YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4885
KARAR NO : 2023/1266
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 02.10.2013 tarihli ve 2013/33585 Esas sayılı iddianame ile sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan dava açılmıştır.
2. İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2014 tarihli ve 2013/418 Esas, 2014/290 Karar sayılı kararı ile sanığın sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.02.2018 tarihli ve 14-2015/105176 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafinin Temyiz Sebebi
Asliye Ceza Mahkemesinin görevli olmasından dolayı görevsizlik kararı verilmesine, sanığın suçlamayı kabul etmediğine, sanığın sözsel olarak hitap şekli ile davranışlarının cinsel arzuları tatmin amacı gütmediğine, eksik araştırmayla ceza verildiğine, mağdurun beyanı dışında mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, mağdurun daha önce benzer sebeplerle öğretmeni tarafından da taciz iddiasında bulunduğuna, suçsuzluk karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin nazara alınarak mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olması sebepleriyle hükmün sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece “Olay tarihinde 15 yaşını doldurup 18 yaşından küçük olan katılan’ın ilimiz … İlçesinde bulunan … adlı giyim mağazasının … Şubesinde çalışmaya başladığı ve aynı işyerinde depoda mal dağıtım işleri yapan sanık …’ın de çalıştığı ve aynı işyerinde çalışmalarından ötürü birbirlerini tanıdıkları, sanığın yaşının büyük olması nedeniyle katlanın sanığa … duyduğu ve sanığa … abi diye hitap ettiği, sanığın katılana işyerinde sabahları bilikte kahvaltı yapması yönünde tekliflerde bulunduğu ancak katılanın kendisiyle çok fazla ilgilenildiğini ve katılanın kendisine özel bir ilgiyle yaklaşıldığını hissederek sanık … ile arasına mesafe koymaya çalıştığı, olay günü katılanın ikinci katta öğle yemeği molasında yemek yer iken sanığın katılanın yanına çıktığı ve katılanın kısa bir süre sonra tedirgin vaziyette aşağıya inip mahkemede tanık olarak dinlenen mağaza müdürü …’a sanığın yukarıda kendisine tacizde bulunduğu bildirdiği ve mağaza müdürünü mahkemede tanık olarak dinlenen bir üstü olan …’ye durumu bildirdiği ve bu şahsın da firma sahibine olayı anlatmasıyla sanığın ertesi günü işine son verildiği konusunda herhangi bir şüphe yoktur. Mahkemede dinlenen yeminli tanık … ise mahkemedeki beyanında, katılanın kendisine aynı mağazada çalışan …’ın kendisini taciz ettiğini ve öptüğünü beline sarıldığını söylediğini, bunun üzerine de durumu mağaza müdürü olan … Hanım’a söylediğini beyan etmiştir. Katılan tüm aşamalarda birbiri ile çelişmeyen samimi beyanlarda bulunmuş ve yaklaşık on gün kadar o mağazada çalıştığını, sanık …’ın kendisine sırnaşık hareketlerde bulunduğunu ve olay günü de ikinci katta yemek molasında iken sanığın yanına yaklaştığı ve kendisine “Canım benim” diyerek hitap edip, arkasından kolunu uzatıp göğsüne dokunmaya çalıştığını ve kendisinin irkilip geri çekildiğini, bunun üzerine sanığın kolunu omzuna attığını ve kendine doğru çekip yanağından öptüğünü, yine bu sırada “Oy canım benim” gibi sözler söylediğini beyan etmiş, hazırlık aşamasında katılanın beyanı alınırken görevli bulunan sosyal hizmet uzmanı Seher’in sözel beceri düzeyinin iyi olduğu, kendini ifade etme becerisinin yaşı ile uyumlu olduğu, görüşme sırasında hiçbir ayrıntıyı atlamamaya çalışarak yaşadıklarını anlattığı, olayla ilgili kullandığı sözcükler ve beden dilinden kaygı düzeyinin yüksek olduğu ve verdiği ifadenin güvenilir olduğu bildirilmiş ve yine tüm bu tespitler mahkememizde katılanın beyanı alınırken de gözlenmiş ve katılan ile sanık arasında daha önceden herhangi bir husumetin bulunmadığı ve hayatın olağan akışı içinde katılanın özellikle toplum tarafından çok da kabullenilmeyecek bir davranışı ve kendi namusu ve iffetiyle ilgili bir hususta durduk yere sanığa isnat etmesinin hayatın olağan akışı içinde pek de mümkün olmadığı hususları da göz önüne alındığında katılanın beyanlarına itibar etmek gerekmiş, mahkemede dinlenen yeminli tanık beyanları da göz önüne alındığında sanığın kaçamaklı suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş ve böylece sanığın aynı işyerinde çalışan katılana işe başladıktan kısa bir süre sonra sırnaşık hareketlerde bulunduğu, katılanın kendisine pek yüz vermemesi ve sanıktan mümkün olduğunca uzak kalmaya çalıştığı ve olay günü katılana öğle yemeği molasında üst katta yalnız bulunduğu bir sırada sanığın katılanın yanına gelip “Canım benim” tarzında sözlerle yaklaşıp arkadan kolunu uzatarak göğsünü ellemeye çalıştığı, mağdurenin irkilip kendini geriye çektiği sırada arkadan kolları ile katılana sarıldığı ve yanağından öptüğü, katılanın sanığı itmesiyle sanığın eylemine son verdiği, böylece sanığın 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan mağdureyi cinsel yönden istismar suçunu işlediği, bu olay nedeniyle katılanın ruh sağlığının kalıcı olarak bozulmadığının tespit edildiği ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu suçun sarkıntılık olarak kabul edileceği ve ceza miktarı aynı olmakla birlikte bu suçun takibinin şikayete bağlı olduğu bu durumun sanığın lehine olduğu ancak katılanın da şikayetinin devam ettiği dikkate alınarak ve 5237 sayılı Kanun’un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası da göz önüne alındığında sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince sanık hakkında …” şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
2. Dosya kapsamında bulunan deliller;
Sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtları, ekonomik ve sosyal durum araştırması, sanık savunmaları, katılan beyanları, tanık anlatımları, polis tutanakları, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Adli Kurulundan alınan 29.04.2014 tarihli raporundan ibarettir.
IV.GEREKÇE
1. Sanığın eyleminin oluşa uygun kabule göre sarkıntılık düzeyinde kaldığı tespit edildikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi gereği hüküm kurulmaması ile eylemin cezalandırılmasının şikayete tabi olduğu şeklinde hatalı değerlendirme yapılması sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın eleştiri nedenleri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Onama sebebine uygun olarak Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.12.2014 tarihli ve 2013/418 Esas, 2014/290 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.03.2023 tarihinde karar verildi.