YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/8847
KARAR NO : 2023/1626
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin olduğu belirlenmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Davacı vekili 13.09.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından 01.04.2011 tarihinde gözaltına alındığını 05.04.2011 tarihinde tutuklandığını, 16.03.2012 tarihinde tahliye edildiği ve hakkında beraat kararı verildiği, tutuklandığı dönemde işe gidememesi nedeniyle maddi zarara uğradığını, ceza evinde masraflarının olduğunu, makul süreyi aşan yargılama nedeni ile haksız olarak tutuklu kaldığı günler için 100.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminata gözaltı tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Davalı vekili 09.10.2017 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süresi içerisinde açılmadığından süreden reddi gerektiğini, davanın yetkili mahkemede açılmadığından reddi gerektiğini, tutuklamanın haksız olmadığı davacının kendi yaptığı fiiller nedeniyle bu duruma sebebiyet verdiğinden tazminat verilmemesi gerektiğini, davacının maddi tazminat istemini belgelendiremediğinden reddi gerektiğini, maddi tazminat hesabına ceza evi masrafları ailenin veya yakınlarının yaptığı masrafların dahil edilmemesi gerektiğini, manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiğini, öne sürmüştür.
3. … 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.11.2018 tarihli ve 2018/306 Esas, 2018/351 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
4. … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/1617 Esas, 2019/1054 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığın 14.11.2021 tarihli tebliğnamesi ile davalı vekilinin temyiz isteminin kesin nitelikte olduğundan reddini, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasını talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Davalı vekilinin temyiz istemi;
Davanın reddi gerektiğine, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın fahiş olduğuna, karşı vekalet ücreti istemine, ilişkindir.
B. Davacı vekilinin temyiz istemi;
Müvekkilinin haksız bir şekilde uzun süre tutuklu kalmasının maddi ve manevi zarara yol açtığına, eşinin tutuklanmadan kısa bir süre önce vefat ettiği, tutuklanması ile de çocuklarının yalnız kaldığı, çalışamadığından gelir kaybına uğradığı, maddi sorunlarının tahliye olduktan sonra da devam ettiği, ceza evi masraflarının maddi tazminata dahil edilmesi gerektiğine, bu nedenle hükmedilen maddi ve manevi tazminatın eksik olduğuna, ilişkindir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/102 Esas – 2017/210 Karar sayılı dava dosyasında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından yargılandığı, 01.04.2011 – 16.03.2012 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 11.05.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş gerekçeli kararın 11.07.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı, davacının tutuklu kaldığı sürelerin mahsup edilmediği, hakkında aynı taleple açılan başkaca dosyasının bulunmadığı belirlenerek 7.727,76 TL maddi 8.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, istinaf merci, maddi tazminatın fazla olduğundan 7.703,00 TL’ye yükseltilmesi, manevi tazminatın eksik olduğundan 11.000 TL’ye yükseltilmesi ve buna göre değişen vekalet ücretinin 2.244,00 TL olması gerektiğinden, bu kısmın düzeltilmesi suretiyle, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan … 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/102 Esas – 2017/210 Karar sayılı dava dosyasında davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve ihaleye fesat karıştırma suçlarından yargılandığı, 01.04.2011 – 16.03.2012 tarihleri arasında 350 gün gözaltı ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan 11.05.2018 tarihinde, ihaleye fesat karıştırma suçundan ise 23.03.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanunun 142 inci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmıştır.
Maddi tazminatın, davacının tutuklu kaldığı döneme ilişkin net asgari ücret üzerinden hesaplanan “7.585,10’’ TL yerine, bu miktarın üstünde kalacak şekilde “7.703’’ TL olarak tayin edilmesi suretiyle, davacı lehine fazla maddi tazminata hükmolunması temyiz edenin sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz kesinlik sınırının 58.800,00 TL olması, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 15.727,76 TL olması ve bu karara yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hükmedilen tazminat miktarının 18.703,00 TL olarak düzeltilerek esastan ret kararının verilmiş olması nedenleriyle 6100 sayılı Kanun’un, 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi ile değişik 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca davalı açısından kesin olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
1.Hükmedilen maddi tazminat miktarı yönünden;
Davacının geliri ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin kazanç kaybı miktarı konusunda itibar edilebilecek herhangi bir belge ibraz edemeyen davacının, bahse konu döneme ilişkin olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının ceza evi harcamalarının 5271 sayılı Kanunun 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında hüküm altına alınamayacağı dikkate alındığında, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
2. Manevi Tazminat Talebi Yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması, hukuka aykırı bulunmuş ve tebliğnamede esastan ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Davalı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde A bendinde açıklanan nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/1617 Esas, 2019/1054 Karar sayılı kararına yönelik davalı vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden;
Gerekçe bölümünde (B-2) bendinde açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 11.12.2019 tarihli ve 2019/1617 Esas, 2019/1054 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca … Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2023 tarihinde karar verildi.