YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8266
KARAR NO : 2023/1767
KARAR TARİHİ : 22.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, aynı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 09.04.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; “Müvekkil beraatine karar verilen ceza dava dosyası kapsamında 07.01.2012 – 25.04.2012 tarihleri arasında gözaltında ve tutuklu kalmıştır. Tutuklanmadan önce işletmekte olduğu … yerini kapatmak zorunda kaldığından gelir elde edememiş, tutuklanmadan önce belli bir ücret karşılığında başladığı eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış, yargılama sırasında kendisini müdafi ile temsil ettirmesi nedeniyle avukatlık ücreti …, yine tutuklanmadan önce çektiği kredileri ödeyememiş ve tutuklama sebebiyle eğitimini tamamlayamadığından icra edeceği mesleğin gelirinden mahrum kalmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle 200.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 07.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Davalı vekili 27.04.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; “Davacının talep ettiği maddi tazminat kalemlerinin hukuki dayanağı olmadığından reddedilmesi gerekmektedir. Talep edilen manevi tazminat miktarı fahiştir. Manevi zararın ispatı mümkün olmadığından bu talebin reddedilmesi gerekmektedir. Davacının tazminat talepleri ile birlikte faiz taleplerinin de reddedilmesi gerekmektedir. Davacı ile vekili arasında vekalet ilişkisinin devam edip etmediği, davacının vekiline bu davayı açma konusunda muvafakat verip vermediği araştırılmalıdır.” şeklinde beyanda bulunmuştur.
3. … Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.11.2018 tarihli ve 2018/120 Esas, 2018/332 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/228 Esas, 2019/3893 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.11.2021 tarihli ve 2019/126660 sayılı, bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdii edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacı vekilinin temyiz istemi; bölge adliye mahkemesi tarafından manevi tazminat miktarı ve vekalet ücretinin eksiltilmesine, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Beraate ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/114 Esas, 2013/13 Karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde; davacının 07.01.2012 tarihinde gözaltına alındığı, 09.01.2012 tarihinde tutuklandığı, 25.04.2012 tarihinde tahliye edildiği, tutuklu kaldığı sürenin başka bir dosyadan mahsup edildiğine dair bilgiye rastlanmadığı görülmüştür.
Mahkememizce davacının haksız gözaltı ve tutuklulukta kaldığı süre açısından maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporu aldırılmasına karar verildiği, dosya kapsamındaki tüm belgelerle birlikte dosyanın bilirkişiye gönderildiği, bilirkişinin buna ilişkin olarak 31.08.2018 tarihli raporunda özetle; davacının Davraz Vergi Dairesi mükellefi olarak seyyar perakende ticaret ile iştigal etmek üzere işe başladığı, vergi levhası ve Davraz Vergi Dairesi kayıtlarına göre yapılan hesaplama neticesinde davacının gözaltı ve tutuklulukta kaldığı 109 gün için 8.313,24 TL maddi kaybının olduğu tespit edildiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı vekili dilekçesinde davacının tutuklu kaldığı dönemde …’da kiraladığı ve tek başına yaşadığı eve, davacının durumunu bilen kötü niyetli kişiler girerek hırsızlık yapıldığını ve bir çok eşyasının çalındığını, davacının 03.10.2011 tarihinde uçuş eğitimi ve hizmet sözleşmesi imzaladığını, tutuklanması nedeni eğitimini yarım bırakmak zorunda kalması sebebiyle zararının 170.000,00 TL olduğunu, tutuklanmadan önce çektiği kredileri ödeyemeyerek icra takibine düştüğünü, davacının uçuş eğitimini tamamladıktan sonra pilotluk mesleğini yapabilecekken tutuklama sebebiyle eğitimi tamamlayamadığından 20.000,00 – 35.000,00 TL kazanç kaybına uğradığını ileri sürüp bunlara ilişkin maddi zararının karşılanmasını talep etmişse de; bu zararların haksız tedbirin dolaylı sonucu olduğu, 5237 sayılı Kanun’un 141 ve 142 nci maddeleri uyarınca hükmolunacak tazminatın konusunun bu denli geniş yorumlanamayacağı, davacı vekilinin ileri sürdüğü taleplerin haksız tedbir nedeniyle doğrudan oluşa maddi zarar olarak kabul edilemeceyeği anlaşılmakla, yine davacı tarafından ödenen vekalet ücretinin de doğrudan maddi zarar olarak talep edilemeyeceği anlaşıldığından; yukarıda sayılan bu talepler yerinde görülmeyerek; neticeten davacı lehine bilirkişi raporu ile hesaplanan 8.313,24 TL maddi tazminata hükmedilmesine,
Yargıtay’ın süreklilik kazanan içtihatlarında belirtildiği üzere, manevi tazminat ile kişinin sosyal çevresinde itibarının sarsılması, özgürlüğünden yoksun kalması nedeniyle elem, ızdırap ve ruhsal sıkıntıların bir ölçüde de olsa giderilmesi amaçlanmaktadır. Uğranılan manevi zararın tümüyle giderilmesinin olanaksız olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte tayin edilecek manevi tazminat talebinin, davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyen tarzı, tutuklu kaldığı süre, tutuklamanın davacı üzerinde bırakmış olduğu olumsuz etkiler dikkate alınarak davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile; haksız olarak gözaltında ve tutuklulukta kaldığı süreler içerisinde manevi zararına karşılık takdiren 12.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine,
Hükmedilecek maddi ve manevi tazminata talep doğrultusunda haksız tutuklama tarihi olan 07.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz eklenmesine, ayrıca davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereği davacı lehine 2.437,59 TL nisbî vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Hükmedilecek manevi tazminatın, davacının sosyal ve ekonomik durumu ile geliri, üzerine atılı suçların niteliği, gözaltına alınmasına ve tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ve tutuklu kaldığı süre, haksız gözaltının başlangıç tarihinden itibaren faize hükmedilmesinden dolayı tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ile benzeri hususlarda gözetilerek, zenginleşme sonucunu doğurmayacak biçimde hak ve nefaset kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği halde gözaltında ve tutuklu kalan davacı yararına bu ölçütlere uymayacak şekilde fazla manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunduğundan, hükmün birinci bendinde manevi tazminat miktarı olarak yazılı “12.000,00” ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “7.000,00” ibaresinin eklenmesi ve hükmün ikinci bendinde vekalet ücreti olarak yazılı “2.437,59” ibaresi hükümden çıkarılarak yerine “1.837,58” ibaresinin eklenmesi suretiyle istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/114 Esas – 2013/13 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan 07.01.2012 – 25.04.2012 tarihleri arasında 109 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, beraat hükmünün 06.11.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Kanun’da düzenlenmiş ise de; özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Kanun’un uygulanması gerekmektedir. 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen duruşma açılmadan düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilebilecek haller bir suç kovuşturması sonucu verilen hükümler için geçerli olup doğrudan tazminat davalarında uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle 6100 sayılı Kanun’un istinafa ilişkin hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanması gerekmekte olup, aynı Kanun’un 353 üncü maddesi gereğince tazminat miktarlarının azaltılması veya artırılmasının duruşma açılmaksızın düzeltilerek esastan reddine karar verilmesinde bir engel bulunmadığından tebliğnamede tazminat miktarının eksiltilmesinin duruşma açılarak yapılması gerektiğine ilişkin bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz isteği yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nefaset ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerektiği göz önünde bulundurularak, takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
05.08.2017 tarihli 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik, 5271 sayılı Kanun’un 142 nci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca, tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödeneceği, ancak, ödenecek miktarın tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamayacağı hususu dikkate alınarak, bu aralıkta hesaplanan nisbî avukatlık ücretine hükmolunmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 11.10.2019 tarihli ve 2019/228 Esas, 2019/3893 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2023 tarihinde karar verildi.