YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4105
KARAR NO : 2023/1917
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2015 tarihli ve 2014/1167 Esas, 2015/836 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü ve yedinci fıkraları gereğince hükmedilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının 1 yıl 8 ay süreyle denetime tabi tutularak ertelenmesine karar verilmiştir.
2. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2015 tarihli ve 2014/1167 Esas, 2015/836 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.01.2020 tarihli ve 2018/3098 Esas, 2020/157 Karar sayılı kararı ile hakkında erteleme hükümleri uygulanan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi gereğince seçenek yaptırımlara çevrilip çevrilmeyeceğinin tartışılmaksızın hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğundan bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/331 Esas, 2020/1231 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin dördüncü ve birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 12.100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 25.06.2021 tarihli ve 2020/114151 sayılı temyiz istemlerinin reddiyle onama görüşü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; bozma öncesi kararda verilen hükmün daha lehe olması sebebiyle aleyhe bozma yasağına aykırı hareket edildiği, kusurun tamamen ölenin işverenin de bulunduğunu ve müvekkili hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Yerel Mahkemenin Kabulü;
1. Mahkemece ”İddia, sanıkların savunmaları, katılanların beyanları, ölü muayene tutanağı, olay yeri inceleme raporu, 30.05.2014 tarihli bilirkişi raporu, bilirkişi kurulu raporu,tanık beyanları, soruşturma evrakı ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde mahkememizin kabulüne göre, ölen …’ın katılan …’nin eşi, diğer katılanların da babası olduğu, ölen …’ın sanık …’un sahibi ve sorumlusu olduğu … Yapı ve Dekorasyon isimli … yerinde işçi olarak çalıştığı, ölen …’ın olay tarihinde … Yapı ve Dekorasyon isimli işletmenin sorumluluğu altında, … organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren sanık …’ın sahibi ve sorumlusu olduğu … t İşletmesi isimli işyerinin boya badana işleri ile uğraştığı sırada ölen …’ın çıktığı iskelenin devrilmesi sonucu kafa travmasına bağlı beyin ölümü ve buna bağı solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu hayatını kaybettiği, dosya arasında bulunan 30.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda ölen …’ın ölümünde sanık … ‘in asli kusurlu, sanık …’ın ise tali kusurlu, ölenin ise kusursuz olduğunun belirtildiği, dosya arasında bulunan bilirkişi kurulu raporunda ise ölen …’ın ölümünde sanık … ‘in asli kusurlu, sanık …’ın tali kusurlu olduğu, ölen …’ın ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık …’ın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak ölen …’ın ölümüne sebebiyet vermek suretiyle üzerlerine atılı taksirle bir kişinin ölümene neden olma suçunu işlediği, katılanların beyanlarından, sanıkların katılanların zararını karşılamadıkları anlaşılmaktadır. Sanık savunmasında suçlamayı kabul etmeyerek kendisinin kusurunun bulunmadığını belirtmiş ise de, bilirkişi raporu ve bilirkişi kurulu raporu karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek sanığın isnat edilen suçu işlediğine mahkememizce tam kanaat getirilmiş olmakla, sanığın,
Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme suçu sabit görülmekle, eylemine uyan TCK’nın 85/1. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri ve sanığın kusurluluk oranı dikkate alınarak takdiren asgari hadden ayrılmadan hüküm kurularak alt sınırdan hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi sayılıp cezası TCK’nın 62. madde gereğince takdiren 1/6 oranında indirilmesine, sanığın katılanların zararını karşılamaması nedeniyle koşulları oluşmadığından CMK’nın 231/6 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine yer olmadığına, Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak sanık hakkında verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının TCK’nın 50/1-a,4 maddesi gereğince 605 gün adli para cezasına çevrilmesine ve bu cezanın sanığın kişiliği, sosyo-ekonomik durumu nazara alınarak TCK’nın 52/2 maddesi gereğince günlüğü takdiren 20,00 TL’den paraya çevrilerek sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında adli para cezasına hükmedilmekle yasal şartları oluşmayan TCK’nın 51. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
2. 10.05.2014 tarihli ölü muayene tutanağında,
”…Cesedin kesin ölüm sebebi kafa travmasına bağlı beyin ölümü, dolayısıyla solunum ve dolaşım yetmezliği sonucu ölümdür…”
denilmektedir.
3. 12.05.2014 tarihli Jandarma personeli tarafından düzenlenen olay yeri inceleme tutanağında, fabrikanın tavan kısmını boyamak için ölen …’ın yerden yaklaşık 4.90 metre yükseklikte en üstte sactan oturma yeri üzerinde bulunduğu 5.80 metre yüksekliğinde, 2 metre genişliğinde dört tekerlikli, demir, hareket ettirilebilen iskelenin ayaklarından birinin, demir ızgara kaplı su tahliye kanalına takılması sonucu çalışanın iskele ile birlikte beton zemine düşmesiyle olayın gerçekleştiği bildirilmiştir.
4. Sanık, kolluk huzurunda 10.05.2014 tarihinde, kendisinin … işletmesi sahibi olduğunu, işletmesinin boya badana işleri için … yapı dekor işletmesi sahibi … ile sözlü olarak anlaştıklarını, olay esnasında fabrikada olmadığını, kendisinin olayda kusurunun bulunmadığını beyan ederken, mahkeme huzurunda … ile boya badana işi için anlaştığını, kendisinin iskele kuracağını söylediğini, olayda kusurunun olmadığını ileri sürmüştür.
5. … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından … güvenliği uzmanına tanzim ettirilen 30.05.2014 tarihli bilirkişi raporunda, sanığın … yerinde, … güvenliği mevzuatına uygun ekipman bulundurmamak ve ölenin bu ekipmanı kullanmasına engel olmayarak tali kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği bildirilmiştir.
6. Mahkemece aldırılan ve bir … sosyal güvenlik uzmanı, bir A sınıfı … güvenliği uzmanı, bir hukukçu bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda, sanığın, güvenli ortamı fabrika işyerinde temin etmediği, taşeron firmanın … güvenliği tedbirlerini alıp almadığını denetlemediği, … güvenliği mevzuatına uygun olmayan ekipmanı bulundurmadığı ve bu ekipmanın kullanılmasını engellemediği gözetildiğinde anılan davranışlarıyla tali kusuruyla olaya neden olduğuna değinilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2015 tarihli ve 2014/1167 Esas, 2015/836 Karar sayılı kararında hükmedilen 1 yıl 8 ay erteli hapis cezasının, bozma sonrası … 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/331 Esas, 2020/1231 Karar sayılı kararı ile verilen 12.100 TL adli para cezasına göre aleyhe olmadığı gözetildiğinde, bu husustaki temyiz istemi reddolunmuştur.
2. Dosya içeriğine göre olay günü, sanık …’nın yetkilisi olduğu … Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin … sahibi, temyiz dışı sanık …’un yetkilisi olduğu … Yapı Dekorasyon işletmesinin ise yüklenici konumunda olduğu eser sözleşmesine göre işveren firmanın sıva, boya işleri yürütülmekteyken, yüklenicinin işçisi olan …’in üzerinde bulunduğu 5.80 metre yüksekliğinde, 2 metre genişliğinde dört tekerlikli, demir iskelenin hareket ettirilmesi esnasında, iskelenin ayaklarından birinin üzeri ızgara ile kapatılmış su tahliye kanallarından birine takılmasıyla dengesi bozulan iskeleyle birlikte …’in yere düşmesi sonucu sanık …’nın … güvenliği mevzuatına uygun olmayan ekipmanı … yerinde bulundurarak ve kullanılmasını engellemeyerek tali kusuruyla bir kişinin ölümüne sebebiyet verdiğinin anlaşılması karşısında mahkemenin kusur tayininde isabetsizlik görülmemiştir.
3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması için başka engeli bulunmayan sanık hakkında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, ”…5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi…” koşulunun yerine getirilmesi gerektiği ancak katılanların zararının giderilmediğini belirttiği, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 4.Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2020 tarihli ve 2020/331 Esas, 2020/1231 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.