YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16004
KARAR NO : 2023/1075
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.06.2022 tarihli ve 2022/209 Esas, 2022/270 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci, ikinci fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/2059 Esas, 2022/1540 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık, müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca takdiri indirim uygulanması, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmemesi ve kurum lehine vekalet ücreti tayin edilmemesi hususlarının hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanığın Temyiz İstemi
Atılı suçu işlediğine dair hiç bir delil olmamasına rağmen hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğundan bahisle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık Müdafiin Temyiz İstemi
Sanığın okulda devamsızlık yapan mağdureye hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle böyle bir iftiraya maruz kaldığına dair savunması yönünden bir araştırma yapılmaması, tanık E.G’nin sanık savunmasını doğrulayan beyanı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyete yeter somut deliller bulunmaması nedenleriyle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; sanığın öz kardeşi olan katılan mağdureye yönelik 2021 yılında yaz aylarından en son eylem tarihi olan 13.03.2022 tarihine kadar değişik zamanlarda birden fazla kez vücudunun göğüs ve üst bölgelerini kıyafeti üzerinden ve kıyafet içine elini sokarak okşamak, zorla dudağını, boynunu ve göğüslerini öpmek, bacaklarını okşamak, kendi cinsel organını çıkartarak mağdurenin elini rızası dışında cinsel organına götürerek dokundurtmak, mağdurenin alt kıyafetlerini çıkarıp kendi cinsel organını mağdurenin cinsel organına sürtmek suretiyle istismarda bulunduğu, katılan mağdurenin bu eylemleri ablası … ile anne ve babasına anlattığı, bir süre sonra kolluk güçlerini arayarak ihbarda bulunmak suretiyle intikalin gerçekleştiği kabul edilen olayda, sanık hakkında soruşturma başlatılmasını sağladığı mağdurenin aşamalarda istikrar arz eden beyanları, mahkemece yargılama esnasında mağdurenin beyanları alınırken edinilen gözlem ve izlenim, kolluk tutanakları, mağdurenin şikâyet tarihinden önce kendilerine sanığın eylemleri anlattıklarına yönelik anne ve babasının beyanları ve mağdurenin beyanlarına itibar edilebileceğine ilişkin uzman görüşlerinin içeriği gözetilip, suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik sanık savunmasına itibar edilmeyerek sanığın çocuğun cinsel istismar suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmemiştir
IV. GEREKÇE
A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
1. Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un cezanın belirlenmesi başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kriterler ile aynı Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında ifade edilen cezada orantılılık ilkesi göz önünde bulundurulmak suretiyle sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak “10 YIL” hapis cezası olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirildiği ve “Sanık hakkında hükmedilecek cezasının geleceği üzerindeki olumsuz etkileri nazara alınarak …” şeklindeki yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye istinaden sanık hakkında takdiri indirim uygulanmasına karar verildiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları” başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu kanun Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun’un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden
Katılan mağdurenin aşamalardaki istikrarlı ve detaylı anlatımları, duruşma ifadesinde hazır bulunan uzmanın beyanlarına itibar edilebileceğine dair görüşü, olayın adli makamlara intikalinden önce katılan mağdurenin kendilerine sanığın eylemlerini anlattıklarına yönelik şikâyetçi anne ve babanın beyanları, sanığın okulda devamsızlık yapmasından kaynaklı katılan mağdureye kızıp tehdit etmesi nedeniyle hakkında böyle bir suçlamada bulunduğuna dair savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu ve itibar edilemeyeceği hususları nazara alındığında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararında, hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/2059 Esas, 2022/1540 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Hatay 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.03.2023 tarihinde karar verildi.