.06.2010 tarihleri arasında 10 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 08.02.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak ve emsal uygulamaların da üzerinde olacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Davalı vekilinin yokluğunda verilip 28.03.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen 15 günlük kanunî süre geçtikten sonra 18.04.2019 tarihinde temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Davacının gözaltına alındığı tarihte … Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yaptığı ve … Vergi Dairesine serbest avukat olarak kayıtlı olduğu, dosyada mevcut yıllık gelir vergisi beyannamelerinin incelenmesi neticesinde tespit edilen net kazanç kaybı uyarınca belirlenen maddi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak; belirlenen manevi tazminat miktarının az olmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz isteği reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Davalı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) paragrafında açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/4048 Esas, 2019/539 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Gerekçe bölümünün (B) paragrafında açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 26.02.2019 tarihli ve 2018/4048 Esas, 2019/539 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … 10. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.