Yargıtay Kararı 12. Ceza Dairesi 2021/7668 E. 2023/1664 K. 16.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/7668
KARAR NO : 2023/1664
KARAR TARİHİ : 16.05.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin 25.11.2019 tarihinde tebliği üzerine davalı vekilinin 03.12.2019 tarihinde verdiği dilekçesinde hükme ilişkin temyiz sebeplerini bildirerek katılma yolu ile temyiz isteminde bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı 11.02.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; hakkında kurulan mahkumiyet kararına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 18. Ceza Dairesinin 2018/1554 Esas ve 07.02.2019 karar tarihli beraat kararı doğrultusunda tutuklandığı tarih olan 22.11.2017 tarihinde ve gözaltında geçirdiğim tarih ve süreden başlamak suretiyle tarafına yasal hakları ve lehine sebepler uygulanarak ödenmek suretiyle maddi olarak 50.000,00 TL, manevi olarak 100.000,00 TL tazminatın tarafına verilmesini talep etmiştir.

2. Davalı vekili 04.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olup olmadığının, mükerrer dava olup olmadığının ve davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, davanın tamamen veya kısmen reddi durumunda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ve davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.

3. … 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2019 tarihli ve 2019/75 Esas, 2019/300 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4. … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2019/1472 Esas, 2019/1364 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.10.2021 tarihli tebliğnamesi ile temyiz taleplerinin esastan reddini talep etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Davacı vekilinin temyiz istemi; mahsup işleminin yanlış hesaplandığına ve mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulması gerektiğine ilişkindir.

2. Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddi gerektiğine ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacı hakkında yapılan yargılama sonunda uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçundan beraat kararı verildiği, verilen kararın 25.02.2019 tarihinde kesinleştiği, davacının 21.11.2017 – 22.11.2017 tarihleri arasında gözaltında kaldığı, 22.11.2017 tarihinde tutuklandığı, 07.02.2019 tarihinde tahliye edildiği, … E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün Yazısı ile davacı sanığın 22.11.2017 – 03.01.2018 tarihleri ile 12.02.2018 – 01.03.2018 tarihleri arasında tutuklu kaldığı sürenin infaz gördüğü ve davacının başka cezasına mahsup edildiğinin bildirildiği, davacının bu dosyada 21.11.2017 – 22.11.2017 tarihleri arasındaki 1 gönlük gözaltı süresinin de mahsup edildiğinin anlaşıldığı, kararın davacı yönünden 25.02.2019 tarihinde kesinleştirildiği, kesinleşmeden önce davanın 13.02.2019 tarihinde ve süresinde açılmış olduğu, davacı hakkında daha önceden tazminat konusunda başka bir mahkemece verilmiş tazminat kararı bulunmadığı ve davacıya her hangi bir ödeme kaydına rastlanmadığının bildirildiği, davacının haksız gözaltı ve tutuklu kaldığı süre içinde çalışamadığı ve bu nedenle maddi zararının bulunduğu tespit edilmiştir.

Manevi tazminat miktarı belirlenirken objektif bir kriter olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, gözaltına, tutuklanmasına ve adli kontrol altına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında, tutuklulukta ve adli kontrol altında geçirdiği süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususların da gözeltilmesi gerektiği, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süreçte çevresi tarafından hakir görüldüğü, bu durumun davacının kişilik haklarına zarar verdiği, onun manevi olarak elem ve üzüntü duymasına neden olduğu, bunun giderilmesi gerektiği anlaşılmakla manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı, duyulan elem ve üzüntü ile orantılı olması gerektiği, davalı için de bir ceza niteliğine dönüşmemesi gerektiği şeklindeki kriterleri dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, 5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup tazminata engel oluşturmayacak ise de, davacının gözaltı ve tutukluluk süresinin diğer bir hükümlülüğünden mahsup edilip edilmediği, mahsup işlemi yapıldığının tespiti halinde haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği dikkate alınarak, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı sürelerin ne kadarının diğer hükümlülüğünden mahsup edildiği araştırılarak, tamamının mahsup edildiğinin belirlenmesi halinde sembolik bir miktar maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, bu kapsamda davacının haksız gözaltı tarihi ve infaz gören tutuklama tarihlerinin tamamının başka bir cezasından mahsup edildiği anlaşılmakla, mahsup edilen süre ile sınırlı olmak üzere sembolik bir miktar olarak 250,00 TL maddi ve 250,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

Davacının tazminat dilekçesinde gözaltında kaldığı tarihten itibaren yasal haklarının verilmesini istediği, bu hususun duruşmada davacıya açıklattırıldığı, davacının yasal haklarından kastının faizin verilmesi olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, hükmedilen tazminatlara haksız gözaltı tarihi olan 21.11.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/78 Esas – 2018/220 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan 21.11.2017 tarihinde gözaltına alındığı, 22.11.2017 tarihinde tutuklandığı, 07.02.2019 tarihinde tahliye edildiği, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 25.02.2019 tarihinde kesinleştiği, tutuklama müzekkeresinin 22.11.2017 – 03.01.2018 tarihleri arasında 42 gün, 12.02.2018 – 01.03.2018 tarihleri arasında 17 gün infaz gördüğü, gözaltında kalınan sürenin ve tutuklama müzekkeresinde infaz gören sürelerin davacının başka bir mahkumiyetinden mahsup edildiği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 142 inci maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.

A.Davacı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
5271 sayılı Kanun’un 144 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yürürlükten kaldırılması nedeniyle mahsup durumu tazminata engel oluşturmamakla birlikte, haklarında mahsup işlemi yapılmayan kişilerle tutukluluğu başka mahkumiyetinden mahsup edilenler arasındaki dengenin, hak ve nesafetin sağlanması gerektiği hususu göz önünde bulundurulduğunda, davacının tazminata esas ceza dava dosyasında gözaltında kaldığı sürenin ve tutuklama müzekkeresinin infaz gördüğü tarihlere ilişkin sürelerin davacının başka bir mahkumiyetinden mahsup edildiği, mahsup edilen mahkumiyetin 1 yıl 8 ay olduğu, mahsuba konu gözaltı ve tutukluluk süresinin ise 40 gün olduğu, bu bağlamda davacının tazminata konu olacak gözaltı ve tutukluluk süresinin tümüyle mahsuba konu olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususlara ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

B.Davalı vekilinin temyiz sebeplerine yönelik olarak
Gözaltında ve tutuklu kaldığı suçtan yapılan yargılaması neticesinde beraat eden, süresinde dava açan ve tazminat isteyemeyecek kişilerden olmayan davacı lehine, gözaltında ve tutuklu kalınan sürenin mahsup edildiği göz önünde bulundurularak, makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin davanın reddi gerektiğine ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2019/1472 Esas, 2019/1364 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.05.2023 tarihinde karar verildi.