Yargıtay Kararı 7. Ceza Dairesi 2022/15567 E. 2023/2793 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15567
KARAR NO : 2023/2793
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/3317 E., 2022/66 K.
KATILANLAR :
SUÇ :556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye muhalefet
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adlîye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 … maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2011 tarihli ve 2010/764 Esas, 2011/173 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan (mülga) 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 … hapis ve 2000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve suça konu eşyaların müsaderesine hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 20.04.2011 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

2.Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/593 Esas, 2019/925 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası uyarınca 10 … hapis ve 2000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

3.Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/593 Esas, 2019/925 Karar sayılı kararının sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge adlîye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 03.03.2021 tarihli ve 2020/1572 Esas, 2021/886 Karar sayılı kararı ile;
” 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılması nedeniyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/7. maddesinin aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemlerinin gereğinin yerine getirilmesi ile neticesine göre sanığın yasal durumunun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmeyerek hüküm kurulduğu gibi,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
1-Sanığın işyerinde birden fazla katılana ait sahte markalı ürünleri sattığının kabul edilmesini karşısında sanık hakkında hükmolunan cezada zincirleme suç hükümlerini düzenleyen TCK’nın 43/2 maddesinin uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmediği gibi, anılan yasa maddesinin uygulanıp uygulanmaması yönünde olumlu ya da olumsuz bir hüküm
kurulmadığı,
2-Mahkumiyetine karar verilen sanık hakkında temel ceza belirlenirken hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan, adlî para cezasının ise alt sınırdan uzaklaşılarak teştiden hükmolunması suretiyle hükümde çelişki oluşturulduğu,” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, 5271 sayılı Kanun’un 283 üncü maddesi gereğince lehe kazanılmış hak ilkesinin mahkemesince gözetilmesine karar verilmiştir.

4.Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/350 Esas, 2021/653 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında marka hakkına tecavüz suçundan 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca neticeten 10 … hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

5.Bursa Bölge adlîye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/3317 Esas, 2022/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmadan, Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2021 tarihli ve 2021/350 Esas, 2021/653 Karar sayılı sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün kaldırılmasına, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 02.12.2022 tarihli ve 2022/396021

sayılı, düzeltilerek onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri;
1.Dosyada usûlüne uygun şekilde alınmış arama ve el koyma kararının mevcut olduğuna,

2.Arama kararına ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmaması nedeniyle elde edilen delillerin usûlsüz olduğunun ileri sürülemeyeceğine,

3.Sanığın atılı suçu işlediği yönündeki ikrarı karşısında, ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulmaması halinin suçun oluşumunu etkilemeyeceğine,

4.Sanığın beraati yönünde verilen Bölge Adlîye Mahkemesi kararının usûl ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Katılan firmalar adına vekilinin 14.09.2010 havale tarihli şikâyet dilekçesi ile Pabucci isimli iş yerinde hak sahibi oldukları tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama – el koyma tedbirlerinin uygulanması talebi ile şikâyetçi olmuştur.

2.Bursa 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.09.2010 tarihli ve 2010/1614 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda, ilgili iş yerinde, 15.09.2010 tarihinde, Cumhuriyet savcısı hazır bulunmaksızın; altı polis memuru, şikâyetçi firmalar vekili ve sanık hazır bulunduğu halde yapılan aramada; üzerilerinde katılan firmalar adına tescilli markalar bulunan toplam 273 adet çanta, cüzdan ve ayakkabıya el konulmuştur. Arama işleminin icrasında işlem tanıklarının hazır bulunmadığı anlaşılmıştır.

3.Sanık arama ve el koyma tutanağını herhangi bir itirazı olmaksızın iş yeri sahibi sıfatı ile imzalamıştır.

4.Dosyada mevcut 04.02.2011 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu ürünlerin orijinal olmayıp, taklit markalı olduklarına ve katılan üç farklı firmanın marka haklarına tecavüzde bulunulduğuna dair görüş bildirilmiştir.

5.Sanık savunmalarında; müşterilerin talepleri üzerine suça konu ürünleri dükkânına getirip satmaya başladığını, suç olduğunu bilmediğini beyan ederek atılı suçlamayı tevil yollu ikrar etmiştir.

6.İlk Derece Mahkemesince, sanığın suça konu taklit markalı ürünleri satışa arz etmek suretiyle atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.

B. Bölge Adlîye Mahkemesinin Kabulü
Usûlüne uygun olarak Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen bir arama kararı mevcut olsa da; bu kararın Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın kolluk görevlileri tarafından yapılan infazında, 5271 sayılı

Kanun’un 119 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının âmir hükmüne aykırı olarak, arama işlemi sırasında ihtiyar heyeti veya komşulardan iki kişinin hazır edilmemesi nedeniyle, sanıktan ele geçen eşyaların ele geçiriliş şekli itibarı ile hukuka uygun delil olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi ile sanığın beraatine karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
Usûlüne göre alınmış bir arama kararı bulunan somut olayda; bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmadığı, sanığın arama sonucunda ele geçen eşyaların kendisine ait olduğuna ve iş yerinden ele geçirildiğine ilişkin ikrarının mevcut olduğu, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 Esas numaralı (Jakop Gabriel) bireysel başvuru kararında belirtildiği üzere; her ne kadar o yer ihtiyar heyetinden ya da komşulardan iki kişi hazır bulundurulmadan arama yapılması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de; sanığın ikrarının bulunması ve arama işleminin icrasına yönelik bir itirazının bulunmaması karşısında; usûle ilişkin bu eksikliğin, arama işleminin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği, usûlüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” sayılmalarının ve mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edememelerinin kabul edilemeyeceği gözetilerek; sanığın üzerine atılı suçtan mahkumiyeti gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle beraatine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bursa Bölge Adlîye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 04.01.2022 tarihli ve 2021/3317 Esas, 2022/66 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Bursa Bölge Adlîye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.03.2023 tarihinde karar verildi.