YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6027
KARAR NO : 2023/1906
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline 22.10.2018 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 23.10.2018 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 18.08.2018 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarını işlediği gerekçesiyle hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/46389 sayılı soruşturma başlatıldığını, 1 gün süre ile gözaltına alındığını, otomobilinde, evinde ve adliyedeki çalışma odasında arama kararı verilerek arama yapıldığını, zati eşyalarına el konulduğunu, hakkında … 4. Sulh Ceza Hakimliğince yurtdışına çıkış yasağı ve ikametine en yakın karakola her hafta imza atma yükümlülüklerine tabi tutuldduğunu, 6 aylık görüşme dökümlerinin istendiğini, 21.07.2016 tarihinden 09.09.2016 tarihine kadar süren adli kontrol sürecinin müvekkilinin itibarını zedelediğini, daha sonra müvekkilinin görevine iade edilerek akabinde müvekkili hakkındaki soruşturma dosyasında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu şekilde davalarının kabulü ile 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e), (i), (j) bentleri gereğince 1.000.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 20.10.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde ve yetkili mahkemede açılıp açılmadığı ile aynı konuda mükerrer dava bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, yapılan işlemlerin kanuna uygun olduğunu dolayısıyla tazminat koşullarının oluşmadığını, talep edilebilecek tazminatın hakkaniyete uygun makul bir miktar olması gerektiğini öne sürerek davanın reddini talep etmiştir.
3. … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2018 tarihli ve 2017/340 Esas, 2018/66 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/823 Esas, 2018/2429 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı ve davacı vekillerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesiyle ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2021 tarih 2018/91299 sayılı tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddine, davacı vekilinin temyiz talebinin ise esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Davacı vekilinin temyiz istemi, davacının haksız şeklinde gözaltına alınması, evinde … yerinde arama yapılıp bir kısım eşyalarına el konulması adli kontrol altına alınması, adli kontrolün kaldırılmasından sonra soruşturmanın 8 ay daha sürerek makul sürede bitirilmemesi nedeniyle davacının itibarının zedelendiğinden bahisle de tazminat koşullarının oluştuğuna ve hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkindir.
2.Davalı vekilinin temyiz istemi, kanunun aradığı tazminat şartları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkeme gerekçesinde “Davacı hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarını işlediği gerekçesi ile … CBS tarafından 2016/46389 sayılı soruşturma başlatıldığı, soruşturma evrakından da anlaşılacağı üzere davacını bu kapsamda bir gün gözaltında kaldığı, ev, … yeri ve otomobilinde arama kararı verildiği, bazı materyallere geçici olarak el konulduğu ve hakkında yine bu kapsamda 21/07/2016 tarihinden 09/09/2016 tarihine kadar süren adli kontrol sürecinin devam ettiği, sonrasında hakkında 26/04/2017 tarihli ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla bu sürecin sona erdiği anlaşılmış olup; davacının haksız olarak bu koruma tedbirlerine muhatap olduğu değerlendirildiğinden, manevi tazminat talebinin yerinde olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Manevi tazminat miktarı belirlenirken, objektif bir kriter olmamakla birlikte hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, toplumsal konumu, üzerine atılı suçun niteliği, koruma tedbirlerine hükmedilen olayın cereyan tarzı, bu nedenle geçen süre, tazminat davasının kesinleştiği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer ve benzeri hususlar gözetilmek suretiyle, hakkaniyet ölçüsünü aşmayacak, zenginleşme sonucu doğurmayacak, … ve hakkaniyet ilkeleri ile bağdaşır, hak ve nesafet kurallarına uygun olarak tayin edilmesi gerektiğinden, 5.000 TL manevi tazminatın gözaltı tarihi olan 19/07/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı Hazine’den tahsiline karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak davacı hakkında uygulanan adli kontrollerin süresi dikkate alınarak ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği, buna göre manevi tazminat yönünden gözaltı süresi esas alınarak 1.000,00 TL manevi tazminatın 19.07.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat davasının dayanağını oluşturan … Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3856 soruşturma sayılı dosyası kapsamında davacının Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçlarından 19.07.2016-20.07.2016 tarihleri arasında 1 gün gözaltında kaldığı, yapılan soruşturma sonucunda davacı hakkında 2017/16975 sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, kararın 30.06.2017 tarihinde kesinleştiği, davanın gözaltına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesine Kanununa tabi olduğu, süresinde yetkili mahkemeye açıldığı ve kanunda ön görülen yasal koşulların gerçekleştiği anlaşılmıştır.
A. Davacının temyiz istemi yönünden;
Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat talep edilebilecek haller 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasında tahdidi olarak sayılmış olup adli kontrolün bunlar arasında sayılmadığı, davacı vekili tarafından 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasına yönelik bir talep de bulunmadığı, aramanın yalnızca ölçüsüz olarak gerçekleştirilmesi sebebiyle tazminat talep edilebileceğinin hüküm altına alındığı, buna yönelik bir iddia olmadığı gibi arama tutanağından da arama sonucunda herhangi bir zarar ziyanın bulunmadığının tespit edildiği, soruşturmanın makul sürede tamamlanmadığına yönelik de tazminat talep edildiği ancak bu hususun da 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi içerisinde düzenlenmediği, yine el koyma sebebiyle tazminat talep edilebilecek ise de; bu konuda da nasıl bir zarara uğrandığının ispatlanması gerektiği salt el koyma işleminin manevi tazminata konu edilemeyeceği anlaşıldığından uygulanan adli kontrol ve diğer işlemler sebebiyle de tazminata hükmedilmesi gerektiğine yönelik davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yukarıda izah edildiği şekilde davacının yalnızca haksız şekilde gözaltında tutulduğu 1 gün için tazminat koşullarının oluştuğu dikkate alındığında gözaltında kalınan süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin edilmemesi bozma konusu yapıldığından davacı vekilinin manevi tazminat miktarının düşük olduğuna ilişkin temyiz sebebi de yerinde görülmemiştir.
B.Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden;
Üzerine atılı suçlamalar nedeniyle gözaltına alınıp hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek kesinleşen davacı hakkında 5271 sayılı Kanunun 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki tazminat isteme koşulları gerçekleştiğinden davalı vekilinin tazminat şartlarının oluşmadığına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiştir.
C.Tebliğname yönünden;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin davalı vekiline 22.10.2018 tarihinde tebliğ edilmesinin ardından, davalı vekilinin sunduğu 23.10.2018 tarihli dilekçesinin katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz talebinin kesinlik sınırının altında olduğundan bahisle reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/823 Esas, 2018/2429 Karar sayılı kararında davacı vekili ve davalı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca … 6. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05.2023 tarihinde karar verildi.