YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/202
KARAR NO : 2023/1482
KARAR TARİHİ : 08.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/1034 Esas, 2016/70 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında gizliliğin ihlali suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.11.2020 tarihli ve 2016/128244 sayılı, hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık tarafından hazırlanıp, … Manşet isimli gazetenin 09 Temmuz 2015 tarihli nüshasının birinci ve beşinci sayfalarında, “İmama cinsel istismar tutuklaması” başlığı altında yapılan haber içeriğinde olayın şüphelisi olan mağdurun yapılan soruşturma sırasında vermiş olduğu ifadesinde geçen beyanlara yer verilerek soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Mahkemece; 5271 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde de “Kanunun başka hüküm koyduğu hâller saklı kalmak ve savunma haklarına zarar vermemek koşuluyla soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir.” şeklindeki düzenleme karşısında soruşturma işlemlerinin gizli olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Gerçekten de kanun koyucu TCK 285 maddesi ile de bu gizliliği ihlal edenlerin eylemlerini müeyyide altına almıştır. Ancak yukarıda da yer verilen maddenin incelenmesinde soruşturmanın gizliliğinin ihlali suçunun maddi unsurlarının sıkı şartlara bağlandığı görülmektedir. Bu suçun oluşabilmesi için soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğinin açıklanması suretiyle, suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkının veya haberleşmenin gizliliğinin ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi ve soruşturma evresinde yapılan işlemin içeriğine ilişkin olarak yapılan açıklamanın maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye elverişli olması gerekmektedir. Yapılan haberin içeriği incelendiğinde açıkça hakkında yürütülen sanığın isminin zikredilmeyerek kodlama yapıldığı, haberde …’ın bir köyünde imam olduğu belirtildiği ve köy ismi de zikredilmediği ve soruşturma yürütülen kişinin kim olduğunun belirtilmediği, hakkında soruşturma yürütülen kişinin suçsuzluk karinesinden yararlanmasının engellenmediği, haberleşmenin gizliliği ya da özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmediği, maddi gerçeğin ortaya çıkmasına da engel olma durumunun söz konusu olmadığı, olduğuna dair dosya içerisinde hiçbir delil bulunmadığı, haber verme ve haber yapma hakkının sınırlarının aşılmadığı, TCK 285/6 maddesi de göz önüne alınarak sanığın atılı suçtan yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçeleri ile sanığın beraatine karar verilmiştir.
3. Sanık 22.12.2015 tarihli duruşmada özetle; “…ben olay nedeniyle soruşturma aşamasında ayrıntılı savunmada bulunmuştur o savunmalarım doğrudur aynen tekrar ederim, ben söz konusu olayı etraftan köylülerden duyduğum kadarıyla oluşturdum, dosya ile ilgili herhangi bir gizlilik kararı da alınmamıştı, gizlilik kararı olsa daha hassas davranırdım, ben dosya içerisinde bulunan şüpheliye ait ifade evrakına ulaşmadım çevreden edindiğim sözlü bilgiler ve kendi yorumumla haberi oluşturdum dosyaya ulaşmadım , bu nedenle atılı suçlamayı kabul etmiyorum… ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Sanık 15.07.2015 tarihli savcılık ifadesinde özetle; “… Ben halen … Manşet Gaçetesi muhabiri olarak görev yapmakl beraber Doğan Haber Ajansınını … İl Temsilcisiyim, … Manşet Gazetesinin 09 Temmuz 2015 tarih ve 1729 sayılı baskısında ilk sayfada özeti ve 5. Sayfada detaylı anlatımı bulunan imam cinsel istismar tutuklaması başlıklı haber tarafımdan yapılmıştır. Ben bu haberi elde ettiğim kaynakları Basın Kanununun 12. Maddesi gereğince açıklamak istemiyorum, soruşturmanın gizliliğini ihlal ettiğimi düşünmüyorum, ben halkın konu hakkında bilgi edinebilmesi , haber alma özgürlüğünün tüm halka sunulabilmesi amacıyla bu haberi yapmış bulunmaktayım, suç işleme kastı ile hareket etmedim, bu nedenlerle bana yöneltilen suçlamayı kabul etmiyorum, suçsuzum…
” şeklinde beyanda bulunmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık tarafından hazırlanıp, … Manşet isimli gazetenin 09 Temmuz 2015 tarihli nüshasının 1. sayfasında, “İmama cinsel istismar tutuklaması” başlığı altında, “…”ın bir köyünde 52 yaşındaki A.K., Yaz Kuran Kursu’na katılan 3 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı>5’te” ve devamı niteliğindeki 5. sayfasında aynı başlık altında, “… Cami odasında açılan Kuran Kursu’nda imam A.K.’nin kendilerini elle taciz ettiğini iddia eden öğrenciler 10 yaşındaki S.T., 11 yaşındaki İ.T. ve 14 yaşındaki S.G., ailelerine durumu anlattı. Ailelerin şikayeti üzerine imam jandarma tarafından gözaltına alındı. Jandarmadaki sorgu ardından dün adliyeye sevk edilen imam, nöbetçi mahkemede suçlamayı kabul etmedi. Köyde 9 aydan bu yana görev yaptığını belirten imam A.K., kendisinden şikayetçi olan 3 öğrenci ile kurs sürelerinde hiç yalnız kalmadığını ileri sürerek, şöyle dedi: ‘Köye yeni geldiğim için çocukları ve ailelerini tanımıyorum. Herhangi bir husumetim bulunmamaktadır. Öğrencilerin kollarına temasım olmuştur. Ancak bu tamamen hoca- öğrenci ilişkisi içerisinde olmuştur. İddia edildiği şekilde cinsel yönden bir dokunma ve temasım olmamıştır. Mağdurların beyanlarında geçen hususları kesinlikle kabul etmiyorum. Hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşı karşıya kaldım. Daha önce 27 yıl görev yaptığım yerde böyle bir durumla karşılaşmadım. Suçlamaları kabul etmiyorum.’ İmam A.K., ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçlamasıyla tutuklandı.” biçiminde yayımlanan haberde, … Sulh Ceza Hâkimliğinin 07.07.2015 tarihli ve 2015/63 sayılı sorgu sayılı ifade sorgu zaptı ele geçirilip, söz konusu tutanaktaki şüpheli imamın savunmasının içeriğine aynen yer verilerek, şüpheli imamın ve olayın diğer mağdurlarının suçlu sayılmama karinesinden ve özel hayatın gizliliğinden yararlanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 285 inci maddesinin birinci fıkrasındaki gizliliğin ihlali suçundan kamu davası açıldığı olayda;
Sanığın, şüpheli imama ait ifade tutanaklarını ele geçirmeyip, mahallindeki köylülerle konuşarak söz konusu haberi hazırladığına dair savunmasının aksine dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gibi, şüpheli imamın açık kimlik bilgileri ile köy ismi belirtilmeksizin ve şüpheli imama isnat edilen suçla ilgili olarak okuyucuda kesin kanaat oluşturacak biçimde suçlayıcı bir üslup kullanılmaksızın yayımlanan haberin, suçlu sayılmama karinesinden yararlanma hakkını veya haberleşmenin gizliliğini ya da özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyip, maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellemeye de elverişli olmadığı ve dolayısıyla 5237 sayılı Kanun’un 285 inci maddesinin altıncı fıkrasında da vurgulandığı üzere soruşturma işleminin haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılmasının suç oluşturmayacağı gerekçelerine dayalı olarak, sanığa yüklenen gizliliğin ihlali suçunun yasal unsurlarının oluşmamasından dolayı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabul ve uygulamasında dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2015/1034 Esas, 2016/70 Karar sayılı kararında o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.